


CHP delegesi neye karar verecek?
Neden CHP'de Kurultay? Bu bir baskın Kurultay mı? Baskınsa neden baskın?
Deniz Baykal neden döndü?
Neden CHP'de maya tutmuyor veya maya tutar gibi oluyor da sonradan bölünüveriyorlar?
Gerçekte CHP acaba kaç parça?
Kim kazanırsa ne olur?
Bütün bunların altındaki esas mesele ne?
Böyle bir dizi soruyu sorup, gerek Altan Öymen gerek Deniz Baykal'la da görüştükten sonra "Meselenin aslı ne" konusunda bende oluşan izlenimi yazacağım.
CHP çok enteresan bir parti ve hayli karmaşık...
Ne olup bittiğini anlamak için işi mümkün olduğunca basite indirgemeye çalıştım. Neredeyse bir oyun gibi gelecek, ama boşuna "oyun teorileri" diye bir bilimsel yaklaşım yok. Bazen çok ciddi olayları kavramaya yardımcı olabiliyor...
***
CHP'de soru, aslında, CHP'nin başına kim gelecek değil.
Kiminle gidilecek sorusu...
Kiminle nereye kadar gidilecek sorusu!
Kimin yönetim metodu benimsenecek sorusu!
Delegeler, "Hangi yol alış metodu tercihinin temsilcisini seçeceğiz" sorusunu cevaplayacak!
***
Şimdi ne demeye çalıştığımı anlatırken Ğbecerebilirsem- size de aslında ne olup bittiğini bir derece daha net görüntülemeye gayret edeceğim...
CHP'lileri takım elbiseli, kravatlı, bir ellerinde gazete bir ellerinde çanta birarada duran bir insanlar topluluğu olarak farzedin...
Gidecekleri yer belli, iktidar olmaya yürüyecekler...
Yola çıkıyorlar, iki adım atıyorlar biri diyor ki:
- Arkadaşlar iyi güzel yola çıktık. Hepimizin kravatı var ama bence kravatlarımız kırmızı renkli olmalı.
Bütün grup duruyor, bir tartışma başlıyor. Kırmızı mı olmalı, mavi mi, sarı mı diye...
Hadi kravat konusu kapansın, beş adım atıyorlar, birisi...
- Arkadaşlar çantalarınızı sağ elinde taşıyanlar var, sol elinde taşıyanlar var. Bence herkes sol elinde taşısın!
Haydi... Hepsi duruyor, çanta hangi elle taşınsın diye tartışıyor.
***
Manzara bu!
Çok aday çıkmasının nedeni de bu... Kimisi çanta sağ elde, kimisi çanta sol elde, kimisi hangi elde olursa olsun farketmez, kimisi de neden çanta taşıyoruz diyor. Herkesin kendi modeli var.
Peki nasıl çıkılacak bu işin içinden?
İki tane ana model var, büyük olasılıkla onlar çekişecek...
Baykal modeli, lider partisi!
ve Öymen modeli, kadro partisi!
***
Baykal modeliyle başlıyorum...
CHP, Baykal'la birlikte yola çıkıyor ve aralarından biri, "Ama kravatlarımız uymuyor" diyor.
Cevap: Çıkartın kravatları, kravat yok. Kravatla kaybedilecek vakit yok.
Yürümeye devam!
- Ben kravatımı çıkartmıyorum.
- Sana güle güle kardeşim, bizim durmaya tahammülümüz yok, yolun açık olsun!
"Çanta" diyecek olunsa, cevap: "Çanta yok" "Çanta isterim" diyenin yolu açık olsun.
Bu örnekte Baykal gerekirse "don gömleğe kadar" inmekte kararlı olacaktır.
Bu aşamada "Üşüdük, ceket giyelim" diyecek olanlara, o zaman cevaplar gelecek "Ceket tamam, herkese mavi ceket."
Çanta aşamasına gelinince "Çanta elbette, çantasız olur mu? Siyah çantalar, sol elde taşınacak."
Metodun adı: Gerekirse küçül, yeter ki hızlı yol al! Sen ne kadar çok yol alırsan yanına gelen o kadar çok olur. O zaman da onlara "Koşacaksan bize uyumlu koş" demene bile gerek kalmaz, zaten katılan bunu bilir.
***
Öymen modeli de yol almak istemiyor mu?
İstiyor elbette, ama kopmaları arzulamıyor.
Kalabalık azalacağına gerekirse duralım ve lakin daha az duralım yanlısı.
Yani kravat meselesinde durduklarında ve kravat konusunda anlaştıklarında "Haydi çantalar da kravatlarla uyumlu olsun" diyerek, bir sonraki krizi o durakta hallederek ilerlemeyi öngörüyor.
***
Baykal, "Bu iş böyle gitmez arkadaşlar, gitmesine de imkan yok. Çünkü metot yanlış! Düşün peşime var gücümüzle koşalım. Konuşamayacak kadar süratli koşamazsak hedefe varamayız. Düşün peşime, ben yolu biliyorum. Burası fikir kulübü değil parti" diyecek!
Öymen, "Kravat şöyle mi olsun, çanta böyle mi olsun diye tartışmalara açığım, bu bizim bir zenginliğimiz. Bu Kurultay aslında bizi yavaşlatan tek engel, bunu aştıktan sonra durmamız için bir neden kalmayacak, çünkü bu artık son büyük duruşumuz olacak. Kurultay'dan ben çıkarsam, benim metodumun benimsendiği anlaşılacak. Ondan sonra gerekirse koşarken de aramızda tartışabiliriz. Bunu atlatırsak, kimse 'Yönetim metodu nedin haydi Ğdurup- düşünelim' diyemeyecek. Biz zaten koşuyorduk, bu son tökezlemeyi atlatıp hep beraber koşalım. Çoğulculuktan kuvvet doğar, hızlı büyüsün diye ağaç budama bize en ihtiyacımız olduğu sırada güç kaybettirir" mesajı verecek.
CHP'nin Meclis'e doğru yürüyüşünde hangi lideri, hangi metodu seçeceğine delegesi karar verecek.
Sonra seçimlerde bizim karşımıza gelecekler. Hangi metod-hangi lideri seçtiler, onunla nereye kadar geldiler, ülke yönetiminde nereye kadar söz sahibi olacaklar...
Ona da bizler karar vereceğiz.