İlk raundu Baykal kazandı
18 Nisan hezimetinden 500 gün sonra aday olarak CHP'ye dönen Deniz Baykal, Kurultayda ağırlığını koydu. Genel Başkanlık ve PM seçimi Öymen'e rağmen birlikte yapıldı
CHP'nin dün yapılan Olağanüstü Kurultayı'na eski Genel Başkan Deniz Baykal damgasını vurdu. 500 gün sonra siyasete yeniden "merhaba" diyen Baykal, Kurultay'a ağırlığını koyan aday oldu. Ahmet Taner Kışlalı Spor Salonu'nda yapılan Kurultay'da Divan Başkanlığına Gaziantep İl Başkanı Metin Çelikel seçildi.
Genel başkanlık için 4 adayın yarıştığı Kurultay'da çekişme daha çok Deniz Baykal ile Altan Öymen arasında oldu. Genel Başkan Altan Öymen'in uyumlu bir PM için seçimlerin ayrı ayrı yapılmasını istemesine karşın, delegeler Genel Başkanlık, PM ve YDK seçimlerinin birlikte yapılmasına karar verdi.
Seçimlerin birarada yapılması delegeler arasında Deniz Baykal'ın daha ilk turda blok oyla PM'de üstünlüğü ele geçirmesine yolaçacağı yorumlarına yol açtı. Öymen 2 hafta önce Olağanüstü Kurultay kararını açıkladığı basın toplantısında, kendisiyle uyumlu bir Parti Meclisi listesi çıkmaması halinde, görevi bırakacağını açıklamıştı. Öymen bunun için de genel başkanlık ve PM seçimlerinin ayrı ayrı yapılmasını istemişti.
Kurultay'da daha sonra genel başkan adaylarının sıraları için kura çekildi.
İlk sırada Altan Öymen, ikinci sırada Sefa Sirmen, üçüncü sırada Deniz Baykal ve dördüncü sırada Hasan Fehmi Güneş yer aldı.
Divan Başkanı Çelikel'in oylama ile ilgili olarak bilgi vermesinden sonra seçimler için Kurultay'a bir süre ara verildi.
Kurultayda 60 kişilik PM için 229 isim aday oldu. Bu adayların 45'ini bayanlar oluşturdu. Öymen'in listesinde İsmet İnönü'nün torunu Gülsüm Bilgehan Toker, "katil" lakaplı sinema sanatçısı Aykut Oray, Erdal İnönü'nün özel kalem müdürü Uğur Büke gibi yeni isimler yer aldı. Mehmet Moğultay, Murat Karayalçın, Nihat Matkap, Şule Bucak, İbrahim Tez, Nurettin Sözen, Nazmiye Halvaşi, Orhan Veli Yıldırım, Tarhan Erdem gibi eski Parti Meclisi üyeleri de bu listede yerlerini korudular.
Deniz Baykal'ın listesinde şu isimler göze çarptı:
Gazeteci-yazar- müzisyen Zülfü Livaneli ile yazar Nazlı Eray'ın yanısıra, Eşref Erdem, Fuat Çay, İrfan Gürpınar, Mehmet Sevigen, Cevdet Selvi, Önder Sav, Bülent Tanla, Veli Aksoy, Sinan Yerlikaya, Ali Dinçer ve Mesut Değer.
Daha önce Ertuğrul Günay ile birlikte hareket eden Haluk Özdalga ve Veli Aksoy'un Baykal'ın listesinde bulunması kulislerde "Baykal-Günay ittifakının sağlanmış olduğu" iddialarının yayılmasına yol açtı.
Hasan Fehmi Güneş'in listesinde ise, Abdülkadir Ateş, Fikri Sağlar, Ercan Karakaş, Esin Fatma Temel isimleri dikkat çekti. Sefa Sirmen ise listesinde, Fehmi Işıklar ve Onur Kumbaracıbaşı'na yer verdi. Genel başkan ile 60 kişilik Parti Meclisi ve 15 kişilik Yüksek Disiplin Kurulu'nun belirleneceği kurultayda 1039 delege oy kullandı. Öymen oylama öncesi gazetecilerin "Siz de gazetecisiniz, kurultay haberine ne başlık atardınız?" sorusuna uzun bir süre düşündükten sonra, "Herhalde (Güzel kurultay oldu) başlığını atardım" yanıtını verdi.
Öymen, ilk tur seçimlerde sonuç alınıp, alınamayacağı yolundaki soru üzerine de, "Bilemiyorum bazı arkadaşlar alabilirler" dedi.
Baykal'ın dört mesajının anlamı
Dünkü CHP Kurultayı'nda yapılan konuşmalardan en çok akılda kalan sözler, Deniz Baykal'ın delegelere "dört çağrı" adı altında verdiği dört mesajdı. Bu mesajların aslında ne anlama geldiği şöyle açılabilir:
1- "Siyaset anlayışımızı değiştirmemiz lazım. Siyaset yapmak bizim için bir amaç değil, araçtır. CHP siyaseti bir araç olarak kabul ettiği noktada toplumun temel dinamiklerini dönüştürebileceğini de kanıtlamış olur."
Baykal burada kemikleşmiş hale gelen CHP yönetim kadrolarını siyaseti salt iktidara gelme amacıyla yapmakla eleştiriyor. Salona bakıldığında son 20-30 yıldır hiç değişmeyen simalar ve Meclis dışında kalınarak gelinen nokta, bu saptamayı doğrular cinsten. Baykal, artık siyaseti, "topluma hizmet etmek ve onu dönüştürmek için yapmak isteyen" bir anlayışa işaret ediyor.
2- "CHP içindeki kavga sona ermelidir. Birlikte yaşama kültürü geliştirmeliyiz. Parti yönetimi bunu sevgi ve iknayla sağlamalı. Sevgiyle olmuyorsa, başka tedbirler alınır. CHP birbirinden nefret edenlerin konfederasyonu olamaz."
"Parti içi dengelerin gözetilmesi" CHP'nin neredeyse slogan haline gelmiş iç politikası olageldi. Şimdi, Baykal, hem bu politikanın bir kenara atılması gerektiğini söylüyor, hem de açık bir tasfiye operasyonuna söz veriyor. Birbiriyle sürekli kavga eden suni birlik görüntüsü yerine, belki ilk başta küçülecek, ama daha homojen bir yönetim anlayışı kastediliyor.
3- "Sosyal demokratlar ilke ve bilinçli siyaset yapmalıdır. Etnik ve mezhepçi bir anlayışın üzerinden siyaset oluşturmak artık mümkün değil. Yerellikten kurtulup ulusal politika üretilmeli."
Baykal'ın bir başka özeleştirisi, 12 Eylül'den bu yana SHP ve CHP'nin maruz kaldığı "Alevi ve Kürt kökenli oylarla politika yapıyor" suçlamalarına karşı bu sözlerle yapılıyor. Baykal, özellikle yerel ölçekte parti politikalarına karşı da olsa etnik ve mezhep eksenli ittifaklara karşı çıkıyor.
4- "Demokrasi ve cumhuriyet, ayrı tutulacak iki karşıt kavram olamaz. Birey resmiyetle teslim edilemez. Devletin bireye müdahale hakkı yoktur. Demokrasi, cumhuriyetin üzerinden gelişir. Cumhuriyet demokratikleştirilmelidir."
Baykal'ın bu son çağrısı, 28 Şubat sürecinden itibaren CHP'nin üzerinde duran "laikçi" etiketten rahatsızlık duyulduğunu gösteriyor. Baykal CHP'nin altı ilkesinden biri olan devletçiliğe de dolaylı bir eleştiri gönderiyor. Bu sözler Baykal'ın "üniversitelerde türban" gibi hassas konularda farklı yaklaşımının da işaretini veriyor.
Çalışan kesimler
Baykal, bu mesajların ardından "partinin gençlikten uzaklaştığı, parti yönetiminde gençlerin önünün açılması gerektiği" saptamasını da yapıyor. Baykal'ın CHP yönetiminden uzak geçirdiği 15 ay boyunca siyaset ürettiği anlaşılıyor.
Ancak CHP'nin bir sosyal demokrat partinin doğal oy tabanı olan işçilerden, köylülerden, diğer çalışan kesimlerden uzaklaşmasına çare olacak bir çağrının eksikliği göze çarpıyor.
18 Nisan seçimlerinde CHP'nin aldığı yenilginin faturasını sadece Abdullah Öcalan'ın yakalanmasında değil, CHP'nin son dönemde yaslandığı kesimlerin niteliğinde de aramak pek akla gelmemiş görünüyor.
Gerçek şu ki, dün meclisini toplayan CHP, bugün açılacak Meclis'te yer almıyor.
MURAT YETKİN
|