kapat

22.09.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
banner
Bizim City
Sizinkiler
Rehber
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
RUHAT MENGİ(rmengi@sabah.com.tr )


Çırağan Sarayı'nda bir kont

Betül Mardin yanımızdan geçen uzun boylu, soylu mu soylu orta yaşlı beyefendiyi durdurup, ağzının dolusunca; "Kont Anton Wolfgang von Faber-Castell" diyerek bize tanıttığında bir yandan İngilizce nezaket cümleleri mırıldanırken bir yandan da onu tepeden tırnağa dikkatle süzdüm. Öyle ya, bu hayatımda gördüğüm ilk gerçek Alman kontuydu. Daha önce İngiliz kontlarıyla (daha doğrusu lordlarıyla) tanışmıştım ama bir Alman asili tanımamıştım. Hepsi birbirine benziyor; soğuk, hafif kasıntı ve fazlasıyla şık diye düşünürken Mardin olanca sevimliliğiyle bizi onore etti; "Ve Sayın kont, bunlar da Türkiye'nin en ünlü gazeteci çifti.."

Kont Anton Wolfgang von Faber-Castell'le tanıştığımızda onun yaklaşık 250 yıllık geçmişe sahip bir kalem imparatorluğunun sahibi olduğunu bilmiyorduk. Çok geçmeden öğrendik.

Faber-Castell'in arkası silgili, doğal ahşap renkli gövdesi olan kurşun kalemlerini bizim kuşak iyi tanır. Bizim okul yıllarımızda kalemler şimdiki gibi rengarenk, tüylü, mikili birer oyuncak görünümünde değil, sade düpedüz kalemdiler. Çoğunun üstünde "Faber-Castell" yazardı da ben onu her nedense hep ters hatırlar, kırtasiyeciye; Benim kalemler "Kastel-Faber" olsun derdim. Kolay açılan, ince uçlu güzel kalem oldukları için..

Fikret Muallâ Sergisi
Dünya çapında ödüllere sahip 2,5 yüzyıllık bu kalemlerin, gümüş, altın kaplı tükenmez ve dolmakalemlerinin de bulunduğu son koleksiyonunu Türkiye'ye getiren Anadolu Grubu, tanıtımı da muhteşem bir Fikret Muallâ sergisiyle yaptı.

Galatasaray Lisesi'nde öğrenim gören, daha sonra aynı lisede resim öğretmenliği yapan, yaşamının çoğunu 2. Dünya Savaşı sonrasında Almanya ve Fransa'da geçiren sanatçının kahvede, sokakta ve hatta akıl hastanesinde kurşunkalem, tükenmez ve mürekkeple yaptığı portreleri izlemek büyük şanstı doğrusu.

Gecenin sonunda aldığım kitapçığın üzerine iliştirilmiş kurşunkalemi, ilkokul günlerimi hatırlayarak okşadım ve "seni saklayacağım" dedim.

Eve geldiğimde ise kitabın üzeri boştu. Kalemim anılarla birlikte gecenin karanlığında kaybolmuştu.

Şu taciz meselesi!
"Bırakalım bu popülist, sansasyonel yazı politikasını artık" deyip duruyoruz ama Türk basınının daha uzun süre bu noktaya gelebileceğinden ciddi kuşkularım var. Sırf bu yüzden o kadar kendi içimize kapanıyor, o ne dedi, bu ne cevap verdi haberleriyle, lüzumsuz olaylarla vakit kaybediyoruz ki diğer tarafta çözüm için ilgi bekleyen olaylar sahipsiz kalıyor.

Kadir İnanır'la Buket Saygı arasında gelişen taciz tartışmasında da aynı popülist politikayı gördük basında. Bir büyük gazetemiz "Birkaç cesur kadın" diye birinci sayfadan veriyor haberi ve şöyle devam ediyor; "Basının önde gelen iki üç kadın yazarı çekinmeden taciz olayının üstüne gittiler."

Şimdi, bu söylenince basının cesur olamayan ve arkada gelen kadın yazarlarına da cevap hakkı doğuyor..

Önce şunu söyleyeyim, adı geçen yazar arkadaşlarımız, basının cesur ve başarılı isimleridir. Ama bu tanım taciz konusunda yazdıklarından değil, genel çizgilerinden dolayı yapılabilir. Bir taciz olayını yazmanın ise cesaretle uzaktan yakından ilgisi yoktur. Ona gelene kadar ne olaylar yazılıyor. Herkesin susup köşesine çekildiği, cümlelerini eğip bükerek tehlikelerden kaçtığı dönemlerde kadın yazarlar cesaretle öne çıkıp, gerçekleri tereddütsüz haykıyor. Ne aşiret reisleri, ne azılı mafya babaları, ne de güçlü siyasetçiler onları korkutmuyor. Gazetelerin, yazarken "en cesur benim, başka cesur yok" diyen yazarlarının olmadık mazeretler göstererek gitmediği tehlikeli milli maçlara hiç düşünmeden gidiyorlar da tacizi mi yazamayacaklar?

Onun için haberi bu şekilde vermek son derece yanlış. Ve Haksız. Naim Süleymanoğlu'nun bunca dünya rekorundan sonraki ilk mağlubiyetinde "The End" manşeti atmak kadar yanlış ve haksız.

Bu öncelikle bir yöntem meselesidir. Kimi yazar bu tür bir olayı duyar duymaz atılır ve yazar. Kimi ise daha tarafsız olabilmek için gerçeğin ortaya çıkmasını bekler. Kimse kızmasın ama, neler olup bittiğini tam olarak biliyor muyuz ki hep birlikte tek bir tarafa yüklenelim?

Neden kadınlar?
Eğer böyle bir taciz olayı gerçekleşmişse, Türk insanının sevdiği, yıllarca hayranlık duyduğu bir sanatçı böylesi bir hata yapmışsa -ki bu ortaya çıkacaktır- o zaman da kadın-erkek yazar diye bir ayırım olamaz. 21. yüzyılda taciz gibi çağdışı bir olaya sadece kadın yazarların sahip çıkması beklenemez. Hatta önce erkek yazarların atılıp olayı sahiplenmesi "Bu nasıl iştir Kadir İnanır?" diye sorması gerekir. Yoksa yanılıyor muyum büyük gazetenin sayın yöneticileri?

Bu gösterileri kaçırmayın!
Bolshoy Opera ve Balesi'nin ünlü sanat yönetmeni Gregoroviç ile 20. yüzyılın en ünlü klasik bale sanatçılarından Maija Plisestskaja'nın Bolshoy'dan ayrıldıktan sonra biraraya gelerek kurdukları Imperial Russian Ballet 5-8 Ekim tarihleri arasında İstanbul'da olacak.

Asıl adı "Maija Plisestskaja'nın Rus İmparatorluk Balesi" olan ve dünyada en az Bolshoy kadar tanınan İmperial Russian Ballet grubu İstanbul'da kaldığı üç günde Mydonose Showland'de üç gösteri sahneleyecek.

Rimski Korsakov'un Şehrazat'ı Ravel'in Bolero'su ve Borondin'in Polovtsian Dansları"..

Bu tür özel gösterilerde biletler çok hızla tükeniyor. Onun için Imperial Russian Ballet'yi izlemek isteyen sanatseverlerin de ellerini çabuk tutmaları gerekiyor.

Yaya geçidi komedisi
Caddelerin bir çok yerine yaya geçidi olduğunu göstermek üzere beyaz şeritler çekilmiş. Avrupa ve Amerika'da bu geçitlere Zebra-Cross denir ve arabalar oraya yaklaşınca mutlaka durur. Geçen gün bu kurala güvenen bir turist Beşiktaş'ta az daha canından oluyordu. Araçlara "Dur" demek olmadığına göre bu şeritlerin anlamı ne acaba?

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır