


Al aşağıya vur dizi..
Aman şaşırtma bizi.. Bir kadınla asla tartışılmaz, diyenlerdenim.. Özellikle de zayıflama teknikleri konusunda.. Yapacağınız tek şey onları dikkatle gözleyip, duruma uymaktır.. Rüzgar nereden eserse harmanı oraya savurmaktır..
Ben bu ahaliye nasıl hizmet edeceğimi bilemiyorum arkadaş.. Dünkü yazımızda; zayıflama derdine düşen İstanbul kadınları arasındaki "kafa çiviletme" modasından söz ettik.. Lafı, sokak çocuklarının çemberi gibi çevirirken, bunun yararsız bir iş olduğuna getirmeye çalışıp;
- "Aman haaaa!" çektik.. O da yetmedi arkasından:
- "Hele bu işi kendi başınıza yapmaya kalkışırsanız daha da kötü.." diye ekledik.. Neden mi?
Bir kere çiviyi nereye vuracağını bilemezsin.. Veya boyunu tutturamazsın.. Mazallah ya kocanız ya akrabadan biri "ben inşaat işinden anlarım.." deyip, çekici eline alır..
Oraya bir çivi vurur.. Olmadı sökelim, deyip beriye bir çivi vurur.. Derken kafanızı kevgir gibi delik deşik eder bırakır.. Ne kadar birikmiş fikriniz varsa dışarı sızar.. Biz mesul oluruz..
***
Sanki biz bunları dememiş, yazımızda "Tarlanın taşlısı, kızın kardaşlısı, avradın çivili başlısı.." anafikrini işlemişiz..
Memleket meselelerinden fırsat bulup "bir iki el okey çeviririz.." diyerek kafa dinlemeye geldiğimiz Çeşmealtı'nda, dünkü yazıyı okuyan ne kadar hanım varsa yolumuza dikilip, aynı soruyu sordu:
- "Sahiden çivi çaktırmak zayıflatıyor mu?"
Bunlar olur mu?
Ne diyeyim şimdi? "Heee.." desek; siteyi şantiyeye çevirip, akşama kadar çekiç sesi dinletecekler.. "Yok canım, sallıyoruz işte.." desek, yazarlık karizmamız çizilecek..
Hele bir tanesi vardı ki avucuna küçük mıhtan, orta boyuna kadar bir sürü çivi koymuş "Bunlar olur mu?" deyip benden uzman görüşü istiyor..
Mantı yemekten, kısır yapmaktan gövdesi nükleer atık bidonuna dönmüş.. 180 kiloluk Filiz Nurullah kestiriminde bir başpehlivan, bel çaprazına girmeye kalksa ellerini sırtında kavuşturamaz..
O dahi umutlanmış.. Normal şartlarda "Bunlar yaramaz hanım.. Büyük boy inşaat çivisi bulacaksın.. Çenenin altından yukarıya doğru vurduracaksın ki ağız tamamen iptal olsun.." demem lazımdı, demedim..
Söz konusu çivilerin özel yapım ve çok küçük ebatlarda olduğunu anlatıp, elinden kurtuldum..
Bu arada gazeteden arayıp, içeriye dönük ihbarlarda bulunanlar da var.. Temsil bizim Mimoza dergisinin paşası Özlem Akalan da kulağına gizlice çivi vurdurmuş..
***
Zaten benim umutlarımı kıran da Özlem'in durumu oldu.. Yoksa bu çivileme tekniğine karşı bu kadar ön yargılı değildim..
Özlem yaz başında işe pantolonla geliyor, gömleğini dışarı çıkarıyordu.. Karşı cinsten biri gömleğini dışarıya çıkardı mı bileceksin ki balans ayarında bozulma vardır..
Yani kilo alma sürecine girmiştir..
Birkaç kez karşılaştık.. Boş vakitlerimi değerlendirmek maksadıyla "Kızım bu halin ne?" deyip, psikolojisini bozmak istedim.. Her seferinde zayıflayacağını iddia edip, savunma yaptı..
Bir keresinde akapunktur tekniğine başvurup, kendini çivileteceğini dahi söyledi.. O zaman tekniğin farkında olmadığımdan üzerinde durmamışım.. Bu kızcağız Temmuz ortalarında uygulamaya geçmiş..
Benim gördüğüm her seferinde giyinme stilinde bir değişiklik yapmasıydı.. Gömleği dışarı çıkarmak yetmedi.. Beline bir de hırka sarmaya başladı..
Giderek hırkanın ebatları büyüdü.. Son gördüğümde belinde bir yollukla geziyordu.. Demek ki çivilendikten sonra kiloları katlandı..
Gerginliğe de çare..
Özlem'in durumunu gazete içinden aldığım ihbarlardan sonra, ancak şimdi değerlendirebiliyorum.. Asıl tesbitim Zeynep Akgöze'nin halleriyle ilgili.. Kendine altı çivi ekleştirdikten sonra başarılı bir yaz sezonu geçirdi.. Sadece altı kilo aldı..
Demek ki çiviler olmasa, olayın çivisi çıkacaktı..
Benim bildiklerimden Ayşe Yağcı ise sadece üç kilo aldığını iddia ediyor.. Haftada iki seans.. Onbeşerden otuz milyon.. Kafada altı çivi.. "Peki kilo alacaksanız bu eziyet niye", dediğimde cevapları aynı oluyor:
- "Gerçekten acıkmıyoruz ki.."
Yemeleri çene refleksi ile ilgiliymiş.. Acıkmadıkları için istedikleri zaman durabilirlermiş..
Çenenin dolu oynaması bir dert, boş oynaması başka bir dert.. Hani bilinen hikayedir.. Münasebetsizin biri Hoca'ya:
- "Tuvalette sakız çiğnemek caiz midir?" diye sormuş..
Böyle damdan düşer gibi gelen sorulara ne denir? Hoca düşünmüş.. "Caiz değildir diyemem ama sakıncalı.." diye başlamış lafa..
- "Dışarı çıktığında ağzını oynarken görürlerse içeride bir b.. yediğini zannederler.."
***
Çivileme tekniğinin baş savunucularından biri olan Ayşe'nin bir tezi daha var:
- "Çiviler vücut elektriğimi alıyor, uygulamaya gittiğimden beri gerginliğim kalmadı.." diyor..
Aklımın hiç ermediği kadınca iddialardan biri de budur.. Vücudum gergin, elektriğim var!
Memleket enerji darlığında, elektrik diye inliyor.. Benim tanıdığım ne kadar kadın varsa vücut elektriğinden şikayet ediyor.. Birşey değil, hükümetin kulağına gidecek..
Bunlar için ekstradan "Lüks elektrik tüketimi vergisi" icat edecekler.. Kadınların bu tür zaaflarından rant çıkaran esnaf daha olaya uyanmadı.. Uyandıklarında her sokakta bir mekan açılacak.. Kapısına:
- "Hanımlara toprak hattı çekilir.." tabelası asılacak..
Uzun lafın kısası.. Kadındı, erkekti ayırmadan söylüyorum.. Bizim insanımızda yaradılıştan atalet var.. Sporu yapmayı değil, izlemeyi sever.. O yüzden de kilo almaya meyyaldir..
Yabancının biri gelip insanlarımıza şöyle bir baksa:
"Dünyaya bir sonraki gelişimizde kedi olmak istiyormuşuz da bilinçaltımızda miskin miskin oturup, kıçımızı yalama sendromu varmış.." izlenimine kapılır..
Benim söyleyeceğim bu kadar.. "Dividim var kalem tutar ellerim.. Kendim yazar, kendim söyler, dinlerim.."
Bu saatten sonra bana çivileme tekniğini sormayın.. Bildiğinizi işleyin..