|
|

Eski Türk filmleri gibi
Takımları takip eden yorumcular ve muhabirler, oynanan maçlardan sonra futboldan memnun olmadıklarını söylüyorlar. "Şu maç süper oynandı. Bizim takım (renkli gözlükle bakan spor yazarları) çok iyiydi" diyene ve yazana rastlamadım.
Mustafa Denizli diyor ki, "7. hafta oynandı, lig başladığı yere döndü." Hiç ümitsiz Trabzon, "Bu işte ben de varım" demeye başladı. G.Saraylılar "Biz süperiz" diyorlar. Beşiktaş için önce normal yazan, Barcelona maçından sonra methiyeler düzen yazarlar, şimdi tehlike işareti veriyorlar. Leeds antrenmanda bile rakibine 6 gol atamıyor. Werder Bremen 6 golü uzun zamandır yanyana göremedi. Galatasaray leblebi gibi goller yiyor. Milli Takım da İsveç'e gidiyor.
Geçtiğimiz yıllarda G.Saray'ın maçlarına keyifle giderdik. Tempo, heyecan, aşk, ihtiras hepsi vardı. Şimdi onlar da eski Türk filmi gibi oynamaya başladılar. Futbolumuzun kalitesi bu. İyi olması için de hiçbir şey yapılmıyor. Kulüpler, "Yabancı futbolcu" dedi, çoğu kenarda oturuyor. Canla başla mücadele eden bizim yerliler, daha başarılı oluyorlar.
Yabancı konusunda istisnai bir başkan var. İlhan Cavcav. Geremi'yi 150 bin dolara aldı. Real Madrid'e tamı tamına 5 milyon dolara sattı. Ve o Geremi, Sydney Olimpiyatları'nda en iyi futbolcu seçildi; en çok prim yapan oyuncu oldu. Böylesini alıyorsan ne alâ... Ama turşulara dikkat edeceksin.
Bir kuruluş G.Saray'ı dünya ikincisi yapmış. Biraz daha sıksaymış birinci yaparmış. Bu kuruluş nedir, nerede kurulmuştur? Dünyada bu kuruluşa itibar eden var mıdır? Böyle bir kuruluşun ikinci yaptığı G.Saray, CNN sıralamasında ilk 10'da yok. Demek ki birinden biri sakat. CNN de kim oluyor? Alt tarafı bir dünya haber kanalı!
Dünya Kupası elemeleri oynayacağız. Şenol Güneş, sakın sakat futbolcularının arkasına saklanmasın. Ali Eren milli takımın son maçlardaki en büyük kozuydu. Rakibini bu kadar bozan bir defans adamı zor bulunur. Bir takım için mutlak ihtiyaç. Denizli, Terim olsalardı, Scala'ya rağmen kesin alırlardı. Demek ki Şenol Güneş gerek görmemiş.
Düşün artık polisin yakasından
"Özelleştirme" dedik, "Devlet yalnız takipçi olsun, vatandaşın sağlığından ve adaletten sorumlu olsun" dedik. Özal döneminde daha da ileri gittik, futbolu özerk hale getirdik. Hatalar olmuyor mu, tabii var. Ama bayağı da iyi oldu. Şenes Erzik'in başlattığı televizyon ihaleleri, bazı eksikliklere rağmen Haluk Ulusoy'un da çabasıyla bu miktarlara çıktı. Görüntü o ki, seneye yapılacak ihale geçtiğimiz iki yılın üstünde bir rakamla sonuçlanacak. Artık kulüplerimiz zengin idareci ve başkan aramayacak. Maddi açıdan kendilerine yetmeye başladılar bile... Tabii bunları hakikaten yöneticisi olan kulüpler için söylüyorum. Ama bakın bir noktayı kaçırıyoruz, madem artık kulüpler de kendilerini kurtardılar, güvenliklerini niye hâlâ devletten istiyorlar?
Gelsin bin polis, gitsin iki bin polis. Adamlar sabah saat 11.00'de gelecekler, kulüplerin babasının uşağı gibi ayakta ortalama 10 saat mesai verecekler, ayrılacaklar saat 23.00'te... Neymiş efendim, "Maçların asayişini sağlayacaklarmış." Polisin eline vereceksin jiletle kesilmiş kaşar bulunan bir kuru sandviç, yanına bir de kutu kola, çalıştıracaksın 10 saat. Maaşlarını da ben vatandaş olarak vergimle ödeyeceğim.
Hayır arkadaş! Sen güvenlik birimlerini kuracaksın, stadın içinde ve dışında asayişi temin edeceksin. Ve bu güvenlik birimlerini resmi polisin yönlendirmesi ve planlamasıyla hedefe ulaşacaksın. Bunların parasını da kulüp olarak cebinden vereceksin. Devletin polisi sizin kapıkulu görevliniz değildir.
Asker, bayrak ve şeref!
Bakan, GSGM, Güreş Federasyonu Başkanı orada, ama bu Ay-yıldızlı bayrağı takmadan güreş yapan Harun Doğan da orada... Hiç hikâye anlatmayın. Orada Bakan, Genel Müdür veya Güreş Federasyonu Başkanı olsam, Harun denen adam mindere çıkar çıkmaz, kolundan tuttuğum gibi çizgilerin dışına fırlatırdım. Bakan dahil tüm yöneticiler, "Yapacağız, edeceğiz" diye eveleyip geveliyor. Böyle giderseniz, sporun başına bir general gerekecek. Hiç olmazsa, herşeyimi feda edebileceğim bayrağım uğruna şerefsizlik yapanları kulağından tutup çöpe atabilir. Çünkü askerler, lafları hiç yuvarlamadan, "dan" diye söylüyorlar. Bu kadar yumuşağın (!) çok olduğu bir yerde tek başına asker mücadele ediyor. Helâl olsun onlara, arkadaş.
Eğer korner atışı direkten dönerse
Bir korner kararı verdiniz. Hücum eden takımın oyuncusu atışı kullanıyor.
1. Top kimseye dokunmadan hakeme çarpıp geri geliyor. Korneri kullanan oyuncu bir daha vuruyor ve top doğrudan kaleye giriyor
2. Top yine kimseye dokunmadan direğe vurup geri geliyor. Korneri kullanan oyuncu bir daha vuruyor ve top doğrudan kaleye giriyor
Hakemsiniz, ne karar verirsiniz?
GEÇEN HAFTAKİ SORU
Penaltı atışında oyuncu topa kaleye doğru yavaşça dokunuyor ve bir takım arkadaşı herkesten önce davranıp, kimse dokunmadan topa vuruyor ve gol atıyor. Karar ne olur?
GEÇEN HAFTANIN YANITI
Karar: Gol.
Entel maskesi
Fethullahçılar yıllarca futbol takımlarımızın içinde cirit attılar. Büyük takımlar da dahil... Onların görüntüleri daha değişik. Onları Vakko, Beymen, İtalyan elbiseleri giyen erkekler ve bayanlar gibi görürsünüz. İmajları değişiktir. Kafalarına göre devrimi yaptıktan sonra esas görüntülerine bürünecekler. Çünkü hepsinin ayrı bir yoğurt yiyişi var.
|
 |
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|