kapat

29.09.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
pandora
Bizim City
Sizinkiler
Rehber
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
banner
Peki biz neciyiz?
BAŞBAKAN Bülent Ecevit, yaklaşmakta olan CHP Kurultayı öncesinde CHP'nin sol anlayışına eleştiriler yöneltti.

Önceki gün Siirt-Şırnak gezisi dönüşünde bir grup gazetecinin soruları üzerine konuşan Ecevit, son yıllarda pek girmek istemediği sol politikanın sorunlarına girdi ve önemli saptamalarda bulundu.

Bu saptamaların başında ise Türkiye'de sol hareketin köylülük sorunları yerine işçi sınıfını temel alan anlayışa yönelttiği eleştiri geliyor. Ecevit'e göre, Batı'da geçerli olan bu durum Türkiye koşullarına uymuyor ve hataya götürüyor.

BİZ NECİYİZ?
Ecevit'in gazetecilerin CHP Kurultayı üzerine sorular sormasıyla başlayan analizi şöyle:

"CHP beni ilgilendirmiyor; beni karıştırmayın. Ancak şaşırdığım bir şey var. CHP'de bir şeyler olunca, 'Türkiye'de sol bitti' deniyor. Peki biz (DSP) neciyiz? Türk toplumuna özgü sol anlayışı biz getirdik. Sol anlayışımızı beğenmeyebilirsiniz, ama varız."

Ecevit bu noktada DSP'nin köylüyü temel alan sol anlayışını ve bunun klasik sosyal demokrat anlayıştan farkını şu şekilde açtı:

"Türkiye'de köy ve köylüyle ilgilenmeyen solcu olamaz. Türkiye nüfusunun yüzde 40'ı köylerde yaşıyor. Bizim sosyal demokrat veya Marksistler, Batı'dan esinlendikleri için köylüyle ilgilenmezler. Ama Batı'da sanayii ve işçilik geliştikten, köylüler azaldıktan sonra sol ortaya çıkmıştır. Oysa bizde öyle değil."

KÖYE YATIRIM
Ecevit'in işçi sınıfının sürükleyici güç olduğunu söyleyen klasik sol anlayış yerine, köylülüğü esas alması, 1970'lerden itibaren öne çıkartmaya çalıştığı köykent projelerine de yansıyor.

Ecevit, önceki gün, Şırnak'ın Başağaç köyünde bir başka örneğini gördüğümüz merkezi köylerin, "zamanla etrafındaki köylerin buralara getirilen hizmete imrenmeleri ve ilgilenmeleri yoluyla köykentlere dönüşebileceğine" inanıyor.

Bunun köylülükten şehir yaşamına "yumuşak" geçişi sağlayabileceğini düşünüyor: "Yumuşak geçiş önemli, aksi halde sosyal çatışmalar olabilir. Başağaç'taki uygulama 750 milyar liraya maloluyor. Bunu klasik bürokratik yöntemlerle yapsanız 4 trilyona malolurdu. Demek ki Türkiye yılda Başağaç benzeri 100 köyü zorlanmadan yapabilir. Köy kalkınmasına yapılan bu masraftan da gocunmamak lazım. Çünkü köyün geri kalması nedeniyle ortaya çıkan şehirlere göçün maliyeti çok daha yüksek oluyor."

Ecevit Dünya Bankası tarafından da yakından izlenen bu modelin başarıya ulaşması durumunda, bankanın kredi sistemi yoluyla dünyadaki diğer kalkınma modellerine de örnek oluşturabileceğini söylüyor.

MURAT YETKİN


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır