kapat

28.09.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
pandora
Bizim City
Sizinkiler
Rehber
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
banner
CENGİZ ÇANDAR(ccandar@sabah.com.tr )


Baykal dönmeli mi?

CHP, iki gün sonraki kurultayı sayesinde, geldi gündemin başına oturuverdi. Bunun sebebi, CHP Kurultayı'nın yapılacak olması değil. Deniz Baykal'ın tekrar genel başkanlığı aday olması...

Tartışma, yapay biçimde Deniz Baykal'ın bundan 18 ay önce seçim yenilgisi üzerine istifa ettikten sonra tekrar partinin başına geçmek istemesinden kaynaklanıyor. Bazı çevrelerden gönderilen hücum okları birdenbire Baykal'ın üzerine yağdırılmak isteniyor. Ne var ki, Baykal üzerinde odaklanan olumsuz kampanya, pek haklı gerekçeler ve tezlere dayanmıyor.

Baykal, Atatürk'ün kurdurduğu partiyi ilk kez barajın altında bırakan ve TBMM'de temsil ettirmeyen genel başkan olarak sunuluyor. Veri olarak doğru ama bunun sorumlusunun Baykal olduğu pek kuşkulu. Deniz Baykal, 28 Şubat'ın sürecinin cezalandırdıklarından biri oldu. 18 Nisan seçimleri, 28 Şubat sürecinin çerçevesi içine oturdu ve o sürecin zorladığı sonuçlara erişti.

Nasıl mı?

Önce, Baykal'ın "günahı"nı saptayalım; öyle yanıt verelim: Deniz Baykal'ın "en büyük günahı" dışarıdan destek sağladığı, 28 Şubat ürünü Mesut Yılmaz başkanlığında, Bülent Ecevit'in başbakan yardımcılığında, Süleyman Demirel (yani Demokratik Türkiye Partisi) destekli hükümet değil miydi? Evet. Deniz Baykal, desteğini çekerek, 28 Şubat'ın tercihi olan bu hükümetin devrilmesine ve giderek erken seçimlerin yapılmasına yol açmadı mı? Evet. İşte, ona çıkarılan "hata faturası" da bu zaten...

Peki, Baykal, niçin hükümetten desteğini çekmiş; daha doğrusu nasıl çekmişti? Türkbank ihalesiyle ilgili olarak "ihaleye fesat karıştırıldığı" gerekçesiyle Mesut Yılmaz ve Güneş Taner aleyhinde gensoru verilmişti. Ve, hükümet, bu gensoru neticesinde düştü. Yılmaz hükümeti, Cumhuriyet tarihinin, yolsuzluk nedeniyle TBMM tarafından düşürülmüş ilk ve tek hükümeti oldu.

Daha sonra ortaya çıkan manzara nedir?

Düşen hükümetin Başbakan Yardımcısı Bülent Ecevit yeni hükümetin başı; bizzat kendisine yönelik gensoru ile düşürülen Mesut Yılmaz, Başbakan Yardımcısı. Yolsuzluğa karşı çıkanın "kabahatli" sayıldığı, gensoruyla düşürülenin Başbakan Yardımcısı olarak "ödüllendirildiği" bir siyaset ortamı, her türlü insaf ölçüsünün dışındadır.

Dahası, aradan geçen 18 ay içinde, Türkiye yakın tarihinin en beceriksiz hükümetlerinden birinin yönetimi altında; öyle ki, 2000 yılında yani iletişim ve bilgisayar döneminde, 1970'lerin enerji kısıtlamalarına geri dönülüyor; yüzde 25 olarak konulan enflasyon hedefinin yıl sonunda yüzde 43 dolayında seyredeceği en iyimser tahminler arasında. Memurlar her gün sokakta ve coplanıyor. Hükümetin hazırladığı (ya da ona hazırlatılan) her önemli kararname, Çankaya'dan geri dönüyor. Ve, bu ülkenin başbakanı çıkıp, "Bu hükümetin alternatifi yoktur" diyebiliyor ve işin ironik yanı, doğru söylüyor.

Böylesine bir hükümetin eğer "alternatifi" yoksa, bu ülkeye "demokratik" demek pek güçleşir. Hükümetin olmaması, "muhalefet" yok Ğgerçekten yok da..- demekle eş anlamlıdır. Ya da, muhalefetin iktidar olmasına izin verilmeyen bir ülkeyse (tıpkı Yugoslavya gibi), o da son derece çarpıcı bir "demokrasi eksikliği"ne işaret eder.

Bu şartlar, CHP'nin sahnede yerini almasını gerekli kılıyor. Parlamento dışında kalmış bir CHP, Türkiye'ye iyi gelmedi. Fakat, herkes elini vicdanına koyup söylesin, Deniz Baykal figürü yeniden hareketlenmeden, CHP'nin esamesi okunuyor muydu? CHP'nin bir seçim halinde parlamentoya etkili biçimde girebileceğine dair bir işaret var mıydı?

Deniz Baykal, CHP Kurultayı'nda seçilir mi, seçilmez mi; bilemem. Ancak, Deniz Baykal'ın etkili bir muhalefet sesi olarak CHP'den öteye toplumu canlandırabileceğini biliyorum. Böyle bir muhalefete Türkiye'nin ihtiyacı olduğu da tartışma götürmez.

Baykal'ın "eski isim" olduğuna gelince... Efendiler, Bülent Ecevit'in şu sırada "alternatifsiz" saydığınız Başbakan olduğunu unutuyorsunuz galiba. Daha dört ay önce, Demirel'i yedi yıl daha başımızda bırakmaya uğraşmıyor muydunuz. Sizin ağzınıza bu sözler yakışıyor mu?..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır