Yani bu kadarına da pes doğrusu!... Adamcağız sırf Mısır'daki bir üniversiteden diplomalı olduğu için öğretmenlik görevinden alınıyor. Bana kalırsa bu bir rezalet!... Gerçi bugünlerde bizim fırlattığımız oklar Milli Eğitim Bakanlığının çatısına düşüyor ama onların yaptığı haksızlıkları görmemezlikten de gelemeyiz. Peşin söyleyeyim, benim ne kastım var, ne de garezim... Anlatayım;
Adı Adem Bican, Zonguldak ili Devrek ilçesinde İmam Hatip Lisesi öğretmeni... Bu öğretmenlik görevini 7 senedir yapıyor. Bu mesleğe atanışı da şöyle olmuş; 86-87 yıllarında İstanbul-Kartal İmam Hatip Okulundan mezun olmuş. Aynı yıl Mısır'ın El-Ezher Üniversitesi'ne kayıt yaptırmış. Bu arada Milli Eğitim Bakanlığı'na dövizsiz özel öğrenciliğinin tanınması için müracaat etmiş, başvurusu kabul edilmiş. Bu durum belgelerle sabit... 91 yılında El-Ezher İlahiyat Fakültesi'nden mezun olmuş. 92 yılında YÖK'ten denklik belgesi almış. 93 yılında da Milli Eğitim Bakanı emri ile Rize-Çayeli İmam Hatip Lisesinde öğretmen olarak göreve başlamış. Bu süre içinde de Bakanlığın 657 sayılı yasa gereğince, öğretmen olabilmesi için ondan istediği her türlü belgeyi teslim etmiş.
94-96 yıllarında ise, yedek subaylığını Jandarma olarak yapmış. Teğmen rütbesi ile Diyarbakır Jandarma Asayiş Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğünde, Arapça tercüman olarak görev yapmış. Bu arada Diyarbakır Jandarma Komutanlığı'nca 30 Ocak 96 tarihli, taktirname yazısı ile Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve TSK'na yaptığı hizmetler nedeniyle onore edilmiş. Daha sonra tekrar öğretmenliğe dönmüş. Ancak bütün bu olumlu gerçeklere rağmen Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü'nden aldığı bir yazı onu kahretmiş. Gelen yazıda kendisinden, "Diploma denkliğinin iptal edildiği, bu münasebetle Bakanlık Genel İdari Hizmetleri Sınıfında çalıştırılmak üzere başvurması" istenmiş.
Tabii adamcağız bu yazıyı alır almaz şoke olmuş. Bana yazdığı yazıda, "Gerek görev yaptığım okullarda, gerekse askerlik yükümlülüğümü yerine getirdiğim kıtamda hiçbir yasa dışı durumumun olmadığı belgelerle ortadadır. Ancak bütün bu olumlu gerçeklere rağmen Anayasaya, Kanuna ve Yönetmeliklere aykırı olarak hukuk dışı bir yaptırımla karşılaşmış durumdayım. Bana gelen yazıda, Anayasa çerçevesinde elde ettiğim kazanılmış haklarım iptal edilmekte ve öğretmenlik mesleğim elimden alınmaktadır. Evli ve 2 çocuk babasıyım. Çevremde herkes beni öğretmen olarak tanıyor. Ülkemi, milletimi ve devletimi çok seviyorum. Devletin devamlılığı açısından, kanunlarla vatandaşlarına tanıdığı hakların sonradan telafi edilemeyecek şekilde elimden alınmasını anlamakta zorluk çekiyorum. Zira ben devletin bana verdiği haklardan yararlanarak tahsil yaptım. Suçum devletime güvenmek midir?..."
Şimdi gelin de çıkın işin içinden... Adamcağızın bütün suçu, devletin müsadesi ile Mısır'daki bir fakültede okumuş olmak mı?... Eğer sakıncalı idi ise, oraya gitmesine niçin izin verdiniz?... Böyle saçma sapan şey olmaz. Vatandaş bundan böyle kime güvenecek?... Hani devletin devamlılığı vardı...