


Sezer'e öfke: Hava-civa!
Benim şair arkadaşım Refik Durbaş'ın sevgilisine seslenen bir dizesi var, diyor ki; "Adın, dudaklarımdan çıktığı haliyle dursun..."
Yani, seni hep seveyim...
Sen de beni ebediyen sev...
Sevgimiz kalıcı olsun...
Saygımız yüce olsun...
İlişkimiz hava-civa olmasın...
Yeni Cumuhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer, herhalde bizim şair Refik Durbaş'ın şiirindeki sevgiliye benzetilemez. Esmer, kavruk bir adam.
Fakat...
Ortada somut bir çelişki var...
Yeni Cumuhurbaşkanlığı'na "Hukukçu adamdır, adaletten yanadır, tarafsızdır... Atatürkçüdür... Laiktir... Medeniyetçidir... Gerici, irticacı, bölücü değildir..." diye kendileri önerdiler, kendileri oyladılar, kendileri seçtiler.
Şimdi Sezer'e öfke içindeler.
Adı dudaklarından çıktığı haliyle durmuyor. İlişkiler, kesilmiş süte döndü...
***
Memurlar içinde bölücü, irticacı, hırsız, uğursuz varsa bunları devlet kadrolarından atabilirsiniz. Fakat bunu kanun hükmünde kararname ile yapamazsınız. Çünkü hukuka, hukuk devletine aykırı olur. Meclis'ten yasa çıkartıp yapabilirsiniz. O zaman hukuk devletine uygun olur diyor.
Onlar Sezer'e öfkeleniyorlar.
Yine aynı çelişki içindeler.
Devlet bankalarından Ziraat, Halk, Emlak bankaları, yerli ve yabancı özel sektöre satılacakmış. Satılmadan önce bu bankaları düzeltmek, tamir etmek, iç kanamalarını durdurmak gerekiyormuş. Bu iç tamiratı yapabilmek için de Dünya Bankası ile Japonya'dan 2 milyar 250 milyon dolar "yapısal uyum kredisi" alınacakmış.
Bu dış krediyi almak için...
Ziraat'i, Halk'ı, Emlak'ı...
Satılığa çıkarmak gerekiyor...
Satabilmek için de "banka alış-satışlarında alınan işlem vergilerini" kaldırmak gerekiyor. Vergi kaldırmayı yine kanun hükmünde kararname ile yapmak istiyorlar.
***
Yine aynı tavır...
Cumuhurbaşkanı, "Vergi koymak ya da vergi kaldırmak Anayasamıza ve yasalarımaza göre Meclis'in yetkisindedir. Meclis'i toplayın, bir maddelik kanun çıkartın. Getirin imzalayayım. Benim önüme kanun hükmünde kararname ile gelmeyin... İmzalamam..."diyor.
***
Ve yine aynı hikaye...
Sezer'e aynı öfke...
Vaaayyy....
Dışardan 2 milyar 250 milyon dolar kredi gelecek, sen bunu engelliyorsun.
Vaaayyyy...
Hantal, urlu, problemli bankaları özelleştirereceğiz, devlete yük olmaktan çıkartacağız, yarım liberal ekonomiden tam pazar ekonomisine geçeceğiz, Japonya'nın, Dünya Bankası'nın gözüne gireceğiz, sen bunu engelliyorsun.
Ne kadar da tutarsızlar...
Sezer'e öfke: Hava-civa...
Gerçekten bu bankaları özelleştirmek istiyorlar mı? Yoksa bu bankaları özelleştirecekmiş gibi yapıp, 2 milyar 250 milyon dolarlık dış krediyi alarak günü kurtarmak mı istiyorlar? Bankaları özelleştirmek istiyorlarsa bunun planı nerede?
Kim alacak bu bankaları?
Yerli özel sektör mü?
Yabancı sermaye mi?
Nasıl satılacak bu bankalar?
***
Bu bankalar pratik olarak özelleştirilebilir mi? Ziraat Bankası: 13.8 katrilyon (1 katrilyon 1 milyon trilyon lira demek) aktif toplamı, 1292 yurtiçi şubesi, 17 yurtdışı şubesi, 37 bin 705 çalışanı var. Halk Bankası: 8.2 katrilyon aktif toplamı, 806 şubesi, 15 bin 200 çalışanı var. Emlak Bankası: 2.6 katrilyon aktif toplamı, 406 şubesi, 10 bin 277 personeli var.
Bu bankalar kime satılacak?
Nasıl satılacak?
Türk Ticaret Bankası'nın sadece 644 trilyon toplam aktifi, 270 şubesi, 4 bin 25 çalışanı vardı. Bu banka satılırken hükümet düştü, bankayı almak isteyen Korkmaz Yiğit hapse düştü. Türk Ticaret'in özelleştirilmesi sırasında olanlara bakınca insan sormadan edemiyor: Ziraat'in, Halk'ın, Emlak'ın özelleştirmesini gerçekten istiyorsanız, planınınız nerde?
Cumhurbaşkanı Sezer'in...
Kararnameyi geri çevirmesi...
Sadece küçük bir ayrıntı...
Sezer'e öfke: Hava-civa!
Samimiyetinizi görelim!