kapat

24.09.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
pandora
Bizim City
Sizinkiler
Rehber
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.


Bu nasıl bir sporcu?.

Bu nasıl bir sporcudur, tanrım.. Adam 1984 Los Angeles oyunlarından beri her Olimpiyatta yarışıyor ve hepsinde de altın Madalya alıyor.. Arka arkaya 5 Olimpiyatta 5 altın.. Bunu yapan başka adam yok tarihte..

Bu yüzden bu adı aklınızın bir kenarına yazın ve sakın unutmayın.. Bu ad unutulmazlar, ölümsüzler arasına yazıldı.. Steven Redgrave..

Steve derler arkadaşları ona kısaca.. Arkadaşları arasında bizim Sevgili Nuyan Yiğit de var.. Gazeteci ağabeyimiz, ama yıllar öncenin Fenerbahçeli kürekçisi.. Steve'in yaptığının büyüklüğünü en iyi anlayan adam içimizde.. Her sabah erkenden kürek yarışlarının yapıldığı yere koşuyor.. Ben TV'den izlerken, o suyun kenarındaydı, gene sabahın köründe yollara düşerek..

İngiliz takımı, bu defa kraliçeleri değil, Steve için yarıştı.. Daha çıkışta öyle asıldılar ki küreklere.. Üçüncü kürekte öndeydiler ve hep önde kaldılar.. Peşlerine takılmak isteyen tempo yitirdi.. Tek akıllı koşan İtalyanlar oldu.. Bir saniye geriden, finişte nerdeyse yarım saniyeye indirdiler farkı ama hepsi o kadar.. İngilizler, Steve için işi bitirmeye kararlıydılar bir kere..

Finiş çizgisi geçildiğinde Steve bir dakikadan fazla hareketsiz kaldı.. Daha doğrusu sadece hızla inip kalkan nefes nefese göğsü hareket ediyordu, onun hayatta olduğunu göstermek için..

Başardığı işin büyüklüğünü mü içine sindiriyordu?.. Geride bıraktığı 16 sene ve beş altın madalya yarışı mı bir film şeridi gibi geçiyordu gözlerinin önünden, bilmem..

Bildiğim öbürleri sevinçten çıldırır, sarılıp öpüşür, kendilerini suya atarken Steve öylesine duruyordu.. Sakin, sessiz.. Mütevazi.. Sanki o muhteşem işi başaran o değildi?..

Olimpizmin hergün yeni bir örneğini yaşamak ne güzel şey?..

5. madalyasını vermek için Prenses Anne gelmişti, ta İngiltere'den.. Ve bir hafta önce kanserden ölen karısını gömüp Sydney'e geri dönen Uluslararası Olimpiyat Komitesi Başkanı Samaranch, sabahın erken saatlerinde orada idi.. Steve'e özel bir ödül, özel bir madalya vermek için..

Her türlüsü ile spor ne güzel şey.. Hemen hepsini izleyebildiğim, hemen hepsini izlemekten keyif aldığım, böyle tarihi anları yaşamanın keyfini aldığım için ne mutlu ve ne gururluyum, bilemezsiniz..

Beni spor yazarlığına çeken dayım Necati Bilgiç ve sporun her çeşidini izlemeyi ve sevmeyi öğreten kuzenim M. Ali Kışlalı'ya buradan selam, buradan sevgi, buradan saygı..

***

Olimpizm dedim de.. Cuma sabahı atletizm, elemelerle başlarken Olimpiyat Stadında 104 bin kişi vardı.. Burası dünyanın öbür ucu.. Bunlar Olimpiyat için gelen turistler değil.. Bunlar Olimpiyatların hemen her dalında tribünleri dolduran Avustralyalılar.. Spor bu milletin içinde.. Olimpizm bu işte..

"Olimpiyat tesisle değil, insanla olur" derken bunu anlatıyorum ben.. 100 bin kişi atletizme.. 300 bin kişi diğer sporlara.. Olimpik parka 400 bin kişi taşıdı cuma sabahı, otobüsler ve trenler.. Parkın dışında da Olimpiyat var.. Sergi Sarayı'nda.. Kongre Sarayı'nda mesela..

18 milyon nüfuslu ülkede her sabah yarım milyon insan yollara düşüyor Olimpiyat izlemek için..

Biz Olimpiyat Stadı'nı her nasılsa yapıyoruz da, seneye açılacak. Hala yolu yok.. Ne kara ne de demiryolları, ne de İstanbul Belediyesi, buraya 100 bin insanın nasıl geleceğini düşünmüyorlar.. Nasılsa gelmeyeceğini biliyorlar çünkü..

Sporu seven, sporu yaşayan, sporu isteyen bir millet olmadıkça, olamadıkça, Olimpiyat bizim neyimize.. Futbola gider "Ölmeye, ölmeye geldik" diye bağırır, kına yakar döneriz.

Yedi kandilli Süreyya'yı uzatsam oradan...

Süreyya yedi güneşten oluşan bir takım yıldız.. Şairlere ilham kaynağı olmuş.. Bizim bir Süreyyamız var burada.. Olimpik atletizm takımımızın göz bebeği.. Pistte eğer birşey yapacaksak, o yapacak..

"Nasılsın?" dedim, Atletizmin açılış günü stadyumda..

"İyiyim de" dedi.. Sonra bacağının arkasını gösterdi, kasık tarafını.. Orda eski bir sakatlık rahatsız etmeye başlamış.. "İyiyim de.. Burası biraz hatırlatıyor, buradayım diye.."

"Bak Süreyya" dedim.. "Kim sorarsa sorsun.. 'Bomba gibiyim' diyeceksin.. 'Bomba gibiyim ve bomba gibi koşacağım..' Başarı kafanın içinde başlar.. Olumlu düşünce insana zafer yollarını açar.. 'Bomba gibiyim' diye diye önce kendi beynini yıkayacaksın.. Kulakların hep bomba gibi olduğunu duymalı.."

Süreyya 1978 doğumlu, 22 yaşında bir ümit.. Ama nasıl ümit..

12 Mayıs 1999'da adını ilk defa Türkiye rekortmenleri arasına yazarken derecesi 4.14.8'di..

25 Ağustos 2000'de 4.03.2'ye düşürdü rekoru.. Yani tam 11.5 saniye geriye.. Bir yıl içinde böyle bir gelişmeyi göstermiş kaç kişi vardı ki dünyada?.. (Türk takımı Olimpiyat tanıtım kitabını hazırlayan ahmaklar, bunu 100 saniye diye yazmışlar.. Ya dayak yememişler, ya da atletizmi değil, sayı saymayı da bilmiyorlar.. O rezil ingilizce ile yazılmış çevirisinde de 100 saniye yazmasa, yazım hatası diyeceğim de, değil.. 4 dakikada koşulan bir yarışta bir önceki derecenin 1.5 dakika iyileştirilebileğini sanıyor, gerzek.. Bu kitabı hazırlayanlar için üslubumu aşan hakaret sözcüklerini ikinci defa kullandığımın farkındayım.. Ama dünya medyasına bizi rezil eden bu gerçek reziller için söylediklerim az bile.. Dönüşte Bakan Fikret Ünlü ve NOC Başkanı Sinan Erdem bu rezillerden hesap sormazsa, onlardan hesabı ben soracağım demektir.)

Süreyya, başında Amerikalı Suzy Hamilton'un 3.57.40 ile olduğu sadece 5 kişinin dört dakikanın altında koştuğu 2000 yılı dünya şeref listesinde 4.03.2'si ile 18'inci sırada. Bunların bir kısmı Sydney'de 1500 koşmayacak zaten.. Bir de Süreyya'da hiçbirinde olmayan bir gelişme hızı var ki..

İşte bu gelişme hızıdır ki, bizi umutlandırıyor.. Neden olmasın?.. Neden 4 dakikanın altına inmesin?.. Neden final koşmasın?.. Neden 1952 Helsinki, Cahit Önel'inden bu yana atletizm finalinde ilk defa bir Türk görmeyelim?..

Ya 1948'de Ruhi Sarıalp'in ilk ve hala tek Olimpiyat Madalyasını tekrarlarsa.. O zaman 7 değil, 700 kandilli şiirler yazarız onun için..

Süreyya'nın son üç yarışmasını izleyen Kenan Onuk, "25 Ağustos'ta Brüksel'de harikaydı.. 4 dakikanın altında koşmasını ve finale kalmasını bekliyorum" diyor..

Ne olurdu, onu 15 yaşında iken keşfetseydik.. Ne olurdu onu bir bursla gönderseydik..

Ülkemizde yaygın atletizm yapılmıyor, yapılması da hayal.. Ama hiç değilse yetenekleri bulabilsek ve haklarını verebilsek..

GÜNÜN LAFI
"Özür dilerim.. Final yarışı sonrasına kadar konuşmam. Bu benim uğurum. Ne olur anlayış gösterin.."

Gabriella Szabo

(5000 metre kadınların 1 numaralı favorisi Romen atlet, elemelerin ilk turunu kazandıktan sonra gazetecilere..)

Spor Yazarlari sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır