Sturm Graz maçındaki felaket G.Saray'ı seyrettikten sonra, İstanbulspor karşısında oyunun başında daha iyi bir G.Saray bulduk. Ama bu sadece üç gün öncesine göre olumlu bir gelişmeydi. Cimbom'un genel görüntüsü, hiç de iç açıcı değil.
Hagi ve Emre'nin takıma katılışı bir kalite getirmişti. Hiç olmazsa hücuma çıkarken topun yönünü tayin eden ve olumlu paslar atan bir orta saha vardı. Suat da bu alanda işini iyi yapanlardan biriydi. Ama sadece bu kadar.
Dakikalar ilerledikçe ve özellikle ikinci yarıda G.Saray'ın iyi olan yönleri de bozuldu. Hagi çok sinirli. Maçta arkadaşlarına kızıyor. Bazen azarının dozunu fazla kaçırıyor ama çoğu zaman o kadar haklı ki... Rakip santrfor 50 metreden gelip top alıyor, pres yapıyor, G.Saray'ınkiler ise seyrediyor. Biri hareket etse öbürü de boşa çıkacak.
G.Saray'ın defansı da çok kötü. Popescu ve Emre Aşık göbekte. Bu iki oyuncu bu kadar kolay çalım yerlerse G.Saray'ın defansı nasıl düzgün olur? İlk yarıda % 00 iki golü kaçıran Bülent Üçüncü'ye dua etmeliler. Bunlardan biri olsa, fark ikiye çıkacak ve G.Saray için 1 puan da hayal olacaktı.
G.Saray bu yıl kazansa da zorlanıyor, heyecan ve tat vermiyor. Seyirci de bu nedenle tribünlerde yok. G.Saray'da sahada da birçok oyuncu yoktu. Bunlardan biri de Jardel'di.
Asıl konuşulması gereken, İstanbulspor. Bir takım bu kadar kısa sürede ancak bu kadar düzelir. Mükemmel bir organizasyon içindeler. Çok kaliteli ayaklara sahipler. Galibiyeti kaçıran taraf oldular. Kaybetseler yazık olurdu. Bravo İstanbul. Galiba G.Saray'la bu yıl oynayan takımların birçoğunu böyle övmek zorunda kalacağız.