kapat

05.10.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
pandora
Bizim City
Sizinkiler
Rehber
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
YeniBinyil
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Telsim
SELAHATTİN DUMAN(sduman@sabah.com.tr )


Kapıya varmadan eşikten geçmek

Aşağıdaki yazının ana fikri "dekorasyon dergilerinin aklına uymayın.." şeklinde tasarlanmıştır.. Lakin yazarın "kurgu yapma yeteneği" olmadığından alıp başını gitmiştir.. İtirafımızla beraber spotumuz burada bitmiştir..

Siz siz olun, düzayak evden şaşmayın.. Ben ben olamadığım için düzayak evden şaştım.. O günden beri de "Il Postino" gibi dolanıp duruyorum..

Yazarın Notu: "Il Postino" bizdeki "postacılık" mesleğinin İtalyanca muadili.. Şu günlerde üzerime kendimi entel gösterme gayreti bastığından (sebebini sonra anlatırım) yazının içine böyle laflar serpiştirmek iyi oluyor..

Cep telefonu icat oldu olalı "postacılık" mesleğinin havası kaçtı ama ben gelenekleri sürdürüyorum sanki..

***

Önce aydan aya yayınlanıp, ev kadınlarının fikrini şaşırtan "Ev dekorasyonu" dergileri aklımı çeldi.. Bunlar durup durup "İstanbul'da yaşanacak mekanlar.." diye yazı dizileri yapar..

Zengin takımının evlerini, bahçelerini fotoğraflayıp, ahaliye "Böyle bir evde oturmuyorsanız bir hiçsiniz.." duygusunu telkin ederler..

Nasıl becerirler bilmem ama ederler..

Var mı bizimki gibisi..

Zengin ev sahibeleri bunların gelip, fotoğraf çektireceğinden haberli olduklarından önceden hazırlanırlar.. Gidip pahalı ve marka satan mağazalardan "fotoğraf çekimlik" fistanlar alırlar..

Sonra kuaföre koşturup kafalarına şekil yaptırırlar.. Saçları düz olan kıvırcıklaştırıp, kendini Dağlıca koyununa benzetirler.. Saçları kendiliğinden tiftik keçisi kıvamında olanlar da fön çektirip, düzeltirler..

Tırnak bakımı neyim de tamamlandıktan sonra "Ev dekorasyon" dergisinin muhabirleri eve kabul edilir..

Ev sahibesi evin nasıl yapıldığını, nasıl döşendiğini filan anlatır.. Foto muhabirinin isteği üzerine evin en pahalı mobilyasının üzerine kıçını yan koyarak oturup poz verir..

Sonra bahçeye çıkarır.. Bahçe mobilyaları üzerinde aynı pozları verir..

Sanki kışlık biber kurutacakmış gibi mutfağa girer, bir rulo film de oradan harcatır..

Eğer duvarlarda pahalı bir tablo varsa onun da altında mutlaka poz verilir.. Zengin takımı arasında Osmanlı döneminden kalma hattı, fermandı, adi yazışmaydı; eski yazıyla olduktan sonra ne olursa olsun, moda olduğundan evde böyle birşey de mutlaka vardır..

Bir poz da orada vermek icap eder ki işin en ince tarafı budur..

***

Evlere asılan Osmanlı'dan kalma hat ya da fermanlarda ne yazıldığını kimse bilmez.. Önemli olan o eski yazı nesnenin eve gelenlere "Haaaa! bunların kökü demek taaa Osmanlı'ya dayanıyor.." duygusu vermesidir..

1950'lerin sosyetesi bu işi eski paşa resimleri ile hallederdi.. Uyanık İstanbul esnafı bu işin de tezeğini çıkardığından şimdi rağbet hatlara veya fermanlara..

Ben İstanbul'da zengin takımının bu egosuna çare olacak kişilerin türediğini biliyorum.. Bir kere daha yazmıştım..

Ustalıkla eskitilmiş, geçen yüzyıldan kalma süsü verilmiş parşömenlerin üzerine Celi Divani tarzı ile bir metin yazıp üzerine de tuğra işlediler mi tamam..

Deden, Sultan Hamid rahmetlinin son yıllarında Çengelköy bostanlarından birinde bahçevan da olsa göğsünü gere gere evine asabilirsin..

İçinde ne yazıldığı ise hiç önemli değil.. Hani cahil köylüye nefes verip, üfürükçülükle parasını sızdıran niyeti bozuk cer hocalarının haptığı gibi..

Eski yazı bilen biri merak edip bu muskalardan birini açmış.. İçindekini okumuş:

- "Bre mel'un sıtma.. Ahmet Efendi'yi tutma.. Tutarsan da bırakma.."

Al sana bir ferman!

Bizimkilere kakalanan sahte fermanlardan bazılarının düzeni de bu bapta gider.. Adamın parasını almakla yetinmeyen düzenbaz hattat bazen müşteri ile kafa bulup, aradaki maddi farkın acısını çıkarır..

Misafir olarak gittiğim şık evlerden birinin duvarında mahçup mahçup duran bir ferman görmüştüm.. O sayede düzmece fermana avuç dolusu para verenlerle nasıl kafa bulunduğuna tanık olmuştum.. Sözde fermanın bir yerinde şöyle yazıyordu:

- "Avarız cem'ine gidenlere muhkem tembih eyleyesin ki defter mucebince alup reayadan ziyade akça almasunlar.."

Yani ferman "rüşvet aldığından kuşku duyulan" kullardan birine gitmiş.. Zaten başka bir yerinde de "Rüşvet almaktan gayet hazer eylen.." denilerek açıkça ifade edilmiş..

Özetle sahte ferman "rüşvetin belgesi olur mu a pezevenk!" özdeyişine nazire yaparcasına hazırlanmış..

Ev sahibi; duvarına astığı bu fermanın dillerine aklı ermediğinden, dergi muhabirine önünde poz verdiğinde; sanki Ulubatlı Hasan'ın torunuymuş gibi kasılabilir..

Havaya girmenin kendisine bir zararı olmaz.. Daha çok, benim gibi o dergilere takılıp, durduk yerde rahatını kaşıyanlara zararı dokunur..

***

Bugüne kadar zengi evini ziyaret edip de yazısına "Pazarda, panayırda ne bulduysa evine atmış.. Ölü şeyine pamuk tıkar gibi tıkıştırmış.. Ev mi gezdik Cukurcuma'da müşteri bekleyen bir antikacı dükkanı mı belli değil.." diye başlayan bir muhabire rastlamadım..

Onlar da haklı.. Böyle bir şey yapsalar, o saatten sonra hiçbir zengin evinin kapısı yüzlerine açılmaz..

O sebepten "evin tasarımında gelenekler öne çıkarılırken, oturulan tarihi semtin dokusuna da uyum sağlanmak istenmiş.." gibi ne manaya geldiği belli olmayan laflar edilir..

Böyle laflar da benim gibi gel git akıllıların kuyruğunu düğümler..

Kendi başına kalkıp, düzayak bir apartman dairesinden kurtulma operasyonu düzenler.. Kurtulmak yetmez, bu kez de dergilerin aklına uyup ev döşemeye kalkar.. Bilinen bütü dekorasyon tekniklerinin üzerine tüy dikip, seyrine bakar..

"Akıl olmayınca başta, ne kuruda biter ne yaşta.." lafı benim gibiler için söylenmiştir ki yerim bitmeseydi sebebini anlatırdım..

Yarın: Dekorasyon dergileri sebep oldu bu işe, inşallah başlarına kağıt bobini düşe..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır