


Beyrut zamanı 1
Beyrutlular, "Mutlaka Beyrut'a gelin, bir daha böyle göremezsiniz" diyorlar!
"Hayırdır" dediğinizde, anlatıyorlar...
Yıkık Beyrut, eski günlerine dönme, Orta Doğu'nun Ğbir kez daha- Paris'i olma yolunda.
Bütün şehir dev bir restorasyon geçiriyor, ilk tamir ettikleri ve şu anda pırıl pırıl parlayan, bütün heybetiyle şehre damgasını vuran yapılar bizim Osmanlı binalarıymış.
Bugün Beyrut'a gidecek olursanız, bütün haşmetiyle "Osmanlı'nın Beyrut'unu" neredeyse o zamanki haliyle görebiliyormuşsunuz.
Bir iki yıl sonra gidecek olursanız, o binalar elbette yine orada kalacaklar ama çoğu dev otellerin, gökdelenlerin arasına sıkışmış olacak.
Şimdi ise şehrin silüetini oluşturuyorlarmış.
Siz gidip görebiliyorsanız ne mutlu...
Ama keşke bir dergimiz gidip Beyrut-özel sayfaları yapsa, hiç olmazsa gözümüzün önüne getirebilsek...
***
Bu insanların hiç bir Osmanlı kompleksi yok, bir çok komşumuzla aynı bahçede büyümüş çocuklar gibiyiz ama bizim pek umrumuzda değil galiba...
Yoksa "Osmanlı turizmi"ni başlatmak için Avrupa'ya tam üye olmayı bekliyoruz!
Avrupa bizi neden tanımıyor?
"Fransa-Türkiye 2000: Avrupa için yeni bir ortaklık" kolokyumunda (İstanbul, 30 Eylül) konuşmacılardan Olivier Roy (Siyasal Bilimler doktoru, felsefe bilim uzmanı) ilginç bir tez ortaya attı...
"Avrupa Türkiye'yi neden taşımıyor" sorusunu kendi sorup kendi cevaplayan Roy'un gözlemi şöyle...
Avrupa'daki Türkler göçmen işçiler. Avrupalının aklına Türk deyince, sadece onlar ve bohçasını sırtına koyup Avrupa yolunu tutan işçiler geliyor. Avrupalı sokaklarda onları görüyor, yerel haberlerinde onların sorunlarını dinliyor.
Peki Türkiye'yi ziyaret eden Avrupalı turistler?
Onların gözlemleri?
Onların da modern Türkiye ile hiç alakaları yok.
Aslında niye olsun ki? Adam kafasında bir egzotik Türkiye hayaliyle geliyor, onu yaşamak istiyor. Kredi kartıyla bankamatikten para çekmiş, cep telefonu uydudan bağlanmış umrunda değil... Kendi ülkesinde buldukları değil, bulamadıkları onu ilgilendiriyor, geçmişi yaşamak istiyor.
Mehter izliyor, Topkapı geziyor...
Denklem böyle kurulunca modern Türkiye'yi gelip görenler de hiç gelmeyenler de sürekli ıskalıyor.
***
Herkesin dilinin ucuna geleni Soli Özel toplantıda seslendirdi...
"Kardeşim şu vize işine insana yakışan bir çözüm bulsanız da bari bizler oraya rahat gelsek!"
Gemilerin
"özel" derin dondurucuları
Bugün Pazar, fıkra niyetine yazıyorum ama gerçek hayat fıkradan öte olabiliyor.
Turizm deyince aklıma geldi...
Dev yolcu gemileri var ya dünya turuna çıkıyor hani...
Bunların en önemli müşterileri zengin emekliler. Para var, karı koca dünya turu yaparak, hayatlarının sonbaharında paranın baharını yaşıyor...
Bu gemilere, şimdilerde, morg bölümü yapılıyormuş!
Morg demiyorlar ama kibarca "Özel derin dondurucu" diyorlar.
Neden icap etmiş transatlantiklere morg yapmak?
Dedim ya, yolcuların çoğu yaşlı...
Yolculuk sırasında Tanrı'nın yanına çağırdıkları oluyormuş...
Sefer sırasında kocasını kaybeden başta Amerikalı hanımların büyük çoğunluğu "Parasını verdik, ben yolculuğa devam edeceğim, iyi yaşadı mutlu öldü. Bu yolculuğu onun anısına da tamamlayacağım, derin dondurucuya koyun" deyiveriyorlarmış!