Yunanistan'da Ortodoksluk ulusal kimlikle eş anlamdadır.
Din devlet ayırımı yoktur.
Bu ise Helenist Ortodokslar'ın dini, "devleti, milleti ve ülkesiyle bölünmez bir bütün" olarak görmesini sağlar.
Ortodoks Kilisesi, Panhelen milliyetçiliğinin bayrağını kimi zaman çarmıhtan bile daha yüksekte tutar.
Buna siyasetin de katkısı büyüktür.
Yıllardır iktidarda bulunan ünlü Pasok (Panhelenik Sosyalist Parti), bir siyasal parti olarak sosyalizmle Helen milliyetçiliğini dünyada benzeri az bulunur biçimde uzlaştırmayı başardığı (!) gibi, Ortodoksluğu da Anayasa'nın kiliseye uhrevi olanakları sayesinde siyasetin hizmetine sunmuştur.
Ancak Avrupa Birliği ile uyum kuralları, Panhelenist dindar sosyalist politikacıların döneminin kapılarını bir daha açılmamak üzere kapatacağa benziyor.
Adalet Bakanı Mihail Statopulos eski medeni hukuk profesörü. İnsan haklarından ve AB kurallarının uygulanmasından da sorumlu. Geçenlerde yaptığı bir açıklama Yunanlılar'ın çoğunun huzurunu kaçırdı.
Sayın Bakan şöyle dedi:
- Kimlik kartlarındaki din hanesi 1997 yılında yürürlüğe girmiş olan kişi haklarını koruma yasasına aykırıdır.
Yunanlı bakan bununla da yetinmedi üç şey daha istedi.
- Cenazeler dini tören yapılmadan da kaldırılabilsin.
- Seçimle göreve gelenler ve yüksek bürokratların ettiği yemin metninden dini ögeler çıkarılsın.
- Medeni nikah zorunlu olsun.
Adalet Bakanı bu isteklerini elbette hukuk devleti, AB uyumu ve hükümet adına sıraladı (bu arada yabancılar da Yunanistan'da medeni nikahsız "papaz nikahının" örneğin Türkiye'deki imam nikahı kadar güncel ve yaygın bir toplumsal husus olduğunu öğrendiler). Adalet Bakanı'nın bu çağrısı ve beyanatıyla bütün tutucu kesimler ayağa kalktı.
Başta Atina Başpiskoposu olmak üzere bakana isyan edenler ortaya döküldü. Sayın Başpiskopos lanetleme vaazları yetmiyormuş gibi zehir zemberek beyanatlar da yayınladı.
Şöyle diyordu:
- Böyle bir gelişme sadece yanlış değil, aynı zamanda yurdumuzun ve halkımızın tarihine karşı bir cinayet teşebbüsüdür! Entellektüelliğin bu kadar ucuzu ülkemiz adına utanç vericidir! İnancımız kimliğimizin temelidir. Biz Doğu Avrupalıyız. Bizi ilerici görsünler diye değerlerimizden vazgeçemeyiz!
Atina Başpapazı'nın bu isyanı ve arkasına topladığı cemaat, hükümetin kararlarını değiştirecek gibi görünmüyor.
Kişisel Veriler Kurumu zaten resmi bir açıklama yapmakta gecikmedi:
- Yunan kimliklerinde yeralan eşin adı din ve parmak izi haneleri hem hukuk hem de yasa dışıdır.
Kamu Düzeni Bakanlığı ise tartışmaya son noktayı koydu:
- Yurttaş kimlik cüzdanları yakında değişecektir! Yeni kimliklerde din hanesi yeralmayacaktır!
Ortodoksluğun ulusal kimlikle eş anlamlı olduğu bir ülke için elbette bu bir devrim.
Ama bu devrimin kağıt üzerinde kalabileceğini, uykuya yatırılabileceğini de ısrarla ifade edenler var.
Ortodoks Kilisesi'nin bu yönde elindeki tüm silahları kullanma azminde olduğu anlaşılıyor. Bu konuda en büyük desteği de elbette Helen milliyetçilerinden bekliyorlar.
Çünkü Yunan Ortodokslar arasında kendisini, "Olimpos Dağı kadar Ortodoks, Akropol Tepesi kadar Helenim!" diye tanımlayanlar çok.
Yunanistan'da, dinin kimliklerden silinmesi belli baş ağrılarına yol açsa da kaçınılmaz görünüyor.
Çünkü Başbakan Kostas Simitis ve partisi, "Yunanistan'ı modernleştirmeye kararlıyız!" sloganını kullanarak son seçimlerden birinci çıkmıştı.
Avrupa Birliği üyeliğinde, ne Hira Dağı var, ne Olimpos. En büyük, en yüksek Brüksel, başka büyük yok.