kapat

05.10.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
pandora
Bizim City
Sizinkiler
Rehber
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
YeniBinyil
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Telsim
A. SAVAŞ AKAT(aakat@sabah.com.tr )


Güvensizlik artıyor

Salı günü Eylül enflasyon sayıları açıklandı. Eylül ayı mevsimlik nedenlerle özellikle tüketici enflasyonunun yükseldiği bir dönemdir. TÜFE yüzde 3.1'le son on küsur yılın en düşük değeri olarak çıktı. Halbuki hep yüzde 5-6 civarında gezinirdi.

Ortalamalara bakınca, yarı yarıya bir gerileme görülüyor. Benzer bir gelişmeyi TEFE'de görüyoruz. Yüzde 2.3 gene yüksek gibi duruyor fakat geçmiş yılların az çok yarısı düzeyinde.

Buna rağmen, Türkiye'de genelde tedirginliğin arttığını izliyoruz. Çeşitli anketler yayınlanıyor. Örneğin, Yabancı Sermaye Yatırımcıları Derneği YASED'in anketinde, önümüzdeki aylarda enflasyonun düşeceğine inananların oranında net bir azalma var.

Gazeteleri, köşe yazılarını okuyunca, karamsar senaryoların iyice belirginleştiğini izliyoruz. Ekonomi ile ilgili olarak "İşler iyi gidiyor" diyen neredeyse yok gibi.

Tam tersine, kötü haberlerin hakimiyeti var. Bir gün Türkiye ekonomisi için tehlike işaretleri ile dolu bir rapor yayınlanıyor. Bir başka gün ünlü biri Türkiye'yi uyarıyor.

Neler oluyor? Hakikaten batıyor muyuz? Ekonomi gerçekten çok kötüye mi gidiyor? Enflasyonla mücadele programı başarısızlıkla mı sonuçlandı?

Bir genel değerlendirme yapmakta yarar var.

Bilanço

Gerçek çok ender olarak uçlarda dolaşır. Genellikle orta yerleri tercih eder. Bence ekonomi de öyle. IMF ile imzalanan stand-by anlaşması sonrası devreye giren program aslında pek çok anlama son derece başarılı oldu.

İşte, ekonomi büyümeye başladı. Enflasyon hiç alışık olmadığımız düzeylere doğru hızla geriliyor. Devletin faiz kabusu bitti. Özelleştirme hızlandı. İç borçlardaki tehlikeli artış durdu. Bazı çok önemli yapısal değişimler gerçekleşti.

Peki, neden ortalıkta bu kadar karamsarlık var? Çünkü aynı anda bir takım sorunlar da belirdi. Birincisi cari işlemler dengesinde oluşan açık. Ya artmaya devam ederse? Türkiye insanı dış açıktan hep korkar.

İkincisi, hükümetin yapısal konularda arzulanan ve umut edilen tempoyu tutturamaması. Kamu bankaları ile ilgili kararname neticede hâlâ çıkmadı. Telekom'un özelleştirilmesi bir başka bahara kaldı. Yapılamayanların listesi uzun.

Üçüncüsü, enflasyondaki direnişin çoğumuzun beklediğinden daha güçlü çıkması. Merkez Bankası, kuru denetim altına aldı. Enflasyon düşüyor ama beklenene kıyasla düşüş yavaş kalıyor.

Demek ki bilançoda hem olumlu unsurlar, hem de olumsuzluklar var.

Güvenemiyoruz

İşte o noktada daha genel beklentiler devreye giriyor. Program var. Hükümet cesaretle uyguluyor. Ancak, kamuoyunun büyük bölümü programa ve onu uygulayacak hükümetin kararlılığına inanmakta zorlanıyor.

Daha açık söyleyelim. Her zaman olduğu gibi, Türkiye bir "güven sorunu" yaşıyor. Hükümetin geçmişte programı başarı ile uygulamış olması bize yeterli gelmiyor.

Neden? Çünkü yarı yolda istikrar programından vazgeçen başka hükümetleri çok gördük. Tedbiri elden bırakmıyoruz. Belli olmaz, bunlar da havlu atabilir diyoruz.

"Güven duygusu" tesis edilmeyince, gerisi çorap söküğü gibi geliyor. Karamsarlığın bulaşıcı bir tarafı var. İnsanlar birbirinden etkileniyor. Karamsarlık yaygınlaştıkça güven iyice azalıyor. Kısır bir döngü başlıyor.

Bundan sonra topun hükümette olduğu çok açık. Programa ve hükümete güveni yeniden tesis etmek için özel bir çaba göstermeleri gerekiyor. Bizden söylemesi...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır