kapat

05.10.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
pandora
Bizim City
Sizinkiler
Rehber
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
YeniBinyil
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Telsim
ÇETİN ALTAN(caltan@sabah.com.tr )


Yüz yıllık fiyaskonun acıklı sonuçları

Bizim insanlar, yaşadıkları ülkenin; yani Türkiye'nin sorunlarını ünlü siyasetçi adlarıyla çalkalaya çalkalaya konuşmaya kilitlenmişlerdir. Kimi Süleyman Bey'i tutar, kimi Erbakan'ı, kimi de Ecevit'i..

Bunun da nedeni, mesleksiz insan yığınlarının "kulluk" koşullanmasından arınıp, "vatandaşlık bilincine" kavuşamamış olmaları... Ve eski Padişah efendileri yerine; gösterecekleri "kulluk" bağlılığı karşısında, kendilerini kollayıp koruyacak bir "büyük" aramaları...

Ankara'nın egemenleri, kendi aralarında -tıpkı eski saray kavgaları gibi- çatışıp dursalar da; yönetilen "kullar"ı, hamaset edebiyatıyla hipnotize edip durmakta ortaktırlar.. Sadece hamasetin ağırlığı bazen ırkçılığa, bazen de ümmetçiliğe doğru kayar...

Kimi ırkçılığı ön plana çıkarır, kimi de ümmetçiliği...

"Türk'e Türk propagandası" yapanlarla, "Müslüman'a İslam propagandası" yapanların ayrışımı da diyebilirsiniz buna..

Bu tür iç propagandalarla çok daha kolaydır ekonomik çöküntüleri de gözlerden saklamak; çeşitli avantaları da; "Mafya-bürokrat-siyasetçi" soygunlarını da...

Türkiye'nin içine saplandığı böylesi bir yozlaşmayı; yazıyla, çiziyle, öneriyle düzeltme olanağı yoktur..

O nedenle Türkiye, 20. yüzyılı da acı bir fiyaskoyla ıskalamış, "yaşam kalitesi" açısından Yunanistan'ın bile 65 basamak altında kalmıştır. Güney Kıbrıs Rum Devleti'nde adam başına düşen ulusal gelir ortalaması 15 bin dolarken, Türkiye 3 bin doları dahi yakalayamamıştır.

Türkiye'yi, Türkiye'nin içinden görme olanağı yok gibidir. Çünkü Türkiye kendi gerçekleriyle yüzyüze gelmeye alışık değildir. En akılsız hezimetlerle, en akılsız uygulamalar bile; şanlı şerefli zaferler ve kahramanlıklar olarak anlatılır bizim okullarda...

Türkiye'nin gerçek fotoğrafını, Türkiye'nin içinden çekemezsiniz bu yüzden...

Ve asıl merak edilecek konu, Türkiye'nin Washington'dan, Paris'ten, Brüksel'den, Moskova'dan nasıl göründüğüdür...

Oralardan çekilen fotoğraflar, Ankara'nın hoşuna gitmediği zaman; içerde hepsine birden posta konabilir ve hepsi "Türk düşmanı" olarak dahi ilan edilebilir.

Böylesi bir İttihatçı "rasizm"inin, 21. yüzyılda da sürüp gitmesi olanağı var mıdır?

Azınlık haklarını güvence altına almış olan Lozan Antlaşması'yla, "Ne mutlu Türküm diyene" sloganının, temelden çatışmalı olması; uzlaşmalarla çok daha rahat çözümlenebilecek bir yığın üstü örtülmüş sorunu; Dünya platformunda yeniden karşımıza dikiyor...

İşkenceler ve insan hakları konusunda zaten sabıkalanmış olan Ankara egemenleri; vaktiyle eski Osmanlı azınlıklarına karşı -soykırım olmasa dahi- kanlı baskılar yapılmamış olduğuna kimseyi inandırabilirler mi?

Bir de son dönemlerin 17 bin faili meçhul cinayeti var...

Dünkü Hürriyet'te, Süryaniler'in de soykırım iddiasında bulundukları konusunda koskocaman bir haber yayınlandı.

Hep 20. yüzyılı da acı bir fiyaskoyla köküne kadar ıskalamış olmanın uzantıları bunlar...

Bir çok vurgun, avanta ve hapazlama yanında; "Allahsız Komünizme karşı", Cami'ci siyasetin de sırtının bol bol sıvazlanmasıyla ıskalandı biten yüzyıl...

Bugün en büyük tehlikenin irtica olduğu söyleniyor. İçişleri Bakanı Saddettin Tantan ise, en büyük tehlikenin "Mafya-bürokrat-siyasetçi" örgütlenmesiyle Devlet'in talan edilmesi olduğunu söylüyor..

Bize göre ise en büyük tehlike, ulusal gelir dağılımındaki adaletsizlikte, Tanzania'nın da gerisine düşmüş olmaktır. Belanın her türlüsü, iyice dallanır budaklanır bataklığın böylesinde..

Ankara'nın, 21. yüzyıla karşı da gösterdiği uyumsuzluk, 10-15 yıl daha süreceğe benzer... Ondan sonra dış dinamikler, hızlıca değiştirmeye başlayacaktır Türkiye'yi de...

Ne hamaset edebiyatıyla önlenebilir bu, ne de posta koyma jestleriyle... Hele ekonomik çöküntü, gelip elektrik kesintilerine kadar dayanmışsa..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır