kapat

06.10.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
pandora
Bizim City
Sizinkiler
Rehber
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
YeniBinyil
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Telsim
AHMET TAN(tana@sabah.com.tr )


Halkın diplomatiği

Parlamenter demokrasi son sözü parlamentonun söylediği demokrasiye deniyor. Elhamdülillah bizim ülkedeki gibi. Başkanlık demokrasisi ise son sözü Cumhurbaşkanı'nın söylediği demokrasi. Mateesssüf Amerika Birleşik Devletleri'ndeki gibi.

Şu Ermeni Tasarısı gelişmesinden sonra bu tanımları gözden geçirmek şart oldu.

Düzmece soykırım yaratma meselesinde Amerika'da son sözü kesinlikle Cumhurbaşkanı'nın söyleyemediği anlaşıldı.

Son söz meğer kongrenin yani parlamentonunmuş.

Demek ki bu ülkede başkanlık demokrasisi değil, parlamento, pardon kongre demokrasisi varmış.

Bize gelince, son sözü ne yazık ki parlamento söyleyemiyor. Belki söylermiş gibi yapıyor. Ama asıl sözü, hükümet (şimdi de cumhurbaşkanı) söylüyor.

TBMM iş işten geçtikten sonra devreye ancak girebildi. Dün partilerin grupbaşkanvekilleri ancak bir ortak bildiri yayınlayabildi.

Çok uzun yıllardan beri her hükümet döneminde Ermeni iddialarına karşı tüm girişimleri, temasları, lobilerin yönetimini Dışışleri Bakanlığımız üstlendi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi hiç devrede olamadı.

Hatta bu konu üzerinde düşünülmedi bile!

***

Bunda Meclis başkanlarının büyük vebali ve sorumluluğu var.

Parlamento diplomasisi, dünyada son yıllarda hızla yaygınlık kazanan bir politik etkinlik alanı.

Çünkü politika ve diplomasi bir bütünün iki parçası. Parlamenter diplomasi kamuoyuna açık, halkın ilgisiyle desteğiyle yürütülen diplomasidir.

Parlamenter diplomasi uluslararası örgütlerin parlamenter meclisler oluşturmasıyla kurumsallaşmaya ve öne çıkmaya başladı.

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, NATO Parlamenterler Asamblesi gibi uluslararası meclislerin kurulmasıyla milletvekilleri diplomatik sürece daha çok katılmaya başladılar.

Ama bunun Türkiye'ye bizim Meclis'e yansıması hala mümkün olmuyor.

Gerçi TBMM'de 5 ayrı uluslarası delegasyon görev yapıyor. Çok sayıda parlamentolararası dostluk grubu bulunuyor. Dışışleri komisyonumuz var. Her birisinin başında değerli devlet ve siyaset adamları görev yaptı, yapıyor.

Ama nedense kurum ve kavram olarak parlamenter diplomosisine Meclis de, hükümetler de sıcak bakmıyor.

Hükümetler, daha doğrusu dışışleri bakanlıkları, milletvekillerinin uluslararası ilişkilerde aktif rol oynamasına kolayca anlaşılabilecek nedenlerle sıcak bakmıyor.

Ama Meclis yönetimlerinin ulusun temsilcisi olarak, uluslararası ilişkilere bu kadar uzak kalmasını anlamak kolay değil.

Oysa milletvekilleri parlamenterler arası ilişkilerde halkın gereksinmelerini

ve reflekslerini diplomatlardan çok daha hızlı ve açık biçimde ortaya koyabiliyorlar. Onların bu etkinliği klasik diplomasinin işlevlerine gölge düşürmüyor, aksine yardımcı oluyor, önünü açıyor.

Amerikan Kongresi'ni dolduran politikacıların yaptığı da bu.

Ermeni asıllı Amerikan yurttaşlarının Türkiye'ye yönelik ölçüsüz nefret ve öfkesini Amerikan diplamasisine ve yönetime aldırmadan "egemenlik ulusundur" diyerek seslendiriyorlar, hatta belgeye dönüştürebiliyorlar.

Bir ülkenin parlamentosunun muhatabı ancak öteki ülkenin parlamentosudur.

TBMM, Amerikan Kongresi'nde çıkartılmaya çalışılan düzmece soykırım kararı için ilk adım atıldıktan sonra bir heyet göndermeyi akıl edebildi.

Çünkü Türkiye'nin parlamento diplomasisi diye bir refleksi Avrupa Konseyi Parlamentosu'na gönderdiğimiz ilk mebus heyetinin üzerinden 51 yıl geçtiği halde ne yazık ki oluşamadı.

Amerikan Kongresi üyelerinin, Türkiye'yi uluslararası saldırılara açık hale getirecek bu çarpık ve düşmanca tavrından sonra, Türkiye Büyük Millet Meclisi de parlamento diplomasisinin gereklerini yerine getirmeye inşallah başlayacaktır.

Ama bunun ilk adımı herhalde Kızılderili Katliamı için Meclis'e karar tasarısı sevk etmek türünden bir Red Kit'lik olamaz.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır