|
|
ŞÜKRÜ KIZILOT(skizilot@sabah.com.tr
)
|
  
Yatırımcıdan, iç genelgeyle vergi alınır mı?
Aslında, bırakınız iç genelgeyi, tebliğ ile ya da yönetmelikle hatta hatta kararname ile dahi ergi alınamaz. Anayasamızın 73. maddesi son derec açık. Maddeye göre; vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler, kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. Ancak, daha önce kararname ya da tebliğlerle de vergi alınmak istenildiğine ve bunların da Danıştay'ca teker teker iptal edildiğine tanık olduğumuz için, olayı pek de yadırgamıyoruz.
Yatırımcıdan, iç genelge ile alınmak istenen vergiyi ve vadesi gelmemiş taksitlerin durumunu dünkü yazımızda ayrıntılı olarak açıklamıştık. Bugün, konunun iki yönü üzerinde durmak istiyoruz.
İç genelge yayınlanmalı
Maliye Bakanlığı, bir süre önce, 2000/3 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu iç genelgesinde, yatırım indirimi stopajının ödenmesi ve iadesiyle ilgili esasları açıkladı. Genelgede özetle; ".... stopajın tahsil edilmiş taksitlerinin iade edilmemesi, vadesi gelmemiş taksitlerin ise tahsil işlemlerinin durdurulması gerekir" deniliyor.
Burada "iki temel hata" göze çarpıyor.
Birincisi, onbinlerce yatırımcıyı ilgilendiren, "stopajların ödenmesi ve iadesi" ile ilgili bu düzenleme iç genelge ile değil, genel tebliğ ile yapılmalıydı. Nedenine gelince, tebliğler Resmi Gazete'de yayımlanıyor, iç genelgeler ise yayımlanıyor. Bizler de, bu köşede yazmazsak, olaydan sadece vergi iadesinin ve sınırlı sayıda kişinin bilgisi oluyor. Maliye Bakanlığı'nın, tebliğ yerine iç genelge yolunu tercih ettiği bu tür uygulamalar da, hiç değilse vergi alınması ve iadesiyle ilgili iç genelgeler Resmi Gazete'de yayımlanmalı. Olaya gerek konunun önemi gerekse Anasaya'nın 124. maddesi ve 3011 sayılı yasanın ruhu açısından bakıldığında, Resmi Gazete'de yayımlanmayan bu iç genelgenin, usul yönünden hukuka aykırı olduğu farkediliyor.
Vergiler iade edilmeli
İç genelgedeki ikinci hata ise, tahsil edilen vergilerin iade edilmemesiyle ilgili. Yürütmenin durdurulması kararı, iptal kararı ile aynı sonucu doğurmaktadır. Anayasamızın 138. maddesinin son fıkrasında yeralan "... İdarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, idarenin mahkeme kararlarını, hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği" yönündeki hükme uygun olarak düzenlenen İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28/1. maddesi, iptal kararları ile yürütmenin durdurulması kararları arasındaki farkı kaldırmıştır. Bekir Baykara'nın, Yaklaşım Dergisi'nin Ekim sayısında yayımlanan bu konudaki makalesinde de ayrıntılı olarak belirttiği gibi, tıpkı iptal kararında olduğu gibi, idarenin işlemi, yapılmadan önceki duruma getirmesi gerekmektedir.
İdare ise genelgesinde "...tahsil edilmiş vergilerin iade edilmemesi, vadesi gelmemiş taksitlerin ise tahsil işleminin durdurulması gerekir" demek suretiyle, "geçmiş taksitlerden ödenmemiş olanların da tahsil edilmesi" yönünde mesaj vermektedir.
Oysa bırakınız tahsil edilmeyen geçmiş taksitlerin tahsili yoluna gidilmesini, tahsil edilen geçmiş taksitlerin dahi iadesi gerekir. İç genelgede yer alan "...tahsil edilmiş vergilerin iade edilmemesi..." açıklaması, hukuka aykırı olup, tahsil edilen vergilerin nakden veya mahsup yoluyla iadesi yoluna gidilmeli.
Yarın ki yazımızda, bu konuyu e yatırım indirimi stopajını "ihtirazi kayıtla beyan etmeyenlerin" durumunu, başvurabilecekleri yasal yolları birlikte ele alacağız.
|
 |
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|