kapat

05.10.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
pandora
Bizim City
Sizinkiler
Rehber
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
YeniBinyil
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Telsim
YAVUZ DONAT(ydonat@sabah.com.tr )


Prof. Heinemann neyi hatırlatmıştı?

Çarşamba sabah saat 09.00... Turizm Bakanı Erkan Mumcu ile ĞKocaeli'ne gidişinden hemen önce- konuştuk.

Konu "malum konu."

İstanbul Üniversitesi'nin açılışında "Rektör'ün söyledikleri."

Bakan'ın "cevabı."

Ve ardından "Genelkurmay açıklaması."

- Sayın Mumcu, ne diyorsunuz?

Yanıt "aynen" şöyle:

- Üzerine yemin ettiğim değerler konusunda, hiçbir şekilde, en ufak sadakatsizliğim olamaz.

Genelkurmay Genel Sekreterliği'nin açıklamasında vurgulanan anlamda da hiçbir ifadem ve hiçbir kastım yok.

Doğru sözler söylediğime inanıyorum.

Ortada, yanlış algılamanın yarattığı bir alınganlık var.

Yanlış algılandım.

Bundan sonra bu konuda kesinlikle, hiçbir açıklama yapmayacağım.

Yaparsam, bu iş, polemiğe döner.

Konu kapanmıştır.

***

Konu kapanmalıdır.

Laik Cumhuriyet'i sahiplenmek ve savunmak "herkesin... Hepimizin" temel görevi.

"Hür üniversite" de gıdasını bu kaynakta alıyor.

"Hür parlamento" da.

Öyleyse "laik rektör" ile "laik Bakan" arasında böyle bir sürtüşmeye... Sürtüşmeyi tırmandırmaya... Polemiğe...

Hele hele bu tartışmada "belden aşağı" vurmaya...

"O daha dünkü çocuk... Söylediklerini gençlik heyecanına veriyorum" demeye gerek var mı?

Demirel "29 yaşında Genel Müdür, 39 yaşında Başbakan oldu."

Ecevit 43 yaşında CHP Genel Başkanı'ydı."

Bugün Avrupa "30-35 yaş kuşağının omuzlarında."

Ve dünkü çocuk (!) Turizm Bakanı Erkan Mumcu da "37 yaşında."

***

Almanya'da, Prof. Heinemann Cumhurbaşkanı seçilince... (1970'ler)

"İlk TV mülakatı" şöyle başlamıştı:

Gazeteci:

- Sayın Cumhurbaşkanı... Bize Almanya sevginizi anlatır mısınız?

Cumhurbaşkanı:

- Ben karımı seviyorum.

Gazeteci:

- Ya Almanya'yı?

Cumhurbaşkanı:

- Karımın, benim sevgime ihtiyacı var... Almanya'ya karşı ise... Derin sorumluluklar içindeyim.

Gazeteci:

- Ama... Almanya sevginiz?

Cumhurbaşkanı:

- Bugün TV'de "Almanya'yı çok seviyorum" desem... Ve yarın görevimde hata yapsam... Tarihe, "Almanya'yı çok seven bir Cumhurbaşkanı olarak mı" geçeceğim?..

Böyle bir durumda benim Almanya sevgim ne ifade eder...

Bulunduğum konumda "sevgi değil, sorumluluk" birinci planda gelir.

Bu mülakattan sonra, Alman kamuoyu ikiye ayrıldı.

"Cumhurbaşkanı eşini seviyor, ülkeyi sevmiyor" diyenler.

Ve "doğru söylüyor" diyenler.

Sonra sular duruldu.

Ve Alman kamuoyu "şu ortak noktada" buluştu.

- Cumhurbaşkanı haklı... Hepimize sorumluluklarımızı hatırlattı.

***

"Ülkemi seviyorum... Hayır ben daha çok seviyorum... Ben laikim... Hayır ben daha laikim" tartışmasıyla birbirimizi hırpalamayı bıraksak da...

"Sorumluluklarımızı" hatırlasak.

Ve başkası... Örneğin AB hatırlatmadan "hatırlasak."

"Geç olmadan" hatırlasak.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır