kapat

06.10.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
pandora
Bizim City
Sizinkiler
Rehber
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
YeniBinyil
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Telsim
SELAHATTİN DUMAN(sduman@sabah.com.tr )


Lokma oldum hamurdan..

Dünden özet: Yazar son risalesinde dekorasyon dergileri tarafından nasıl dolduruşa geldiğini hikaye ederken, bu konuda yalnız olmadığının da altını çizmiş; İstanbul sosyetesi ile aynı akibeti paylaştığını itiraf etmişti..

Bu "ev dekorasyonu" dergilerinin mobilyacı esnafı ile işbirliği yaptığından hiç şüphem kalmadı.. Mobilyacılar birşey üretiyor veya ithal ediyor, diyelim.. O yaptıkları neyse o saat bu dergilerin tümünde moda oluyor..

Benim sersemliğimde işte tam bu noktadan başlıyor.. Dedik ya! İlla ki bahçeli evde oturup; bu dergilerin deyişi ile "Kendimize özel bir mekan yaratacağız" diye..

Tuttuk, elimizde avucumuzda ne varsa yan yana koyup bahçeli bir ev aldık.. Ev bizim keseye uygun olduğundan üç koca görmüş dul kadın gibiydi.. Mecburen tadilat için hamle yaptık..

***

Bir bodrum katı vardı kullanılmayan, orayı ev sineması haline getirdik.. Çatıyı açtırıp oraya bir çalışma odası kondurduk ki fikirlerimizi buradan yayalım..

İki katlı ev oldu sana dört katlı.. Her kat arası onaltı basamak.. İyi de bu düzen benim aklıma uygun değil..

İnip çıkma eylemi..

Çalışma odasına, yani dördüncü kata, 32 basamak sayıp çıkıyorum.. Tam bilgisayarı açıp çalışmaya başlayacağım.. Kafa bir yere takılıyor.. Kafası bir yere takılan her TC vatandaşı gibi elimiz sigara paketine gidiyor..

Ancak paket yok!

Nerede? İki kat aşağıda, salonda.. Koşturup iniyoruz.. Sigarayı kapıp çıkıyoruz etti mi sana 64 basamak daha? Soluklanıp cıgarayı çıkardığımızda çakmağın yanınızda olmadığını keşfetmek, bilmem ne idaresine veya boşta gezer herhangi bir kuruma küfür etmekle sonuçlanıyor..

Bir 64 basamak daha bastıktan sonra cıgarayı yakıyorsunuz.. Tam kendinizi yazıya vereceksiniz: Dürülülü.. Dürülülü..

Cep telefonu çalıyor.. Ulan nerede bu meret.. Yoksa!

Demeye kalmıyor cep telefonunun iki kat aşağıda, mutfakta olduğunu hatırlayıp yeniden start alıyorsunuz.. Cebe ulaşıp alo dedikten sonra dönmek bir 64 basamak daha..

Hesapladım.. Uyanıp da evden çıkana kadar ortalama 400 basamak yapıyorum, eve gelip de yatana kadar ise 500 basamak.. Nereden baksanız günde bin basamağa yakın bir tırmanma..

***

Kendime icat ettiğim bu zulmü farketmek iki ayımı aldı.. İkitelli'den Nişantaşı'na gelmişiz.. Yani öbür binada hergün idman yaptığımız spor salonu yok..

Onun yerine haftada iki gün futbol oynuyoruz, o kadar.. Parmak hesabına vurmaya kalkışmadan durduk yerde kilo alacağımı bilmem lazım.. Oysa bu evde tam tersine oldu.. Üç ayda merdiven ine çıka dört kilo verdim..

Oysa benim iştahım hareket etmeden böyle bir sonuca elverişli değildir.. Herkesin açılıp kapanan iştahı vardır, benim ki sadece açılmaya yarar.. Yemeğe başladığımda birileri "Sen doydun.." demesse farkedip durmam..

Kilo kaybı o sebepten şaşırttı beni ve bunu farkettikten sonra da basamak hesabı tutmaya başladım..

Haydi bunları geçtim.. Ev dekorasyon dergilerinin bünyemde yaptığı tahribat kilo hesabında kalsaydı ona da razıydım.. Asıl tahribat bütçede oldu..

Yeni ev sahibi olup, tadilat yaptırmışız.. Bu durumda eve de yeni eşya koymamız lazım.. Bu durumda ne yaparsınız?

Önce eşin dostun tavsiyesini alır, sonra kendi bildiklerinizi işin içine katarsınız.. Üç aşağı beş yukarı bir hesap çıkar.. Haaa! Bir de dekorasyon dergileri var..

Kat karşılığı dolap..

Nitekim ben de öyle yaptım.. Ne kadar bildik varsa danıştıktan başka dekorasyon dergilerine sarıldım..

Ne minimalist tarz kaldı dibini eşelemediğim ne Türk-İslam sentezi.. Önce salona üç parça çift kişilik koltuk yapıp kondurdum.. Şeklini şemalini de yine bu dekorasyon dergilerinden birinden tesbit ettim..

Eve gelip gidenler dudak büktü.. "Çok klasik bir hava vermişsin.." dediler.. Çiftli koltuklardan birini yakınlarımdan birine verdim.. Yerine İtalyan tarzı birşey buldum..

Yine aynı tarz bir masa.. Gelip giden yine dudak büktü: "Evi showroom'a çevirmişsin!"

Önceden beğenip aldığım eşyalardan eş dost vetosu yiyenleri sağa sola verip azaltıyorum.. Sırf minimalistlik olsun diye.. Beğenmiyorlar.. "Boş kalmış.." diyorlar..

Oradan buradan topladıklarımı tıkıştırıyorum.. Bu sefer de "Eve bir kimlik verememişsin.." dedikten sonra "Ben olsam.." diye başlıyorlar..

***

Bir yakınım evi gezerken "Şuraya şöyle bir dolap lazım.." tavsiyesinde bulundu.. Söylediği dolabı da nerede bulabileceğimi tarif etti.. Kız istemeye gider gibi gittik dolap görmeye..

Şöyle adam boyunda birşey.. Bir seyahat bavulunun hormonlusu.. Mekanın içine dikine yerleştiriliyor.. Açıldığı zaman içi gardolap gibi duruyor.. Eh! Güzel.. Oldu olacak, kırıldı nacak!

- "Alalım bari.." dedim.. "Kaça bu?" diye sordum..

Mobilya alırken fiyat sordunuz mu üç dakika bekleyeceksiniz.. Çünkü sorunun muhatabı o mağazanın satıcısı değil de sanki Merkez Bankası'nın kambiyo işlemleri masası şefi..

Hesap makinası çıkıyor.. Fiyat İtalyan liretinden Amerikan dolarına çevriliyor.. Oradan Türk lirasının sıfırları seçiliyor.. Üzerine KDV'si de eklendikten sonra ki bu işlem üç dakikayı buluyor, fiyatı söylüyorlar..

- "Beş milyar 165 milyon lira.."

Şaka söylemiyorum.. Bir bavul irisine istenen para.. Şimdi "param çıkışmaz.." deyip, imajımıza at sineği kondurmanın alemi yok tabii.. Mecburen "Başka renkleri yok mu?" deyip işi yokuşa süreceksin..

Satış görevlisinin "Pazar çantası mı bu?" şeklindeki bakışlarına da aldırmayacaksın..

O sırada aklımdan hesap yapıyorum.. Benim bir kooperatif dairem var, satıp üzerine de bankadan tüketici kredisi alsam.. Gözü kör olmayasıca bavul dolabın parası ancak çıkışacak..

Bütçeyi batırdığımız birşey değil.. Eninde sonunda biri eve geldiğinde "Bu dolap burada biraz şey durmuyor mu?" deyip, hislerimle oynayacak..

Kararımı o gün verdim ve evdeki bütün dekorasyon dergilerini toplayıp çöpe attım.. Dekorasyon olayını da unuttum..

Evime gelip de beğenmemezlik edenleri şimdiden uyarıyorum.. Dekorasyon konusunda fikir beyan edenlere "Lokma oldum hamurdan, benim huyum çamurdan.." deyip bir stil bulana kadar yükleneceğim..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır