Ahmet Tan Karaosmanoğlu Muğla'da yaşayan bir müteahhit... Hali, vakti yerinde, yani kazancı iyi... Kazancıyla mütenasip bir araba almaya kalktı. Aldı da... Altına 25 Aralık 99 tarihinde İzmir'den 2000 model bir Alfa Romeo çekti. 1500 km bakımını, aldığı firmanın servisinde yaptırdı. Hepsi iyi, güzel ama ne yazık ki 18 Mart 2000 tarihinde, aracı ile seyir halinde iken önce önden bir duman geldi, sonra araba alev alarak cayır cayır yanmaya başladı. Ahmet Bey hayati tehlike atlatarak aracını durdurmayı başardı ve kendini dışarı attı. Artık kurtulmuştu. Derler ya, önce can sonra mal...
Bu durumda ne yapılır... Tabii ki meseleyi hemen bağlı olduğu acentaya bildirdi. Bayındır Sigorta'nın Muğla acentası olan Mustafa Çavuş'a gerekli evrakları ulaştırdı ve gelişmeleri beklemeye başladı. Aradan tam 70 gün geçtikten sonra kaskodan gelen cevap şöyle; "Aracınıza yaptırmış olduğumuz bilirkişi incelemesi sonucu teknik arızadan dolayı yanmış olduğu anlaşılmış ve vasıtanız garantili bir mal olduğu için kaskonun bunu tazmin etme zorunluluğu yoktur. Bu nedenle talebinizi satıcı firmaya yapmanız gerekir." Ahmet Bey bu sefer aldığı bu cevapla birlikte Alfa Romeo'sunu satın aldığı firmaya müracaat etti. Oradan ise şu cevabı aldı; "Tamamen yanmış olan bir aracın neden yandığını tespit etmek teknik olarak mümkün değil. Siz malınızı kaskoya tazmin ettirin."
Haydi bakalım gelin de şimdi çıkın işin içinden... Belki şimdi diyeceksiniz ki; "Ahmet Bey, zengin ve tuzu kuruların problemlerine eğilmek senin neyine... Bu kadar gariban varken, onlarla uğraşsana..." Ama bir dakika, önemli olan haksızlık değil mi?... Ee burada da haksızlığa uğramış bir vatandaş yok mu?... Onun fakirliği veya zenginliği beni hiç ilgilendirmez. Önemli olan haksızlığa karşı çıkmak... Neyse gelelim sadede, adam 18 Mart'tan beri hala sonuç alamadı. Arabasına ödediği 21 milyar lirasına mı yansın, kanunların işlemeyişine mi yansın, ilgililerin adam sendeciliğine mi üzülsün, sigortacıların kurnazlığına mı sıkılsın... Söyleyin hangi biriyle uğraşsın?... Üstelik eğer mal ayıplı ise, satanın kabahati... Hizmet ayıplı ise, hizmet verenin ayıbı... Ama anlaşılıyor ki, esas ayıp parayı bastırıp, arabayı alan kişide... Bu ülkede eli kalem tutanlar, sesini duyabilenler de bu duruma düşerlerse, garibanan vay haline... Daha fazla birşey söylemek istemiyorum. Konunun nasıl hallolacağını merakla bekliyorum.