Müdürümüz İbrahim Seten'le 15 gün önce konuştuk. Aziz Yıldırım ile bir röportaj yaparsak, keyifli olacağı kararına vardık. Ama bir türlü randevu alamadık. Fener-Beşiktaş maçından önce telefonla karşı karşıya geldim. "Hocam" dedi, "10-15 gün konuşmak istemiyorum. Biraz bekleyelim." Aslında söyledikleriyle ne demek istediğini net anlayabiliyordum.
Milan-Beşiktaş maçından iki gün önce bu kez Mustafa Denizli'ye randevu almak için döndüm. "Erman" dedi, "Şu Beşiktaş maçı bir geçsin, ondan sonra konuşalım." Ve devam etti, "Seni" dedi, "Geçen gece Show Spor'da izledim. Fenerbahçe iyi değil, diyorsun. Ben takımımdan çok memnunum Erman" diye sözlerini sürdürdü.
"Mustafa" dedim, "Bunları geniş şekilde konuşalım. Zaten bunun için senden randevu istedim."
Her ne kadar Mustafa "Ben takımımdan memnunum, herşey yolunda gidiyor" dese de, başkan Aziz Yıldırım ve ekibinin futbol takımından memnun olmadıklarından emindim. Takımdan memnun olmadıklarına göre, Mustafa'dan da memnun olduklarını pek zannetmiyorum.
Ve Mustafa devam ediyor. "Erman" diyor, "Sen Milan-Beşiktaş maçından gel, o zaman yine bir bakarız."
Milan maçına gidiyorum, Antrenör Ziya Doğan ile uçakta sohbet ediyorum. Şu Scala ile ile bir randevu alıp, röportaj yapma isteğinde bulunuyorum. Dönüş uçağında Ziya ile yine karşılaşıyoruz. "Erman hoca" diyor Ziya, "Scala'nın çok selamı var, bu iki gün zarfında araya maç da girdi, görüşemezdik. İstanbul'a döner dönmez bir gün belirleyelim ve sohbet edelim."
İstanbul'a uçaktan iniyorum, Mustafa Denizli'yi cep telefonundan arıyorum. Karşıma birisi çıkıyor, "Şu anda Denizli" diyor "Meşgul, sizi arayacaklar." O günden beri de Mustafa'dan haber alamıyorum.
İşte size iki teknik adam ve bir kulüp başkanının içinde bulundukları durumu yansıtan net olaylar. Zaten röportaj da yapsak sonuç farklı bir şey çıkmayacak.
Sevgili Mustafa, sen eskiden futbolculuğunda ve teknik adamlığında cesurdun ve çalışkandın. Niye F.Bahçe'nin başına geldin, yabancı futbolcuları doldurmak için değil. Çünkü buraya milli takımın patronluğundan geldin.
Sarı-lacivertlilerin alt yapısına ve birinci takımına mümkün olduğu kadar yerli kaliteli oyuncu getirirsin diye seni oraya getirdiler. Ama sen o kadar çok yabancı doldurdun ki, adetlerini bile şaşırıyorsun. Ve işin en kötü tarafı, basından kaçmaya başladın. Bir müddet sonra yeni yapılan tesislerden hiç dışarı çıkamazsan, şaşırmam.