Marmara Fayı ile ilgili haberler mutluluk verici değil...
Çünkü fayın ne yapacağı belli değil...
Ömrü boyunca yerinden kıpırdamaya da bilir...
Kıpırdaya da bilir...
Kıpırdarsa kötü...
Önlem alınabilir mi?
Evet! Geçici önlemler alınabilir...
Binaları sağlamlaştırmak yolunda bir dizi çalışma yapılabilir...
Kalıcı ve kesin çözüm ise, çok genel bir şehirleşme planı ile parça parça depreme dayanıklı "akıllı sağlam mahalleler" yaratmak...
Fakat Türkiye'nin halihazırdaki toplumsal ve ekonomik röntgeni, bu tehlikeye karşı ciddi önlemler alınabileceğine olumlu işaret vermiyor...
Çünkü biz zaten yüzyıllardır "tevekkel taal Allah" yaşıyoruz...
O kadar ki, insanların yüreklerindeki faylar, Marmara Fayı'ndan daha şiddetli depremler yarattı, yaratıyor ve yaratmakta...
Günlerdir, ilk ve orta öğretimde tek dersten yıl kaybeden çocukların üzüntülerini yazıyorum.
Sanıyor musunuz ki, o yavruların yüreklerindeki fay, Marmara Fayı'ndan daha az tahribat yapmıştır, yahut yapacaktır?
Sanıyor musunuz ki, çırpınıp duran anne babaların, kardeşlerin sırf bu sebeple ruhlarına çöken kasvet, çok daha hafif bir deprem yaratmaktadır?
Hayır!..
Türkiye, yeraltında çeşitli fayların yattığı bir "jeolojik" deprem bölgesi olmakla kalmıyor...
Yerüstünde de, ekonomide ve sosyolojide sürekli sarsıntıların yaşandığı bir kültürel deprem toplumu olarak sürdürüyor hayatını...
Emeklinin geçim depremi...
Memurun, işçinin gelirsizlik depremi...
İşsizin utanç depremi...
Öğrencinin unutulmuşluk depremi...
Evlerde hergün bir nedenle meydana gelen huzursuzluk depremleri...
Gençlerin, itilmişlik, aşksızlık ve sevgisizlik depremleri...
İhmal edilmekte olan kadınların ruhsal depremleri...
Eve ekmek yetiştirmek için çırpınan erkekleri, insanlıktan çıkaran maişet depremleri...
Marmara Fayı, bizim şu halimizi görüp anlayabilseydi, eminim ki yerinden asla kıpırdamazdı...
Size bir de ben ağırlık olmayım, diyerek...
Gördün mü Hagi?
Gördün mü ya Hagi?
Yaptığını beğendin mi?
Beğenmedin biliyorum ama şimdi istediğin kadar pişman ol, ne fayda...
Takımın, Rangers'tan 5 tane yiyen Graz'dan 3 tane yedi...
Yalnız senin takımın yemedi golleri, benim, bizim takımımız da yedi...
Bütün mesele burada zaten...
Cezasını yalnızca sen çekseydin, neyse...
Ama sen hiç gerekmediği halde Monaco maçında rakibinin suratına dirsek sallamayıp da kırmızı kartı görmeseydin...
Graz maçı böyle sonuçlanmazdı.
Senin kadar profesyonel ve usta topçuya yakışmayan hareketinle sadece kendini değil, Galatarasay'ı da yaktın...
Büyük hatanı ertesi gün yazacaktım ama kıyamadım, bekledim.
İstedim ki, senin hatanı "hayat yüzüne vursun!"
Vurdu da... Hem de uzatmadan hemen ertesi maçta...
Sen sadece kendi futbolunla değil, sahadaki varlığında Galatarasay'a verdiğin cesareti, potansiyeli, birliği ve gücü hissedebilmiş olsaydın, böyle yapmazdın...
Sen yokken Galatarasay'ın "mahalle takımına" dönüşmesi de ayrı bir vaka ya, şimdi seni konuşuyoruz...
Umarım Galatarasay, Rangers'ı bağırta bağırta yener de, bu büyük hatayı telafi eder...
Yoksa, attığın dirsekle de tarihe geçeceksin!..