Hamza Yerlikaya'nın altınına sevinmemek elde mi? Altın, altındır, Olimpiyatta.. Karatına, kıratına bakılmaz.. Olimpiyatta uluslar tasnifi madalyaya göre değil, altın madalyaya göre yapılır. Öteki madalyalar averaj hesabına yarar.. Hamza'nın altını bizi 7 basamak birden yükseltti.. 28'den 21'e fırladık.. Bayrağımızın en tepeye çekildiğini gördük.. Milli marşımızı dinledik.. Hepsi güzel.. Peki güzel olmayan ne?..
1996 Atlanta ve öncesinin, güreş deyince adı akla, sevgi ve saygı ile gelen bu yakışıklı delikanlısına, Olimpiyat madalyasından sonra birşeyler olmuş.. O sevimli tevazuu gitmiş.. Yerini bir şımarıklık, bir küstahlık almış..
"4 yılda bir güreşe gelenler bizi eleştiriyorlar.." Altın madalyadan hemen sonra TRT'de söylediğine bakın..
Bu adeti Mustafa Hocam çıkardı.. Zafer anını piç etme hastalığı onunla başladı..
Bırak millet Olimpiyat Şampiyonluğunun tadını çıkarsın.. İçindeki öfkeyi, kini, zehiri kusacak vakit tonla var.. Biz bildiğimiz her şeyi yazdık mı?.. "Olimpiyatların havasını bozmayalım.. Onlar dönüşte" demedik mi?..
"4 yılda bir güreşe gelenler"miş.. Sen ne yaptın dört yıldan beri?.. Adam gibi tek güreşin, tek turnuvan var mı?.. Dünyanın en iyi grekocusu olduğunda dünya birleşmişti. Rakiplerini yenerken puan bile vermezdin.. Ne hallere düştün?.
Şu altın madalya aldığın maçı videodan birlikte izleyelim mi?.. Maçın başında kendi oyununla acemice sırtüstü giderken, kaybettiğin puanlar 3 müydü, yoksa 5 mi; bakalım mı?..
Güreşi 3-3 yaparkenki oyununda eski Hamza rakibini böyle yüzüstü vurup 3 puan mı alırdı, yoksa sırtüstü çakıp 5 mi?..
Karşında, bir final maçında karşında olacak en zayıf rakip vardı.. Daha tek madalyası olmayan kimsenin tanımadığı bir Macar.. Oraya nasıl geldiğini hadi tartışmayalım..
Oyun 3-3 iken ve güreşin bitmesine daha maçın üçte biri varken, rakibini yere yatırmaya dahi cesaret edemedin. Doğru taktikti.. Passivite puanların öndeydi. Bağladın mı kazanırdın.. Ama eski Hamza, böyle mi kazanırdı?.. Bu acemi oğlanı yerde, çırpar, kündeler, altını hakemlerin lütfuyla değil, kendi alın teri ile aldığı teknik puanlarla kazanırdı..
Sen dört yılda, dünyanın en büyüğü iken, şimdi kazanmak için hakemlerin desteğine muhtaç bir harabeye dönmüşsen, beni itham etmeye hakkın var mı, güreşe gelmiyorum diye..
Neyi görmeye geleceğim ki?.. Güreş bitmiş.. Olimpiyatlarda biletleri satılmayan, el altından davetiye gibi dağıtılan tek spor dalı güreş..
Avustralya basını güreşle nasıl dalga geçiyor, anlattılar mı sana? FİLA niye her şampiyonaya ayrı kurallarla gelip, güreşi bilmeceye çeviriyor? Çünkü ilgi bitiyor. Güreşin Olimpiyattan atılmasının eli kulağında.. Dünyanın en eski sporu, Antik Oyunların üç sporundan biri diye hatır için sürünüyor..
Ağır sıklet finalini izledin mi?.. Efsanevi Karelin ile, Amerikalı Gardner 9 dakika boyu sadece itiştiler.. Buna hangi seyirci tahammül eder?.. TV seyircisi bakar mı, bu sıkıntıya? Onun için televizyonda güreş yok.. Para tribünde değil, ekranda artık.. Televizyonda olmayan spor yaşar mı?..
Sen kendine bak Hamza..
Sen kendi sporunun haline bak..
Güreş, Celallerin, Yaşarların, Gazanferlerin devrinde güreşti ve o zaman turnuva kaçırmazdık..
Çarşamba günü, salona ne senin, ne sporun için gelmedim.. Altın madalyayı, bayağımın çekilmesini görmeye, milli marşımı dinlemeye geldim.. Bunu sağlayan da sendin.. Teşekkürler..
1988'de Seul'de favoriydi.. Şiddetli bir baş ağrısı krizi ile çekildi.. Bu ağrının daha sonra hayatını tehdit eden grave hastalığının işareti olduğu ortaya çıktı. Tam iki yıl ölüm kalım mücadelesi yaptı Devers.. Bacaklarının kesilecekti. Son anda, "Bir deneme daha" dendi.. Devers hastalığı yendi.. Barcelona'da 100 metreyi kazandı.. İki gün sonra 100 metre engelliyi de açık ara alıyordu.. Son engelde 80 bin seyirci "Aaaa" diye yerinden fırladı.. Gail, engele takılıp düşmüştü.
Atlanta'da gene 100 metreyi kazandı.. İki gün sonra gene 100 engelli için starttaydı.. Ama bu defa aptalca taktik hatası yapan kendisiydi. Favori olduğu yarışı ancak dördüncü bitirebildi..
Sydney, 33 yaşındaki Gail'in 100 engelli Olimpiyat madalyası için son şansıydı belki de.. Arka arkaya üç Olimpiyat 100 metresi kazanan ilk atlet olmak da istiyordu ama seçmeleri geçemedi.. Bütün ağırlığını 100 metre engelliye verdi.. Grand Prix'lerde tüm 100 engellileri kazanarak büyük ödülü alıp geldi Sydney'e.. Yarı finalin beşinci engeline kadar herşey iyi gitti, ama bu defa Sydney'de stadı dolduran 100 bin kişi Gail'in aniden durduğunu ve önündeki engeli tekmeleyip yarışı terkettiğini, şaşkınlık içinde gördüler..
100 engellideki madalya şansı ile birlikte, Olimpiyatlarda dördüncü atletizm altınını alarak, Betty Cuthbert, Fanny Blankers Koen, Barbel Wockel- Eckert ve Evelyn Ashford galerisine katılma fırsatı da kalça adelesindeki sakatlıkla bir meçhule ertelenmişti.
Talihsizlik mi?.. "Ölümden dönerek geldim buralara.. Beni buraya getiren Tanrı şimdi başkalarının ödül sırasının geldiğine karar vermiş demek. Bu yüzden asla üzülmüyorum" dedi sessizce..
"Amerikan takımında fena halde doping yapıldığı söylentileri var. Kazanırsan teste girecektin. Bu yüzden kaçtığın söyleniyor" denilince, kızdı..
"Hemen şurada işememi isterlerse, derhal yaparım" dedi..
100 engellinin ikinci draması , bir saat sonraki finaldeydi. Nijeryalı Glory Alozie gümüş madalya kazandı..
Oyunlardan birkaç gün önce, Avustralya'nın soldan gelen trafiğini unutup, sağa bakarak yola inen ve otomobilin altında kalarak ölen 400 metreci Anugo'nun nişanlısı Glory..
"Karar senin.. Çekilebilirsin" dediklerinde, "Devam edeceğim" yanıtını verdi Glory.. "Onun için devam edeceğim.." Olimpiyat kürsüsüne çıkana kadar devam etti.
Son engele kadar da öndeydi..
"Çok zor günler geçiriyorum" dedi, madalyadan sonra.."Ne kadar zor olduğunu kelimelerle anlatamam.."
Anlatıyordu oysa.. Olimpizmi, insanı, sevgiyi anlatıyordu!..