kapat

29.09.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
pandora
Bizim City
Sizinkiler
Rehber
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
banner
GÜNGÖR MENGİ(gmengi@sabah.com.tr )


Dam akıyor!

Türkiye'nin menfaatleri, yönetim sorumluluğunu üstlenen kişilerin inat ve iddialarından çok daha önemlidir.

Ülke uzun yıllardan sonra uyumlu ve güçlü bir iktidara kavuştu. Yeni Cumhurbaşkanı'nın bu tarihi fırsatı zedeleyecek bir engel yaratabileceği hiç düşünülmemişti.

Aklımıza gelmeyen başımıza geliyor.

Üç kamu bankasının özelleştirilmesiyle ilgili KHK'nin veto edilmesi, ekonomik programa içerde ve dışarda güveni sarsmıştır.

Dünya Bankası ile Japonya'dan gelecek 2 milyar 250 milyon dolarlık kredinin, iptal edilmese bile gecikmesi tehlikesi doğmuştur.

Çünkü Çankaya, özelleştirmelere karşıymış gibi bir hava yaratmıştır.

Bu ters havanın hemen dağılması lâzım.

KHK'leri hazırlayan hükümet de, veto eden Cumhurbaşkanı da aynı yasalara dayanıyor.

O halde tıkanmanın sebebi ne?

Diyalog eksiği ve karşılıklı güvensizlik..

Hükümet, bankalar için KHK'de ısrar etmemeye ve meclisten yasa geçirmeye karar verdi. Doğru yol budur ama temeldeki uyum sorununu çözmeyecektir.

Başbakan Ecevit'e atfen Cumhurbaşkanı Sezer'in CHP'lilerden oluşan çevresinin etkisinde kaldığı yazılıp çiziliyor.

Bir vatandaşın bile hakkı olabilir ama hele Sezer'in adaylığını öneren bir başbakanın böyle konuşmaya hakkı olamaz.

Türkiye'nin şu dönemde devletin zirvesini bölecek kışkırtmalara hiç ihtiyacı yok.

Sorunlar zaten büyük. Büyüklerimizden üreyecek yeni sorunlar çok fazla gelir.

Deprem, enflasyon, enerji krizi..

Damı akan bir Türkiye'de bu kışı aşamayız. Herkes sorumluluğunu bilsin!

Dervişin fikri
Libya ziyaretinde Kaddafi'nin zılgıtını suçlu çocuk gibi dinlemesi Erbakan'ı bitirmişti.

Erbakan'ı kurtarmak için çıktığı Brüksel gezisi de galiba Kutan'ın işini bitirecek..

Kutan önceki gün NATO Genel Sekreteri Robertson ile görüştü. Görüşme hakkında basına açıklama yapılmaması konusundaki ortak karara rağmen dışarda konuştu.

İslâmi kökten dinciliğin tehlike unsuru olmadığı konusundaki sözlerine NATO Genel Sekreteri'nin cevabı hakkında şöyle dedi:

"Aynen bizim gibi düşünüyor. NATO'nun gündeminde böyle bir şey olmadığı kesin olarak ifade edildi.."

NATO yetkilileri dün Anadolu Ajansı'na "yaşananları şaşırtıcı ve üzücü" bulduklarını belirten açıklamalar yaptılar.

"Hangi dinden olursa olsun kökten dinciliğin tehlikeli bir tehdit olarak algılanmasının ittifak görüşü" olduğunu da hatırlattılar.

Kutan herhalde dönüşte açıklayacaktır:

Oraya Erbakan'ı mı, kökten dinciliği mi savunmaya mı gitti?

Yoksa.. Yoksa..

Bu iki şey, aynı kapıya mı çıkıyor?

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır