


Siyaset takvimi
Faziletin kapatılması bir kısmi ara seçim getirebilir mi?
O ara seçim, referanduma dönüşebilir mi?
Bu, durup dururken "uyumlu bir koalisyon"un zorla kumar masasına oturtulmasına benzer.
Hükümetin elinde olsa Fazilet kapıtılmaz.
Ama karar yargının.
*
Seçim lafını telaffuz etmek, şu ara şirin kaçmıyor.
Ama Mecliste 27 sandalye eksilirse ne yapacaksınız? Anayasa emri.
Hele 47 sandalye, 77 sandalye...
Ya hele 97 sandalye.
Aman Tanrım.
Koskoca bir seçim bu.
Meclis aritmetiği kimbilir ne olur?
Sayın Hakimler, siyasi istikrar bozulmasın diye herhalde Fazilete iltimas geçemezler. Kanun ne diyorsa o...
Suç varsa, kaçınılmaz bir hüküm.
Ama suç yoksa? Bir bardak suda boşuna fırtına.
Çünkü...
Bir partinin kapatılması nasıl yakışıksız ise kapatılmayacak bir partinin kapıtalacakmış gibi suçlanıp yargılanması da yakışıksız.
*
Her neyse.
Doğmamış çocuğa don biçmeyelim.
Ama Ara Seçim, biliniz ki ihtimallerden biri olarak, dondurulmuş biçimde dolapta beklemektedir.
Günü gelip çatınca hükümet, elbette ki hükümet olmanın avantajlarını kullanacak... Muhalefet, elbetteki devletle yarışıyoruz diye homurdanacak.
Ne olursa olsun.
Güven tazelemek için bir mini referandum, hiç de dünyanın sonu değil. Hükümet, bari kendini test'etmiş olur.
Çünkü bakın:
Enflasyon düşüyor, ama halk'a yansımıyor.
Zenginlik var, kalkınma var, ama o da halk'a yansımıyor.
Kaldı ki, ta 5+5 tartışmalarından tutun, kararname kavgalarına kadar, Ankara'nın gündemi başka, halkın gündemi başka...
.....
Siyaset-medya-toplum üçgenini, belli bir tampon bölgede buluşturmaya mecburuz. Bunların üçünün bu kadar uzak mesafelerde durduğunu ben hiç görmedim.
Biliyor musunuz, 8 milyon küsur icra dosyası var.
Bu ne demektir?
8 milyon kişi, borcunu ödemiyor demektir.
Halbuki Türk insanı çok gururlu... Hem devletten korkar, icradan ürker, hem de veresiye borcu birikmişse bakkalın önünden geçmeye utanır.
Köylü ve çiftçi, ayrı bir darboğazda.
Memurun ve işçinin ağzını bıçak açmıyor.
Ama unutmayın. İçi boşaltılmış bankalara ayrılan katrilyonlar, herkesin sinirini bozuyor. Büyük öfke var.
*
Hükümetin 500'üncü günü doldu.
Herşeye rağmen bizim avansımız sürüyor. Açacağımız yeni krediler bile var.
Ama hükümet, sadece istikrar diye bir şey tutturmuş, statükoyu muhafaza etmekle meşgul.
Küçücük bir eleştiriye istikrarı bozmak isteyenler var diye alınganlık gösteriyor.
İstikrar nedir?
Lügat manâsı, zaten parlak bir vizyon ifade etmiyor. Yâni büyük iltifat sayılmaz.
İstikrarlı futbolcu sözcüğünden ne anlıyorsunuz? Sürekli yıldızlaşan bir sporcu mu, yoksa eh işte, vasat birisi mi? Yani, verdiğin görevi her maçta harfiyen yapan, ama ekstra bir marifet üretmeyen mi? Ben bunu anlamıyorum.
İstikrar, bence merdivenleri çıkarken mühimdir. Sürekli yükselen bir grafik... Ama aynı basamakta durursan, öyle istikrarı ne yapayım.
CHP Mecliste olsaydı, Hükümet belki daha iyi motive olurdu.
Sahi... CHP Kurultayı var.
Yarın o'nu yazacağım.