Günümüzün delifiþek þovmenlerinden Cem Yýlmaz, bir gösterisinde, acýmasýz bir espri yapmýþtý:
- O yanýnýzdaki bey amca, iki yýl önce vefat etmiþti...
"Cumhuriyetin Kurucusu", "Atatürk'ün Partisi" CHP'nin yeniden seçimli bir kurultaya gitmesi, Cem Yýlmaz'ýn esprisini anýmsatýyor:
- O Kurultay'ýný yaptýðýnýz parti çoktan vefat etmiþti.
Türkiye Cumhuriyeti; çaðdaþ batýlý ülkeler gibi "tüketim" yaparsak modernleþiriz yanýlgýsýný temelinde taþýyarak kuruldu. Batýlý yaþam tarzýnýn asýl dinamiðini oluþturan "üretme biçimi" hiçbir zaman gündeme gelmedi.
Fraklar giyildi, cumhuriyet balolarý tertip edildi ama toplumun en aðýrlýklý kesimini oluþturan köylülük hiçbir zaman aþýlamadý.
Sanayileþmesini tamamlamamýþ bir tarým ülkesi olmanýn tüm zaaflarý da ortalýðý sardý. Çoðulculuða izin vermeyen, asker gücüne dayalý otoriter bir tek parti dönemi, ülkenin resmi ideolojisini oluþturdu. Üstelik bu "ilericilik" olarak nitelendi. Bir yandan tüm ülke solcularýna kan kusturuldu, Türkiye Komünist Parti Genel Sekreteri Mustafa Suphi boðduruldu, diðer yandan bu rejimin partisi CHP'nin daha sonra "sosyal demokrat" olduðu iddia edildi.
Birkaç gündür CHP'nin "emekliler partisi" haline geldiði yazýlýp çiziliyor. Gençler neredeyse, tümüyle elini eteðini bu partiden çekmiþ. CHP'nin biyolojik ömrünü tamamladýðý açýkça görülüyor. Cenazesinin kalkmasý biraz daha zaman alsa da bugünkü haliyle bu partinin ne takati, ne dermaný kalmýþ.
Her tür toplumsal kýpýrtýyý yok eden Takrir-i Sžkun Kanunu'nu çýkaran CHP'dir.
"Ebedi Þef" kavramýný getiren CHP'dir.
Ülkeyi 14 bölgeye ayýrarak her bölgeye "müfettiþ" atayan CHP'dir. Ayrýca il örgütlerinin baþýnda bulunan mutemedleri ve belediye baþkanlarýný merkezden atayan CHP'dir.
Mussolini tarzý bir yönetimi Türkiye'de icra eden Recep Peker'i yönetime getiren CHP'dir.
Parti-devlet özdeþliðini kuran CHP'dir. Ýçiþleri Bakaný'ný Parti Genel Sekreteri, valileri de Ýl Baþkaný kabul eden CHP'dir.
Böylece, halka güvenmeyen, halka baþöðretmenlik yapmaya kalkan, baskýcý ve ceberrut bir yapýlanma ortaya çýkmýþ, Ýttihat ve Terakki'nin askeri yöntemlerine dayalý bir "teftiþ" mantýðýyla görüntüde modernleþme çabasý sürdürülmüþtür.
Ýlk baþta dokuz ilke ile yola çýkan CHP daha sonra, kendi ideolojisini "altý ok"la belirlemiþtir. Sonra da bu Türk devletinin ideolojisi haline gelmiþtir. Demokrasinin ve farklýlýðýn yadsýndýðý bir garnizon anlayýþý "ilericilik" olarak dayatýlmýþtýr.
Sosyal demokrasi, Türkiye Ýþçi Partisi'nin önüne set çekmek için bir gecede çýkarýlmýþ bir taktik olmaktan öteye bu yüzden gidemedi.
Nitekim, zamanýmýzýn nadir bulunan dürüst ve nitelikli insanlarýndan biri olan Tarhan Erdem Neþe Düzel ile yaptýðý olaðanüstü güzel söyleþide bu partinin en son genel sekreteri sýfatýyla duruma açýklýk getiriyor:
"CHP'de herkes 'biz sosyal demokratýz' diyor ama bu sosyal demokrasi bir kabuktan ibarettir. Ýçinde ne var kimse bilmiyor. Zaten bu yüzden bir iç tutarlýlýk yok. CHP sadece parti içi çekiþmeyle meþgul."
Erdem, örgütün "içerik deðil, güzel konuþma istediðini" de açýk yüreklilikle ortaya koyuyor.
Ben bugüne kadar ne CHP'de, ne de bir dönem onun mirasý üzerine kurulan partilere ait mekanlarda, sosyal demokrasinin kurucu babalarýndan herhangi birinin resmini görmedim. Ne Bernstein'in, ne Kautsky'nin, ne Jaures'in resimlerine oralarda rastlayamazsýnýz.
Resmine rastlayamadýðýnýz gibi, sosyal demokrasinin kökenini oluþturan Marksizm'den de laf açýlmaz. Ordunun da yürekten baðlý olduðu "Kemalizm" ortalýkta durur. CHP Genel Merkezi ile Genelkurmay'ýn bildirileri karýþsa kimse bunu farketmez. Böyle bir durumdan, barýþçý bir yöntemle kapitalizmden sosyalizme geçiþi savunan "sosyal demokrasi" çýkar mý?
Zaten de çýkmýyor. Yakýn zamana kadar Alevi kitlelerin hassasiyetine kulak veren, emek-sermaye çeliþkisi yerine "laik-þeriat" gerginliðini koyan garip bir yapý sürdürüldü. Artýk o da dikiþ tutturamamakta...
Türkiye'de ekonomik rant daðýtýmýný devlet yapar. O nedenle de siyasi partiler bir"menfaat çetesi" gibi çalýþýr. CHP de bu sistemin topal bir partisi haline gelmiþ bulunuyor. Yeni bir öneri ortaya koyamadýðý, sorunlarý aþacak toplumsal anahtar rolünü oynayamadýðý için de gittikçe çürüyor.
Tarhan Erdem, partinin nasýl bir yozlaþmaya sürüklendiðini, üye sisteminden verdiði örnek ile anlatmakta:
"Biz yönetime geldiðimizde CHP'nin, bu arada ölenler de olmuþ tabii, bir milyon 957 bin üyesi vardý. Üye kayýtlarýný yeniledik ve bu sayý 144 bine indi.
Meðer her kongre döneminden önce bazý kiþiler kongreyi kazanmak için yüzlerce kiþiyi üye kaydetmiþler. Buna herkes seyirci kalmýþ."
Devlet rantýndan pay kapma yarýþý, ülkenin en temel çarpýklýklarýný da gözardý etmeye neden oldu. Cumhuriyeti kuran parti olmak ile öðünen CHP'nin kurduðu devlette "Türk ordusunun siyasetle, ülkenin idaresiyle meþgul" olduðu gerçeði de, yine CHP'nin eski genel sekreteri tarafýndan vurgulanmakta...
Yeryüzü, sanayi dönemini de aþýyor. Artýk emek "en yüce deðer" olmaktan çýkýyor. Sol'un anlamý deðiþiyor.
Sosyal yapýlar farklýlaþýyor. Çalýþma saatleri azalýyor. CHP ise babadan kalma usuller ile devlet imkânlarýndan ganimet apartma savaþýnda eriyor.
Gerçekten de, bu haliyle, kongresi yapýlan parti çoktan rahmetlik olmuþ.
Ama bunun farkýna varmýyor.