kapat

05.10.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
pandora
Bizim City
Sizinkiler
Rehber
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
YeniBinyil
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Telsim
ZÜLFÜ LİVANELİ(livaneli@sabah.com.tr )


Cumhuriyet ve demokrasi birbirinin düşmanı değil!

Önemli mevkilerde bulunan kişilerin her konuşması, kamuoyunu günlerce meşgul eden bir tartışmayla sonuçlanıyor.

Komutanların zaman zaman yaptıkları açıklamalar, yüksek yargı organlarının açılış törenleri, Cumhurbaşkanı'nın arada bir kamuoyuna aktardığı görüşler birer tartışma konusu oluşturuyor.

Bunun son örneği İstanbul Üniversitesi'nde yaşanan bakan-rektör gerginliği.

Tartışmaları tek tek ele almak yerine, genel bir sınıflamaya tabi tutarsak karşımıza çıkan manzara şu:

Türkiye, cumhuriyet ile demokrasi ilişkilerini tartışıyor.

Hangi kanat tarafından yapılırsa yapılsın, bu konuşmalar cumhuriyet ve demokrasi ilişkisi üzerinde tezler içermekte.

Dünyanın bir çok ülkesinde uyumlu bir beraberlik gösteren cumhuriyet ve demokrasi kavramları ne yazık ki birbirinin zıddıymış, düşmanıymış, biri ötekinin varlığını ortadan kaldırırmış gibi sunuluyor.

Oysa herkesin bildiği gibi cumhuriyet ve demokrasi kavramları birbirinin zıddı değil olsa olsa tamamlayıcısıdır.

20. yüzyıl başlangıcının, savaşlar, bağımsızlık mücadeleleri, ulus devletler ve ideolojik önderlikler fırtınası içinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti, elbette ki monarşiden cumhuriyet idaresine geçmenin haklı övüncünü taşıyacaktı.

Rejimi yerli yerine oturtmak için olağanüstü önlemler almak zorundaydı.

Öyle de yaptı.

Aradan geçen üç çeyrek asır, bu ilkelerin yerleşik hale gelmesi, kalıcılaşması için yeterli bir süreydi ama bu tartışmalar sürdüğüne göre bu iş başarılamamış gibi görünüyor.

Kuruluşundan bunca yıl sonra hâlâ cumhuriyetin niteliğinin tartışılıyor olması ve olanüstü durum uygulamaları yapılması hoşumuza gitmese bile bu gerçeği ortaya koymakta.

Şu anda tek yol; cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmeden demokratikleşebilmek.

Cumhuriyet ve demokrasi kavramlarını birbirinin hasmı olmaktan çıkarıp, hukuk devleti kuralları içinde yeniden tanımlayabilmek.

21. yüzyılda Avrupa Birliği'ne aday bir ülkeye yakışan da bu.

Cumhuriyet adına demokrasiyi, demokrasi için de cumhuriyeti feda eden bir anlayış, bu ülkenin geleceğini tehlikeye sokan tuzaklar olarak algılanmalı.

Cumhuriyet de bizim, demokrat Türkiye ideali de!

Bu iki kavramı birlikte sahiplenmemize bir engel yok.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır