


Ekim geldi işte
Meclis 1 Ekim'de açılıyor ama Ekim ayından hayır beklemeyin...
Zaten açılır açılmaz, 10 gün tatile giriyor.
Meclis Başkanı Seçimi.
Başkanlık Divanı'nın teşkili.
Parti Gurup Sözcüleri'nin belirlenmesi... vs
Bunlar en az Ekim sonunu bulur.
*
Kasım'da işe başlayacaklar.
Ama nerden başlayacaklar.
Memurlarla ilgili Kanun'dan mı? Trafik Kanunu'ndan mı? Af Kanunu'ndan mı? Bütçe'den mi? Hangi birini sayalım... Şimdi bir de Cumhurbaşkanı'nı aşmak diye bir handikap çıktı.
Uyum yasaları var.
Anayasa değişiklikleri var.
Ceza Kanunu tartışmaları var.
Çünkü bu meclis, geçtiğimiz yasama yılını iyi değerlendiremedi... Yaz tatilinde de rehavete girdi... Şimdi Ağustos Böceği gibi kış'la boğuşacak.
Halbuki bundan bir önceki yasama yılında iyi çalışmıştı Meclis...
O performansını 1 yasama yılı daha sürdürebilseydi, problemler dağ gibi büyümeyecekti.
*
Bunlar yetmiyormuş gibi, bir de Fazilet Partisi'nin akıbetine dikkat kesilecek Meclis.
Ara Seçim hesapları yapacak.
İnşallah sıfır ihtimal'dir ama beri tarafta yeni bir siyasi oluşum'dan da bahsediliyor.
İşte... Sonbahar, Sonbahar diyorlardı... Geldi çattı. Sonbahar... Hangi siyasi oluşum bu?
Herkes, Demirel'in ağzının içine bakıyor. Boşuna bakmasın... Bence Demirel maceraya girmez. Yani, o cenahta bir hareket beklemeyin...
Ama ille de yeni bir oluşum bekliyorsanız, başka istikametlere dikkat kesilin.
Meclisteki 5 parti, kendiliğinden 6'ya çıkabilir.
*
Ama derdimiz o değil.
Türkiye'de parti eksikliği yok. Demokrasi eksikliği var.
Avrupa Birliği yolunda bütün hatlarımızla birlikte atağa kalkmamız gereken bir devreyi, yine iç politika oyunlarıyla geçirmeyelim.
Mesut Yılmaz, doğru bir çizgiye geldi. Politika dışı müdahalelerle çizgisinden vazgeçmez inşallah.
Hele Son Başkanlık Divanı Toplantısı, ANAP'daki arıza'yı iyi tespit bakımından faydalı olmuştur. Ahat Andiçan'ın "tolerans" dediği kelime biraz daha açılırsa, hatta toplumun bütün kesimlerine yansırsa, mütedeyyin kitlelerin yâni laik muhafazakarlar'ın ANAP'la köprüleri tekrar tanzim edilir.
Bu çok mühim.
Çünkü icraatın en büyük işlevini üstlenen bir parti, hele AB yolunda takım kaptanlığına soyunmuş bir lider, 18 Nisan'daki o daracık seçmen dilimi'yle yetinemez.
Medya, Mesut Yılmaz'a AB için destek sözü vermiştir... Çok iyi.
Ama medya, şimdi etkin kurumlarla beraber halkı da motive etmeye mecburdur.
ANAP, bir şeyler yapmalı ki, Medya o'nu katlaya katlaya anlatsın... Aradaki şu buzdağı erisin.
Haa... Ürkek biçimde seçilmiş o tolerans kelimesi, eğer ısınma turlarının bir habercisi ve öncüsü ise, söyleyin, biz de o'na göre, yâni fincancı katırlarını ürkütmeden artçı şokları sokalım devreye.
Helva demesini de biliriz halva demesini de.