Sevgili Hüsnü Çil kardeşimin önceki günkü yazı başlığıydı. F.Bahçe'nin defans bloğuna olumlu bakışlarını belirtmiş.
Yazısının ve görüşünün bu kısmında birlik ve beraberliğimizi belirtip Fener'in diğer görünmezlerine kalem oynatmak istedim. Modern futbol ilk önce kaleci ve savunmadan başlar.
Bu görüntü Fenerbahçe'de yok.
Rüştü'nün yaradana sığınıp havan topu gibi degajını kaleden kaleye uçurması bize göre koskocaman bir yanlıştır.
Eğer Mustafa Hoca kendi talimatları doğrultusunda Rüştü'den bu istekte bulunuyorsa futbol adına onunki daha büyük yanlıştır. Ayrıca bu, orta sahadaki ve hücumdaki oyuncularına inancı ve güveni yok demektir. Takımın top kontrolü yapamayan futbolculardan kurulu olması demektir. Bu görüntü F.Bahçe'nin futbol karizmasına yakışmıyor.
Kaptan Ogün de ileriye savurduğu anlamsız, şişirme toplar ile F.Bahçe'nin oyun kurgusunu çağdaşlığa ters düşürüyor.
Biz F.Bahçe'nin kazanırken de ileriye yeşil ışık yakmadığını lig başından itibaren belirtenlerdeniz.
İyimser gözlük takarak baktığımızda F.Bahçe defans bloğunu bu maçta beğendik. Moralsiz ve yorgun Antalyaspor karşısında!..
Ben F.Bahçe'nin hâlâ nasıl bir futbol oynadığını anlamış değilim. F.Bahçe'de yetenekli diye tanımladığımız futbolcular, kendi bireysel yeteneklerinin dışında takım oyununa ters düşen, kafalarına göre takılan toplumdan öte değil.
F.Bahçe'nin hücumcularına bakıyorum da, sanki Kuruçeşme'de otobüs bekler gibiler.
Eğer, "F.Bahçe iyi, ileriye yeşil ışık yakıyor" diyorsak en fazla gol atan adamları Andersson ve Uche.
Birisi takımın en gerisinde oynayan sarkık libero, diğeri de gol ümitleri bağlanmış ancak rakip savunmanın arasında kaybolmaya mahkum edilmiş yalnız bir adam.
Yazımı Baliç ile bitirmek istiyorum.
4 milyon $'lık bu devremülk futbolcu; üç depar atıp, iki gökyüzüne giden savruk şutu ile beğeniliyorsa demek ki Denizli ve F.Bahçe iyi yolda!