kapat

30.09.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
pandora
Bizim City
Sizinkiler
Rehber
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
YeniBinyil
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
banner
İLKER SARIER(isarier@sabah.com.tr )


CHP, ne tarafa?

Bakalım, hayat CHP'yi ne tarafa çekecek? Eski "kimliksiz" çizgide mi devam edecek yoksa "sol" demokratik değerleri, çağdaş globalizmin ekonomik doğruları ile birleştirmiş bir liberal sosyal demokrasiye mi yönelecek?

Kritik nokta budur.

Bazıları "baskı" yapmaya başladı bile...

CHP'ye, serbest piyasa ekonomisi ve küreselleşme konusundaki tavrınız ne olacak, diye soruyorlar.

Partiye "sosyalist baskı" yapıyorlar!

CHP'nin serbest piyasa ekonomisine ve küreselleşmeye karşı tavır almasını istiyorlar.

Bilmiyorlar ve düşünmüyorlar ki...

Dünyada, bu iki temel eksene karsı çıkan "çağdaş" bir sosyal demokrasi kalmadı.

CHP'ye "sosyalist" bakışaçısı dayatmanın, topluma "tuzak" olduğunu bilmiyorlar.

Kafaları basmadığı için, insan hakları, hukukun üstünlüğü, birey özgürlüğü, adil gelir dağılımı ve iş güvenliği gibi "demokratik değerleri" savunmak için ille de sosyalist olmak gerekmediğini anlayamıyorlar.

Halbuki bunlar, çağdaş sosyal demokrasinin olmazsa olmaz hedefleridir.

CHP'nin, CHP'liymiş gibi görünen bu "tutuculuğa" karşı çok uyanık olması gerekiyor.

Dikkat! Türban
Türban'ın "siyasal çizgisine" karşıyım. Sosyal içerikli bireysel bir tercih olarak kalmış olsa, kimi ilgilendirir. Ama türban masum "başörtüsü" değil...

Yine de, İmam Hatip Liseleri'ndeki "türban çıkartma zorlamasının" mantığını anlamakta güçlük çekiyorum.

Bu okulları niye açtın?

"Kadın imam"a ihtiyaç mı vardı?

Vardı da açtıysan, bu okullara gidecek genç kızların türban kullanacağı belli değil miydi?

Şimdi kalkıp, "İmam Hatip Liseleri"nde türbanı yasaklamak, etle tırnağı ayırmak anlamına gelmiyor mu? Sahiden ihtiyaç yoksa bu liseleri artık "azaltma" noktasına gitmek yerine, türbanı yasaklamak bana gerçekten "mantıksız" geliyor.

VIP'likler
Şarkıcı Fatih Ürek de, VİP'ten geçmiş... Feleğin çemberinden geçen birinin VİP'ten geçmesi haber değil ya, biliyorsunuz, uçakla bir yere giderken, VİP'ler (çok önemli insanlar) için ayrılmış özel salonlardan işlemleri jet kolaylığında yaptırıp geçiyor, keyifle uçağına biniyorsun... Bu sistem, devlet adamları "zaman kazansın" diye yaratılmış bir sistem...

Bizim Fatih Ürek, sahnede şarkı söyleyen, müşterileri coşturmak için haliyle çalkalayıp, gerdan kıran bir "özgün" sanatçımız!

Ben sadece şunu merak ettim:

Fatih Ürek'in acelesi neydi? Bodrum'daki hayranları bir an önce gelip, gerdan kırsın, çalkalasın diye bekliyorlardı da onun için mi VİP'ten geçmek zorunda kaldı? Neden VİP, niçin, nasıl, ne sebeple VİP?

Demirel
Murat Demirel'e doktorlar "kapalı yerde duramaz" raporu vermiş.. Türkçesi içeri atmayın!

Hayat
6 yaşındaki çocuk trafik canavarı ile tanı-şıp yaralanmış... Çocuklarımız hayata erken atılıyor.

Altı ok
CHP'nin "altı ok"unun tarihe karıştığını söylüyorlar. Bu işin altından Mustafa Altıoklar çıkmasın?

Üzüntü
Gazetelerden biri, Sinan Çetin'in, eski programını devam ettiren Kaya Çilingiroğlu'na "kaabiliyetsiz" dediğini yazmıştı, önceki gün...

Mesleki tecrübem ve kişisel insiyaklarımla Sinan Çetin'in böyle bir şey söylemeyeceğini ve de haberin "masa başı" imalat olduğunu kolayca kestirmiştim. Yine de, hadi bir şaka yapayım diyerek, "Kaya madem kaabiliyetsiz, Hülya Avşar'ı nasıl tavladı" diye yazdım.

Ertesi gün Sinan Çetin aradı. Ne böyle bir laf ettiğini, ne de o programı seyrettiğini söyledi. "Sıkma canını, bu tür haberleri ciddiye almaya değmez" dedim.

"Ama ben seni ciddiye alıyorum" dedi... O zaman, Çetin'in düzeltmesini yapmak da bana düştü! Şakamızın yine de faydası olmuş oldu.

İroni
Deniz Baykal, adaylığını koyarken "Bundan sonra hükümet düşürmek yok, seçim istemek yok" demiş, ayrıca da "artık olaylara ve herkese çatık kaşla değil gülümseyerek bakacağız" diye eklemişti.

Basında bazı kalemler bu sözlerin üzerine atladı ve "Ne demek seçim istemek yok" diye itirazlar yükselmeye başladı. "Sol" muhalefet seçim istemeyecekse, ne yapacaktı yani?

Baykal'ın bu itiraza dün verdiği cevap, çok hoşuma gitti.

"Elbette seçim isteyeceğiz. Ben o sözlerimle ironi yapmak istemiştim!" dedi.

İlahi Deniz Baykal!..

Bu memlekette en okumuş, tahsil terbiye görmüş vatandaşın bile kurudan nem kaptığını ve de ironi yapmanın ne kadar tehlikeli olduğunu nasıl göremezsiniz, hayret!

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır