kapat

30.09.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
pandora
Bizim City
Sizinkiler
Rehber
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
YeniBinyil
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
banner
CENGİZ ÇANDAR(ccandar@sabah.com.tr )


Kim "kalıcı", kim "gidici"?

"Bu iş böyle gitmez" durumu devam ederse, kim "gider" dersiniz? Hükümet mi; Cumhurbaşkanı mı?

Tabii ki, hükümet. Beceriksiz olan o. kendi ayağına sürekli kurşun sıkan o. Başka hiçbir neden olmasa bile, hükümetin süresi 7 yıl değil, ama Cumhurbaşkanı'nınki öyle. Cumhurbaşkanı, ancak TBMM tarafından ve "vatana ihanet"ten ötürü görevden uzaklaştırılabilir.

Böyle bir durum var mı? Yok. Böyle bir durum olabilir mi? Olamaz.

Kaldı ki, bu hükümetin zaten TBMM ile sorunu var. TBMM'ye yasa çıkartmak için güvenemediği için, ikidebir "anayasa ihlali" yaparak, KHK'lar yoluyla sonuç almaya çalışıyorlar; Çankaya ile tüm pürüzler de bu yüzden çıkıyor.

Tepeden tırnağa değişmesi gereken bu anayasaya bile uyamayacak kadar, "hukuk dışılık"tan medet uman bir hükümet bu. Her hukuk ihlalinde, karşılarında Cumhurbaşkanı'nı bulunca, adeta oyuncağı elinden alınmış bir çocuk gibi ağlayarak, Cumhurbaşkanı'nı şikayetten, "siyasi kriz"den medet umuyorlar.

Kullandıkları yöntem, basit ve klasik. Başbakan, "zabıt katibi" gibi kullandığı birkaç gazeteci aracılığıyla, büyük basında Cumhurbaşkanı aleyhinde fırtına koparmaya uğraşıyor.

Nereden baksanız, yakışıksız bir hükümet etme tarzı. Önce, "istikrar" sözcüğünün büyüsüyle, sermaye çevreleri, kamuoyu ve dış dünya efsunlanmaya çalışılıyor. "İstikrar"ın ardından kullanılan "anahtar sözcük" ise bu hükümetin "alternatifi" olmadığı.

Tüm Türkiye, 2000 yılında Türkiye'yi akıl almaz bir "enerji krizi"ne sokan bu hükümete sanki mecbur. "Alternatifsizlik", eğer zihinlere yerleştirilirse, o zaman, hükümetin attığı her adımı -hukuka aykırı da olsa- Türkiye sanki içine sindirmek zorunda.

Demokrasi makyajlı otokratik zihniyet, buradan hareketle, Cumhurbaşkanı'nı kuşatmaya ve hukuksuzluğa karşı "Çankaya engeli"ni bertaraf etmeye uğraşıyor. Böyle sonuç alınması imkansız. Çünkü, Cumhurbaşkanı, "realpolitik" açısından bakıldığında dahi, hükümetten daha güçlü.

Bir kere, arkasında pek az Cumhurbaşkanı'na nasip olabilecek bir halk desteği mevcut. Yüzde 80 oranında bir destek ve popülarite (son KHK vetosu da dahil), Çankaya'ya, büyük bir "sosyolojik meşruiyet" zemini oluşturuyor.

İkincisi, Millenium Zirvesi'nde ortaya açıkça çıktı ki, Amerika ile AB'nin önde gelen ülkeleri, Cumhurbaşkanı'nı, Batı'da arzulanan "demokratik Türkiye"nin güvencesi sayıyorlar. Clinton, Chirac ve Schröder'in Cumhurbaşkanı'na cömert övgüleri, tam tamına "Birinci KHK krizi"nin ardından gelmişti. Amerika ve AB'den, Cumhurbaşkanı'na verilen "uluslararası güvenoyu", bu hükümete verilen "uluslararası güvensizlik oyu"dur.

"Cumhurbaşkanı kendisini Anayasa Mahkemesi yerine koyuyor" veya "Cumhurbaşkanı diyaloga kapalı" türü belden aşağı vurma yöntemlerini bir yana bırakalım. Siz, Çankaya'da "noter" mi istiyorsunuz; görevlerini yerine getirmekte titiz bir "Cumhurbaşkanı" mı? Anayasaya aykırı kararname hazırlamayın olsun bitsin. Kararname yerine, yasa çıkartmayı deneyin; olsun bitsin. Sizin "diyalog"tan anladığınız, "monolog"unuzu kayıtsız şartsız kabul edecek, bir "evet efendimci" midir?

Ayrıca, IMF'ye niyet mektubu verileli bir yıl oldu. Kamu bankalarının özerkleştirilmesi ve özelleştirilmeye hazır hale getirilmesi, oradaki vaadlerin en önemlisiydi. Bunun için, niçin bir yıl beklediniz? Bir yıl bekledikten sonra, niçin hukuken sakat bir kararnameyle bu işi çıkartmaya kalkıştınız? Hal bu iken, Cumhurbaşkanı'na karşı medya aracılığıyla "gerilla savaşı" yürütmeye utanmıyor musunuz?

Türkiye, Cumhurbaşkanı'ndan memnun. Onun "alternatifi" yok. Buna gerek de yok. Sizinkiyse yakında bulunur. Bulunacaktır da. AB adayı ve demokratik ülkelerde, "alternatifsiz" hükümet olabilir mi?

Olmayacağına göre, sonuçta "kalıcı" olan Cumhurbaşkanı, "gidici" olan hükümettir.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır