kapat

29.09.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
pandora
Bizim City
Sizinkiler
Rehber
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
banner
EMİN ÖZTÜRK


Ömür boyu deprem vergisi!

Başlıkta kastedilen, bu hafta yürürlüğe girdiği (sonra da iki ay ertelendiği) söylenen "Zorunlu Deprem Sigortası". Getirilen sistem sigorta olarak adlandırılmış olmasına rağmen daha çok ev sahiplerine getirilen gizli bir vergiye benziyor. Neden böyle düşündüğümüzün nedenlerini konunun özüne inmeye çalışarak aşağıda açıklıyoruz. Ancak, getirilen sistemin uygulamayla ilgili pek çok sorunu da var. Bilenler için tekrar olacak ama bunların bazılarına değinerek başlayalım:

UYGULAMA ZORUNLU
Zorunlu deprem sigortasının iyi bir hazırlık sonrasında yürürlüğe girmediği daha birinci günde ortaya çıktı. Sigortayı yapacak kurum aslında bildiğimiz anlamda bir sigorta şirketi değil. "Doğal Afet Sigorta Kurumu" isimli yeni bir bürokratik yapı yaratılmış. Sigorta şirketlerinin, düzenlenecek poliçenin yüzde 12.5'i tutarındaki bir komisyon karşılığında aracılık etmeleri öngörülmüş. Ancak, uygulamanın birinci gününde sigorta acentelerine poliçelerin henüz ulaşmadığı ortaya çıktı. Yine de bu birinci dakika golü hazırlıksızlığın ölçüsünü ifade etmek için yeterli değil. Sigortayı yapan konumdaki devlet kuruluşunun hasarları değerlendirecek eksperleri de yok. Ayrıca, köylerde yaşayanlar dışındaki tüm ev sahiplerini ilgilendiren böylesine yaygın kapsamlı bir uygulamanın kamuoyunda tarışılmadan ve üstelik tanıtımı yapılmadan uygulamaya girmesi hatalı.

SİGORTA ÖZELLİĞİ YOK
Getirilen sistemin adı sigorta ama bazı özellikleri buna hiç uymuyor. Bir defa, yeterli para birikmeden bir deprem olması durumunda ödenmiş prime denk gelen bir hasar ödemesinin yapılacağı taahhüdü yok. Fonda ne kadar para birikmişse o kadarı dağıtılacak. Yani ev sahipleri 20 milyar liraya denk gelen bir primi ödeyip çok daha az hasar ödemesi almak durumunda kalabilir. Oysa gerçek bir sigortada poliçede belirtilen miktarda hasar ödemesi birinci günden itibaren garanti altındadır. Örneğin, aracınıza yaptırdığınız kasko sigortası siz priminizi ödediğiniz anda başlar ve sigorta şirketinin param yok demesi sözkonusu değildir. Bunun garantisi ise muhatap olunan sigorta şirketinin arkasında bir de reasürans şirketinin bulunmasıdır. Zaten sürprizlerden birisi de bu: Doğal Afet Kurumu reasürans yaptırmak durumunda değil. Son olarak, ödenecek olan sigorta primleri ve ödenebilecek hasar yalnızca üç şeye göre belirleniyor: Evin metrekaresi, bulunduğu yer ve inşaat türü (betornarme, karkas vb. oluşu). Ama burada iki önemli şey eksik: İnşaatın kalitesi ve evin değeri. Yıkılan eviniz çok değerli olsa bile ödenecek hasarın 20 milyar lirayı geçmeyeceği hükme bağlanmış. İnşaat kalitesine ise değinilmiyor, galiba tüm betonarme binaların aynı kalitede yapıldığı varsayılmış. Yine kasko sigortasından örnek verecek olursak, içkili araç kullanan bıçkın sürücü ile trafik kurallarına sonuna kadar riayet eden sürücünün aynı kefeye konulması gibi.

ZORUNLULUK ŞARTI
Belki de bu sistemin en mantık dışı yönü, sigortanın zorunlu oluşu. Bildiğimiz kadarıyla insanlar veya kurumlar üçüncü kişilere verebilecekleri zararlar için sigorta yapma zorunluluğuna tabi tutulabilirler. Nitekim bunun en iyi örneği zorunlu trafik sigortası uygulaması. Dikkat edilirse, bu sigortanın amacı bir kazada başkalarının araçlarına ve bedenlerine zarar verilmesi riskini karşılamak. Bir kişinin kendi evinin yııkılması ona maddi ve bedensel zarar verebilir ama bunun niçin zorunlu bir sigorta ile karşılanmaya çalışıldığının mantıklı bir izahı yok. Ancak arka planda, her doğal felaket sonrasında devletin malını mülkünü veya kendini sigorta ettirmemiş vatandaşların kuşatması ile karşı karşıya kalması gerçeği var gibi. Ancak, getirilen sisteminin bu soruna uzun vadede en iyi çözüm olduğunu sanmıyoruz.

ASIL AMAÇ KALİTE
Geçen yılın depremi açıkça gösterdi ki, asıl sorun yapılaşmanın kalitesizliğinde. Bir depremde binalar yıkılıp insanlar öldükten sonra sigorta olup olmadığı ikincil bir konu. Asıl amaç, bundan sonraki yapılaşmanın kaliteli olmasını ve mevcut bina stokunun daha sağlam hale getirilmesini özendirecek bir sigorta sistemi olmalı. Dikkat edilirse, getirilen sistem mevcut bina stokunun inşaat kalitesindeki farklılıkları dikkate almadığı gibi gelecekteki yapılaşma için de bir şey getirmiyor. Yapılaşmanın kalitesine ilişkin diğer tedbirlerle birlikte havuç-sopa dengesini iyi kullanan ve piyasa kurallarına dayalı bir sigorta sisteminin tasarlanması uzun vade için en iyi çözüm. Dünya bir yana giderken biz başka yana gidemeyiz.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır