kapat

01.10.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
pandora
Bizim City
Sizinkiler
Rehber
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
YeniBinyil
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
banner
GÜLAY GÖKTÜRK(gokturk@turk.net )


Kölelerin isyanı

Kölelerin acısı, özgür bir hayatın varlığını fark ettikleri anda başlar. Ondan öncesi, başka türlü de yaşanabileceğine dair bilginin de umudun da olmadığı, kaderciliğin güçlü anestezisi altında acısız geçirilen bir dönemdir. Ama bir gün herkes için başka bir gün Ğkendi dışında bir yerlerde, başka insanların başka türlü yaşadıklarını, başka türlü düşündüklerini ve hissettiklerini fark eder.

Bu fark ediş anestezi altındaki duyguların, isteklerin, arzuların ve umutların uyanışının da başlangıcı olur. Farkına varmakla ulaşmak arasındaki zaman ne kadar uzun, engeller ne kadar çetin olursa acı da o kadar büyür. Ve bazen öyle yoğun olabilir ki, ölüm bir kurtuluş olarak çıkar kölenin karşısına.

Bugün Batman'da olduğu gibi...

***

Batman'da son aylarda yoğunlaşan genç kız intiharları üzerine telaşa kapılan yetkililer intiharın günah olduğunu anlatarak genç kızları ölümden caydırmaya çalışıyorlarmış.

Yanlış taktik!

Bu dünyada cehennem hayatı yaşayan biri, ölünce cehenneme gitmekle korkutulabilir mi?

O genç kızlar, geleneklerin, göreneklerin feodal ahlakın, dini baskıların cehenneme çevirdiği hayatlarından bir çıkış kapısı arıyorlar. Sevmenin ölümle cezalandırılan bir suç olmadığı, kadının erkekle eşit olarak katıldığı bir dünyanın varlığını biliyorlar artık. Artık eskisi kadar küçük olmayan dünyalarında TV ekranlarından, radyolardan, gazetelerden sızan özgürlük ışığını görüyor, o ışığa ulaşmak istiyorlar.

O genç kızlar özgürlüğü keşfeden ama henüz ondan çok uzak olan Güneydoğulu kadınların köleliğe karşı başlattığı isyanın öncüleridir. Onlar, tarih boyunca, kendilerine biçilen role uyum sağlayamadıkları için deliren, akıl hastanelerinde çürüyen, intihar eden, cadı diye yakılan, lanetli diye afaroz edilen hemcinslerinin yanına gittiler. Birer özgürlük şehidi olarak...

Varlığını ve gücünü, kapalı dünyalara borçlu olan gelenekler korksun artık!

Çünkü Batman'da intihar eden genç kızların umutsuz eylemi, geride kalan genç kızlar için bir umut kapısıdır bir bakıma. Değişimin sinyalidir. Başka türlü de yaşanabileceği fikrinin artık Güneydoğulu kadının kanına girdiğinin işaretidir. Bu fikir bir kez kana girdi mi, özgürleşme sürecinde yeni bir aşamaya geçilmiş demektir.

Evet, Güneydoğulu kadın belki eskisinden daha çok acı çekiyor belki.

Ama bu acının, köleliğinin farkına bile varmadan yaşayıp ölmekten daha kötü olduğunu söyleyebilir miyiz?

Uyanış devam ettikçe, köleler yaşadıkları çelişkiyi kendilerini yok ederek çözmek yerine kölelik bağlarını yokederek çözmeye öğrenecekler.

Hayat ölümü yenecek.

Belki bir, belki de iki kuşak sonra...

"Derinliklerinde kırk kandil yanan" gözleri özgürlük ateşiyle büsbütün parlaklaşmış o güzelim genç kızlar; Zilan'lar, Ceren'ler, Hazal'lar, annelerinin onlara anlattığı zulüm öykülerini tıpkı şimdi bizim İbrahim Peygamber ve kurbanlık oğluyla ilgili öyküyü dinlediğimiz gibi dinleyecek.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır