kapat

30.09.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
pandora
Bizim City
Sizinkiler
Rehber
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
YeniBinyil
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
banner
CAN ATAKLI(ataklic@sabah.com.tr )


Kazanç arttıkça can daha tatlı oluyor...

Kanuni Sultan Süleyman ne güzel söylemiş "Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi." Sağlık en büyük devlet belki de, sağlığı korumanın da bir bedeli var. Eğer yeteri kadar paranız yoksa öncelikle sağlığınızı korumayı pek beceremeyebilirsiniz. Yukarıdaki grafikte sunulan araştırmayı Sabancı Holding'ten aldım. Holding'in perakende satışları koordine eden ve araştırmalar yapan birimi hazırlamış. Ülkelere göre tüketim eğilimleri gösteriliyor grafikte. Herhalde hemen dikkatinizi çekmiştir, gelir düzeyi düştükçe yemek yemek için ayrılan paranın oranı büyüyor. Buna karşın sağlık için yapılan harcamaların oranı düşüyor. Kazançların yükselmesiyle sağlık harcalarının oranı yükselirken bu kez yemek yemek için yapılan harcamaların oranı düşüyor. Yüksek gelir düzeyi olan ülkelerde önemli bir harcama kalemi de ev ve ulaşım. Şimdi tabii bu rakamlar aldatıcı olmamalı. Çünkü düşük gelir seviyesi olan ülkelerde karın doyurmak için harcanan para gelir seviyesi düşük ülkelerde harcanan paradan reel olarak çok daha aşağıda. Gelir düzeyi yüksek ülkelerde yiyecek içecek için çok daha büyük paralar harcanıyor ama bunun toplam harcamalara olan oranı düşük kalıyor. Zengin ülkeler yiyip içtikten sonra çok daha fazlasını sağlıkları için harcayabiliyorlar, çünkü ellerinde çok paraları kalmış oluyor. Oysa fakir ülkelerde yemeğe verilen paradan sonra sağlık için elde avuçta fazla birşey kalmıyor. Ne yazık, dünya böyle.

CHP doğruyu yapmalı
CHP bugün tarihi bir Kurultay'a sahne olacak. Atatürk'ün partisi ilk kez Meclis dışında kalmanın ezikliğini üzerinden atmanın ve geleceğe daha güvenle bakmanın yolunu bugün bulmalı. Bugün başlayacak Kurultay'da elbette en önemli konu genel başkan seçimi. Altan Öymen zor bir dönemde partinin genel başkanlığını üstlenerek çok önemli bir fedakarlık yapmıştı. Ancak partiler iyiniyetle yönetilemiyor. CHP 18 Nisan 199'dan beri hayalet parti gibi maalesef. Oysa Türkiye'nin CHP'ye çok ihtiyacı var ve CHP silkinip yeniden eski günlerine dönmek zorunda.

Kişisel olarak Deniz Baykal'ın bir kere daha seçilmesinden yanayım. Çünkü Baykal dışındaki adayların CHP'ye eski heyecanını kazandıracağına inanamıyorum. Baykal belki CHP'nin son umudu değil, buna karşın bugün için çok gerekli. Baykal partiyi bir süre daha üstlenmeli, bu süre içinde tabandan gelecek genç lider kadrolarının yetiştirilmesine katkıda bulunmalı. Baykal'a da böyle bir final yakışır.

Taylan Özgür için açıklama yapılmalı
Emekli subay Talat Turhan özellikle kontrgerilla ile ilgili araştırmaları ile tanınıyor. Talat Turhan 31 yıl önce öldürülen Taylan Özgür'ün katilini bildiğini ima eden açıklamalar yapmıştı. Turhan bu bilgileri zamanında CHP'ye verdiğini de söylemişti. Bu bilgiler geçen hafta bu köşede yayınlandı. Ancak taraflardan nedense hiç ses çıkmıyor. Örneğin bugünkü CHP Kurultayı'nda Genel Başkan adaylarından Hasan Fehmi Güneş'in elinde bu dosya olmalı. Herhalde Kurultay'dan sonra bir açıklama yapacaktır.

Talat Turhan'ın da ortaya çıkması gerek.

Bunlar da biraz münasebetsiz sorular
Bu köşenin "Lüzumsuz sorular"i var ya, okurlardan biri "Onlar lüzumsuz sorularsa bunlar da münasebetsiz sorular" diyerek bir e-mail göndermiş. Hepsi birbirinden matrak soruları sizlerle de paylaşmak istedim. Bu arada bazı okurlar "Lüzumsuz sorular diyorsunuz ama hepsi de çok önemli sorular, niye böyle başlık atıyorsunuz" diye soruyorlar. Çok haklılar. Ama Türkiye'de bazı ciddi sorulara cevap almakta zorlanıyoruz. "Bu sorular zaten lüzumsuz" havasında sorunca bakarsınız birileri cevap verir ya da gereğini yerine getirir. Neyse, lafı çok uzatmadan, sizi münasebetsiz sorularla başbaşa bırakayım.

*Yüzmek zayıflatıyorsa, balinalar neden şişman?

*Mısır yağı mısırdan, ayçiçek yağı ayçiçeğinden elde idiliyorsa, bebek yağı nereden elde edilmektedir?

* Süper yapıştırıcı her şeyi yapıştırdığı halde niçin içinde bulunduğu tüpün iç cidarlarını yapıştırmamaktadır.

* Niçin yanlış çevrilen telefon numarası hiç meşgul çalmaz?

*Niçin falcıya gitmeden önce randevu almak gerekir?

* Eğer bugün hava sıcaklığı sıfır derece ise ve yarın iki kat daha soğuk olacaksa, yarın hava sıcaklığı kaç derece olacaktır?

* Niçin tek heceli demek için dört hece kullanmak zorundayız?

* Niçin insanlar kendileri saymış gibi gökyüzünde 400 milyon yıldız var denildiğinde inandıkları halde, "Dikkat yağlıboya" yazan yüzeyi elleriyle yoklama ihtiyacı duyarlar?

* Niçin limonlu gazozların içerisinde bir sürü suni tatlandırıcı varken, bulaşık deterjanında gerçek limon suyu kullanılmaktadır?

* Evli insanlar gerçekten daha uzun mu yaşarlar, yoksa kendilerini öyle mi hissederler?

* Işık 300 milyon km/sn hızla yayıldığına göre karanlık hangi hızla çökmektedir?

* Işık hızında giden bir arabada oturduğumuzu varsayarsak, farları yakınca ne olur?

* Bir şizofren intihar etmekle tehdit ediyorsa, rehin alma suçundan yargılanabilir mi?

*Niçin fare kokulu kedi maması yok?

*Kadınlar niçin tuvalete yalnız gidemezler?

* Teflona hiçbir şey yapışmadığı halde, teflon tavaya nasıl yapışmıştır?

* 24 saat açık benzin istasyonlarının kapılarında neden kilit vardır?

* Kör bir eskimonun kızak köpeği kör müdür?

*Niçin uçaklarda paraşüt yerine can yeleği vardır?

*Kar küreyicisinin şoförü sabah işine neyle gelmektedir?

* Birçok tüketim maddesinde "Buradan açınız" yazmaktadır, eğer başka bir yerinden açarsak, poşet bize darılır mı?

* Eğer uçağın karakutusu kaza anında parçalanmıyorsa, neden uçağın tamamı bu maddeden yapılmıyor?

Gelen mesajlar için
Sizlerden gelen e-maillerin, mektup ve faks mesajlarının bazılarını fırsat buldukça yayınlıyorum biliyorsunuz. Ancak bunlarda isim kullanmıyorum, çünkü her mesajın tamamını yayınlama olanağım yok, o zaman da isim kullanmak, gönderene saygısızlık olur.

Bu arada kimi okurlar özel cevap da istiyor ya da en azından böyle bir şey bekliyor. Çok özür dileyerek söylüyorum ki, böyle bir fırsat bulacak zamanım yok. Sabahın erken saatlerinde Kanal/6'da başlayan günüm öğleden sonra geceye kadar SABAH'la devam ediyor. Bu nedenle mesajlara şahsen cevap vermem mümkün olmuyor.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır