Dünya Sağlık Örgütü danışmanı Judith MacKay, uzun araştırmalar sonunda yayınlanladığı kitabında, önemli bir gerçeğin altını çiziyor. "Dünyada, boşanan erkeklerin yüzde 42'si zenginleşiyor, boşanan kadınların ise yüzde 70'i yoksullaşıyor."
Bir erkek boşandığında daha kolay zenginleşiyor, bir kadın ise yaygın biçimde yoksullaşıyorsa, bunun üzerinde durmak gerek...
Ve size ciddi bir düşüncemi söyleyim: Ankara'daki ülke yönetcilerinin, ilgilendiği birçok konudan çok daha önemli bir konudur bu, evliliğin veya evlilik dışını çıkmanın ekonomik ve sosyal sonuçları... Judith MacKay'in verdiği rakamlar, kuşku yok ki Türkiye'de daha da kadının aleyhinedir.
Belki de Türkiye'de boşanan kadının yüzde 90'ı yoksullaşıyor.
O halde evlilik, kadın açısından bir "geçim ve hayatı idame" kurumu niteliğindedir.
Bu da esasında, sosyal, kültürel ve duygusal yaralanmanın "başlangıç" noktasıdır. Çünkü kadın, evlilik kurumuna, aşk, sevgi, mutluluk, eğlence, lezzet gibi yaşamı daha yaşanır kılan sebeplerle değil, "hayatını idame" sebebiyle bağlı olmaktadır.
Evliliğine, daha fazla yoksullaşmamak ve daha kötü duruma düşmemek için sarılmaktadır.
Öyleyse, en azından kadın için, evlilik kurumu ile ilgili söylenen cafcaflı laflar ve süslü söylemler nerede kaldı?
Bir kuruma, daha kötü duruma düşmemek için "sarılma" mecburiyeti ve o kurumu hayatı idame için sürdürme zorunluluğu, çok net ve tartışmasız bir "esaret" türüdür.
Öte yandan, erkeği de, evdeki "kadını" infak ve iaşe etmekle yükümlü tutmak da erkeğin "esareti"nin bir işaretidir.
Öyle olunca, bugünkü dizaynı itibariyle, "evlilikte karşılıklı esaret sözkonusudur" sonucuna varmak, zorlama mı olur, yoksa gerçeği söylemek mi?
Birçok konudan daha fazla tartışılmaya değer bir konu, kanaatimce...
Ama bir detay daha var.
Egebank'ı basan mali şube, tam "üç kamyon belgeye" el koydu.
Şimdi devletin müfettişleri günlerce sabahlara kadar oturup, bu belgeleri didik didik edecekler ve bankanın nasıl ve ne kadar dolandırıldığını saptayıp, rapor hazırlayacaklar.
Bu "rapor" da, "ispat" delillerinden biri olacak...
Yani, hırsızlığın saptanması, hırsızlıktan daha zor...
Peki!..
Bir bankanın dolandırılıp dolandırılmadığı bu kadar zor bir yolla mı saptanabilmeliydi?
Yoksa, bir bankanın dolandırılması, olayın saptanmasından daha zor mu olmalıydı?