BİR zamanlar Beyoğlu'nda, Galatasaray'da, Yapı-Kredi'nin karşı köşesinde bir Karavan Bar vardı. Tıfıl birer Galatasaraylı iken takılmaya başladığımız bu 'pavyon'da kimleri tanımadık ki...
Ağır kokularını hala duyar gibi olduğum, o dönemin deyimiyle "konsomatris"leri kastetmiyorum!.. Ama bizler, Faruk Akel ve orkestrasını, unutulmaz cazcı İsmet Sıral'ı, dansözler kraliçesi Aysel Tanju'yu Karavan'da tanıdık.
Ve elbette Erol Büyükburç'u da... Onun ağzından ilk yabancı sözlü Türk bestesi olan "Little Lucy" dinlediğimizde, bu şarkıya vurulduk.
Ve şimdi, yıllar sonra, 48 yıllık müzisyen Büyükburç bir albüm yaptı. En güzel şarkılarıyla... "Bir Ömrün İmzası" adlı bu albüm, beni o eski günlere götürdü.
Ama ben de tıpkı Arda Uskan dostum gibi sormadan edemiyorum: Niye o albümde "Little Lucy" yok? Büyükburç bizleri bu güzel parçadan niye mahrum etmiş?
Bu kentin azınlık kökenli şarkıcıları da oldu. Hem de çok... İşte onlardan biri. Asu Maralman. Ablası Nona Bella'yla birlikte müziğe başlamış, ama çok daha ilerlere gitmiş bir sanatçı.
Maralman bence Türk popuna gelmiş en güçlü seslerden biri. Tüm 70'lere damgasını vurmuş. Şimdi onun o unutulmaz parçalarından bir bölümü bir albümde elimizde. "Recep"i, "Bal Gibi Olur"u, "Kimine Hay Hay"ı, "Sabah Ola Hayrola"yı ne denli özlemişiz... Hoş geldin, Asu...
Ve de, 1979 Eurovision'unda bizi temsil eden Maria Rita Epik. Yıllardır adını duymadığımız Epik, UNESCO destekli "İki denizin sanatçıları" festivali için Türkçe ve Yunanca sözlerle kendi bestesi olan "Thalassa" adlı parça okumuş. harika bir şarkı bu... Epik'e başarılar dilerken, bu parçanın da - belki başka çalışmalarıyla birlikte - en kısa zamanda dinleyecimize ulaşmasını bekliyorum.