Emekli öğretmen olan bir okuyucum gönderdiği mektupta, yine bizim aklımıza gelmeyen bir konuya değinmiş. Konu o kadar enteresan ki, sadece benim bilmem veya bilgi edinmem önemli değil diye düşündüm. Bunu sizlerin de bilmeniz, görmeniz gerek. Çünkü insanların gözlerinden neler kaçıyor, neler... Emekli öğretmen okurumun yakaladığı bu konu 40 yıl düşünsem aklıma gelmezdi.
Yazısında hayali iki kişiyi ele almış ve onların uyguladıkları bazı yöntemleri dile getirmiş. Sonunda da soruyor; "Bu iki durumda hangisini tercih edersiniz?..." diye... Bana kalırsa mantık yönünden ikisi de haklı... Ama aşağıdaki mektubu okuduktan sonra gerçek haklının kim olduğunu düşünün, siz karar verin. Bu arada çok değer verdiğimiz devletimizin kimden yana olduğu da ortaya çıkıyor.
"Türkiye'de İlköğretim zorunlu bir eğitimdir. Resmi okullarda parasızdır. (ne derece parasız olduğu gerçeğini hepimiz bilmekteyiz.) Hayat sigortası ise, keyfe keder veya isteğe bağlı bir uygulamadır.
Pekiyi eğitimle hayat sigortasının ilgisi nedir diyebilirsiniz...
Önce hayat sigortasından başlayalım;
Ahmet Bey bir hayat sigortası yaptırmıştır. Amacı hem sağlık problemlerini garantiye almak ve hem de Allah göstermesin birşey olursa geride kalanlar sıkıntı çekmesin diye düşünebilir. Haklıdır da...
Ahmet Bey yaptırdığı sigortanın prim tutarını Devlet'e ödediği vergiden hem de son kuruşuna kadar almaktadır. Ne diyelim ki sigorta lobisinin başarısıdır. Bu sayede hayat sigortası yaptıranlar fazlalaşacaktır. Cebinizden bir kuruşu bile çıkmayacak olduğuna göre acaba sizler veya ben neden hayat sigortası yaptırmıyoruz ki?... (biraz hayat sigortası reklamı gibi oldu)
Gelelim diğer Ahmet Bey'in sıkıntısına... Diğer Ahmet Bey'in kızı İlköğretim çağına gelmiştir. Karşısında iki seçenek bulunmaktadır. Ya kızını 50, 60 hatta 70 kişilik sınıf mevcutları olan resmi okullara gönderecektir. Ya da maddi yönden çok zorlanarak bir Özel İlköğretim Okuluna vermeye çalışacaktır.
Hayat sigortası ile zorunlu İlköğretim ilişkisi bundan sonra başlıyor.
Her iki Ahmet Bey vergi mükellefidir.
Ancak birinci Ahmet Bey kendi isteği ile zorunlu olmadan yaptırdığı hayat sigortası pirimini, hem de tamamını Devlete ödeyeceği vergiden düşebiliyor da, ikinci Ahmet Bey acaba kızının zorunlu İlköğretim giderlerini neden vergisinden (hiç olmazsa bir kısmını) düşemiyor?...
Acaba Devlet Büyüklerimizin önceliği hayat sigortasında mıdır, yoksa ülkemizin geleceği olan gençlerimizin iyi bir eğitim ve öğretim yapmalarında mıdır diye sormak gerekir.
Sade bir vatandaş olarak burada takılıyorum.
Bir yanda eğitim
Bir yanda hayat sigortası
Bir yanda birinci Ahmet Bey
Ve diğer yanda da ikinci Ahmet Bey...
Acaba siz yetkili olsanız önceliğiniz ne olabilir?..."