kapat

05.10.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
pandora
Bizim City
Sizinkiler
Rehber
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
YeniBinyil
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Telsim
RAUF TAMER(rtamer@sabah.com.tr )


Galip-mağlup

Bütün dış ilişkilerde artık çağdaş çözüm ben kazandım/sen kaybettin değil...

--İkimiz de kazandık.

Anlaşmazlıklar böyle çözülüyor.

Ama Türkiye ille de ben kazandım demek istiyor... Bu ısrarını her dalda sürdürüyor.

O zaman da kimse kazançlı çıkmıyor.

Tersine..

Taraflar zararlı çıkıyor.

*

Bütün komşularımızla ihtilaflıyız.

77 yıldır hiç bir ihtilafı çözemiyoruz... Buna Avrupa sürtüşmeleri de ekleniyor. Zaman zaman Amerika'ya bile dargınlık duyuluyor.

Nedir bu diplomasi?

Adına Devlet Politakası demişiz ama, yeni fikir, yeni öneri üretmiyoruz.

Bir kaç kişisel girişim'in dışında genel bir suples yok...

Varsa da resmi politika onların mesafe almalarını engelliyor.

*

Taviz verelim demiyoruz.

Ama masaya otururken, ya ben kazanırım, ya da müzakereyi ertelerim zihniyetiyle oturuyoruz.

Oysa, bu devirde artık masabaşı galibiyetleri-mağlubiyetleri bitmiştir.

İki taraf da mağlup olmayacak.

Tersine, iki taraf da masadan kalkarken kendini kazançlı hissedecek.

Kendi kamuoylarını da böyle tatmin edecek.

İşte... Avrupa Birliği yolunda, ya masaya yumruğumuzu vuruyoruz, ya da karşı taraftan gelecek küçültücü sözlere üzülüyoruz.

İkisi de yanlış.

Bizim politikacılar, Avrupalılar'dan daha üstün, daha bilgili, daha zeki.

Tek eksiğimiz, uzlaşma ustalığı.

Çünkü ben kazandım/sen kaybettin fikri galip.

*

İç tartışmalarımızda da öyle değil miyiz?

Birbirimizi ikna gayreti yok.

Belli bir noktada konsensüs yok.

Tampon bir bölgede buluşmak da yok.

Sadece çekişmek var.

Sonuç, sıfır.

Şimdiye kadar iki tarafın da kazançlı çıktığı tek bir uzlaşma görmedik.

Ben kazandım/sen kaybettin.

Hayır.

İki taraf da kazanamıyor.

YÖK konusu böyle... Anayasa tartışmaları böyle... Af tasarısı böyle... Demokratikleşme paketi yine böyle... İdam meselesi bile böyle... Hep üste çıkma kavgası.

Şu kararname krizi dedikleri nedir?

Hükümet mi gol attı, Çankaya mı gol attı... İllallah.

Halbuki kurumları incitmeden bunun çözümü vardı. İki taraf da kazanmış olacaktı. Şimdi buyrun bakalım: Sezer'i alkışlayanlar/alkışlamayanlar.

Yakışık alıyor mu?

*

Siyasi partiler, kendi aralarındaki ihtilaflardan hiçbir zaman ortak kazançla çıkamadılar. Sarılıp birbirlerini kutlayamadılar. Çünkü hep mağlubiyet korkusuyla oturdular masaya.

Bizdeki sivil otorite, sadece Kışla'nın önünde mağlubiyeti kabul edip, başını öne eğebiliyor...

Onun için de galibiyeti hep dışarda arıyor...

Orda bile sonuç: Hep erteleme.

Halbuki, ben de kazandım/sen de kazandın becerisi, içte ve dışta, başarının mihenk taşıdır.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır