Eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in yeğeni Murat Demirel DGM'nin talimatı ile yakalanıp Ankara'ya götürüldü.
Murat Demirel, çete oluşturarak Egebank'ın içini boşaltmakla suçlanıyor. Bankanın eski sahibi Murat Demirel hakkında 6 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılacak.
Geçen Aralık'ta beş bankaya devletçe el konulduktan sonra Murat Demirel ile yakın çalışma arkadaşları ve bankadan kredi çekenler izleniyor, telefonları dinleniyordu.
Bankadan 80 milyon doların "hortumlandığı" bu şekilde ve Demirel'e ait şifreli kasalarda ele geçen belgelerle kanıta bağlandı.
Bankacılık Üst Kurulu ile polisin yürüttüğü izlemenin sonuçları DGM'ye iletilince düğmeye basıldı ve operasyon başladı.
Bankaların sahipleri tarafından soyulması ve zararın devletçe karşılanması Türkiye'de "vaka-i adiye" sayılıyor ve bu haksızlık kamu vicdanında isyan duygusu yaratıyor.
Başlatılan operasyonun, zedelenen adalet duygusunu onarmak yanında, bundan sonraki soygunları caydıracak etkili ibret yaratması gibi yararları olacak.
Süleyman Demirel, dün yeğeni hakkında konuşurken "Kimsenin kanunları çiğneme imtiyazı yoktur. Yalnız başkalarından farklı muamele görmesi de yanlış olur" dedi.
Eski Cumhurbaşkanı "Beş banka battı. Ya Murat'ı bıraksınlar veya öbürlerinin sahiplerine de Murat'a yaptıklarını yapsınlar" demek mi istedi?
Polis bu operasyona "Kasırga" adını vermiş.
Kasırga, insanların kontrol edemediği felâketlerdendir. Oysa bu olay, hukukun sınırları içinde çözülmeli.
Siyasi himaye altında banka soymak ne kadar kötü ise, siyasi intikam uğruna gösteri yapmak da o kadar kötüdür.
Eski Cumhurbaşkanı'nın sözü buysa haklı.
Operasyon, kasırga değil "Kusursuz Fırtına" olmalı. Yani aynı suçu işleyenler, aynı bedelleri ödemeli!
Başbakan önceki gün Cumhurbaşkanı'nı ağır biçimde suçlarken IMF Başkan Yardımcısı Fischer de Prag'da Devlet Bakanı Önal'a şu uyarıyı yapıyordu:
"Özelleştirmede gecikmenin sınırı var. Bu sınır aşılırsa samimiyetinizden kuşku duyulur. Gelmesi gereken krediler ertelenir!"
Kamu bankalarının özelleştirilmesiyle ilgili KHK Çankaya'dan geri döndü. Şimdi ortaya çıkan durum, vetonun intikamını almaktan daha vahim sonuçlara gebedir.
Meclis'te ezici çoğunluğa sahip iktidar, sorunu yasa ile aşma imkânına yoğunlaşmadığı takdirde takke düşecek, kel görünecektir.
Sezer'den daha büyük sorunun, devlet bankalarından ellerini çekmek istemeyen siyasetçiler olduğu ortaya çıkacaktır.
Ekonomik programı asıl bu öldürür!