kapat

06.10.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
pandora
Bizim City
Sizinkiler
Rehber
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
YeniBinyil
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Telsim
GÜNGÖR MENGİ(gmengi@sabah.com.tr )


Sen de mi?

Özal'ın Başbakan yaptığı Akbulut, Temel fıkraları ile yarışan alaycı şakalara konu olan bir siyaset adamıydı.

Yetenekleri sınırlı da olsa "temiz ve dürüst" imajı, onu koruduğu gibi, yüceltti de.

Dürüstlüğün, az bulunur meziyet haline geldiği ahlâki çözüntü iklimi, Akbulut'u Meclis Başkanlığı koltuğuna da oturttu.

Bugünkü SABAH'ın orta sayfasındaki haber "Temiz Akbulut" efsanesinin son perdesini açıyor.

Eşiyle birlikte Amerika'ya gittiğinde 54 bin dolarlık sağlık kontrolu faturasını devlete ödetmiş..

Yenilenecek olan Meclis Başkanı seçimine yatırım olur düşüncesiyle meclise 135 yeni personel almış.. Bunlar, seçmeni durumundaki milletvekillerinin ricası ile kapısını çalan insanlar..

Kâmran İnan'ın dediği gibi 1980 öncesi iki meclis varken 650 kişi çalışıyordu; bugün tek mecliste 5 bin 500 kişi çalışıyor.

Meclisteki hademeler, bir çok kamu kuruluşundaki genel müdürlerden bile yüksek maaş alıyor. 170 makam aracı, 60 servis aracı, lojmanlar, kreşler.. Meclisin her çalışma saati devlete 50 milyar liraya mal oluyor.

Sömürge yönetimleri seçkinlerine has imtiyazlardan yararlanıyor olmanın ayıbını ortadan kaldırmaya çalışacak yerde, milletvekilleri bu yağmaya akrabalarını ve yandaşlarını da ortak etmenin yarışını yapıyorlar.

Seçim bölgelerinde suyu, yolu, okulu olmayan, işsiz ve yoksul hemşehrilerini hatırlayıp vicdanları sızlamıyor.

"Dürüst Akbulut" da "oy gelecek yerden fedakârlık esirgenmez" zihniyeti ile tek sermayesini düşüncesizce harcıyor.

Sınırlı yeteneklerine rağmen onu saygın ve heybetli gösteren "dürüstlük" kaftanı üstünden kayınca cascavlak kalıyor.

Akbulut örneği "sağlığın değil, hastalığın bulaşıcı olduğunu" bize acı bir ders olarak tekrar öğretiyor!

İstikrarda kalite..
Anayasa Mahkemesi, son ayların tartışmalı KHK'lerine esas olan yetki yasasını iptal etti.

Bu karar şu soruyu gündeme getirdi:

Acaba Cumhurbaşkanı Sezer'in KHK'leri veto ederken öne sürdüğü gerekçeler ve hükümetle girdiği polemikte yaptığı konuşmalar, Anayasa Mahkemesi'ni etkiledi mi?

Sezer'in, yetki yasasını onayladıktan sonra kendisini ziyaret eden Yargıtay üyelerine "Anayasa Mahkemesi'nde kalsaydım yasanın iptali yönünde oy verirdim. Ama Cumhurbaşkanlığı makamına oturunca farklı pencereden bakmak zorunda kalıyorsunuz" dediği unutulmadı..

Şimdi "Hukukun üstünlüğü derken yasama ve yürütme erkine karşı yargının üstünlüğü gibi bir dayatma ile mi karşı karşıya kalıyoruz?" şüphesine dayanan yeni bir tartışma dönemi açılabilir.

Her şey bir yana olay, üçlü koalisyonla sağlanan istikrarın "kaliteli bir istikrar" olmadığı gerçeğini ortaya koyuyor.

İstikrara kalite kazandırmak, iktidarın birinci öncelikli sorunu haline gelmiştir artık.

Bu da meclisin yasa çıkarma etkinliğini arttırmasını gerektirecektir. Diyalog ve uzlaşma daha büyük önem kazanacak.

Asıl sınav şimdi başlayacak..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır