Hayatımız, çok bulutlu sonbahar havasını andırıyor. Bulutlar içimizi karartıyor, sonra bir bakıyorsunuz güneş çıkmış..
Sanki bize "Ben buradayım, ümidinizi kaybetmeyin" diyor..
Anayasa Mahkemesi'nde karar bekleyen Fazilet davası, yakın geleceği alt üst edecek bir tehlike potansiyelidir.
Kapatma kararı çıktığı ve hele Refah'tan gelenlerinin milletvekillikleri düşürüldüğü takdirde seçim gündeme gelecektir.
Bu, Türkiye'nin son şansı olan enflasyonla mücadele programının iflâsı, siyasi istikrar umutlarının tükenişi ve AB yolunun dinamitlenmesi anlamına gelecektir.
Ara seçimde ne olacak?
Fazilet'ten boşalan üyelikler paylaşılacak.
Yani temsil tablosu çarpılacak ve baraj çalışmayacağı için HADEP de meclise girecek.
O zaman "Genel seçimi yenileyelim" baskıları artacak.
Sonuç, yeniden istikrarsızlık, enflasyonla mücadele yolundaki fedakârlıkların heba olması, seçim kazanında ülkenin karışması..
Bunlar ödenemeyecek faturalar.
Ders almadılar mı?
Hava kararırken dün bir ışık parladı:
Anayasa Mahkemesi raportörünün, Fazilet'le ilgili kapatma talebine dayanak yapılan delilleri yeterli bulmadığı haberi geldi.
Fazilet Partisi, laiklik karşıtı eylemlerin odağı haline gelmekle ve kapatılan Refah'ın devamı olmakla suçlanıyor.
Fakat raportör Mehmet Turhan, suç sayılan eylemlerin bir bölümünü, bireysel nitelikli davranışlar olarak yorumladı.
Ve parti kapatmayı gerektirecek şartların oluşmadığından hareketle davanın reddedilmesi yönünde görüş belirtti.
Fazilet'in yepyeni bir parti olduğunu kimse savunmuyor. Ama Refah'tan geçenlerin kapatma cezasından ders almadıklarını da kimse söyleyemez.
Eski Refahlılar tabii ki düşüncelerine uygun bir partiye gideceklerdi ve gittiler. Önemli olan suç işlemeye devam etmemeleridir.
Nitekim Fazilet döneminde hiç biri "Kanlı mı olacak, kansız mı?" demedi.. "Cezayir'deki gibi kan dökülecek, fıstık gibi olacak" demedi.
Demokrasi stajı..
Adalet, terbiye edici etkisini göstermiştir.
Bu gerçeğe sırtını dönen bir karar, ceza yemiş eski radikallerin elini güçlendirir.
Fazilet'te demokrasiden yana değişimi savunanlara ve dolayısiyle ülkedeki demokratikleşme sürece zarar verir.
Refah'ın işlediği suçun bedelini Fazilet seçimde gerileyerek ödedi.
Bu tecrübe onlara, savundukları haklar konusunda, halkı suça tahrik eden söylemlerin zararını öğretti.
Şimdi siyasi kavgalarının demokratik hak olduğuna Avrupa'yı inandırmak için AB kapılarını aşındırıyorlar.
Demokrasiye sığınmaları bile aşamadır.
Din sömürüsünün demokratik hak olmadığını burada öğrenmediler, orada öğreneceklerdir.
Bu ilerleyiş kesintiye uğramamalı.
Yalnız Fazilet için değil, Türkiye için.
Dileriz yüce mahkemeden, raportörün görüşünü onaylayan bir karar çıkar.