|
|
Gölgeden güneşe MİT
Açıklık politikasında önemli bir adım: MİT'in 73 yıllık tarihinde ilk kez bir Basın Müşavirliği bölümü kuruluyor
MİLLİ İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarı Şenkal Atasagun, 4-5 hafta içinde, üzerinde bir yıla yakındır uğraşılan bir çalışmayı Başbakan Bülent Ecevit'in onayına sunacak. Ecevit'in olur vermesi halinde, MİT üzerindeki yetmiş küsur yıllık esrar perdesini aralayarak, yüzünü halka göstermeye başlayacak.
Bu çalışma MİT bünyesinde, doğrudan müsteşara bağlı bir Basın Müşavirliği kuruluşunu öngörüyor. Böylelikle yıllardır Dışişleri Bakanlığı tarafından uygulanan, iki yıl önce Genelkurmay, yirmi gün kadar önce de Cumhurbaşkanlığı tarafından uygulamaya konulan basın sözcülüğü kurumu, MİT tarafından da hayata geçirilecek.
Tabii sözkonusu Türkiye'nin gizli servisi olunca, basın sözcülüğü de diğerlerinden farklı olacak.
Üst düzey bir MİT yetkilisi, "zaman zaman açıklamalar olsa da, kimse ilk başta sorulu cevaplı basın toplantıları beklememeli" diyor. Her isteyenin, her istediği bilgiyi kolaylıkla alabileceği bir sistem de düşünülmüyor. Daha çok, gazetecilerin "elde ettikleri bir haberin doğru olup olmadığını anlamaları için" bir oluşum: "Bir teyit merkezi değil, bir referans noktası."
Neden gerekli?
Şenkal Atasagun'u MİT'e bir basın müşavirliği kurmaya zorlayan iki temel neden var:
Birincisi, "MİT'de başlayan yeni dönem". Atasagun bunu, "Teşkilat tarihinde ilk kez bünyesinden yetişmiş bir yöneticinin Şubat 1998'de müsteşar olarak atanmasıyla başlayan süreç" sözleriyle açıklıyor.
Aslında Atasagun'dan önce, Sönmez Köksal'ın müsteşarlık yaptığı dönemde, 6 Ocak 1997'de Teşkilat'ın 70'inci kuruluş yıldönümünün medyaya açık kutlanması, zamanın Psikolojik İstihbarat Başkanı Cevat Öneş'in kameralar önüne çıkması, bu açılımın ilk adımı sayılıyor.
Atasagun şu an "tarihinde ilk kez bütün yönetim kademesi teşkilat içinden çıkan MİT'in müsteşarı" olmanın özgüveniyle adımların gerisini getiriyor.
İkincisi, "MİT'e yönelik suçlamalar karşısında sessiz kalmanın 'sükut ikrardan gelir' misali yanlış anlaşılmasının önüne geçmek." Yani Teşkilat artık suçlamalara yanıt vermeye başlayacak. Atasagun, 24 Nisan 2000'de "MİT ajanı gazeteciler" tartışması nedeniyle Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nail Güreli'ye yazdığı mektupta sözünü verdiği "basın müşavirliği kurma" işini şimdi hayata geçirmeye hazırlanıyor.
Ne kadar şeffaflık?
Şeffaflık aslında yalnızca MİT'e bağlı bir konu değil. Türkiye'nin üyesi olduğu Batı dünyasının, devlete ait, savaş ve casusluk belgeleri de dahil, çoğu bilgiyi 10 yıl, 30 yıl, 50 yıl gibi sürelerle açıklamayı yasaya bağlamalarına karşın, Türkiye'de henüz bu yönde açıklanan bir hazırlık yok. Türkiye, Cumhuriyetinin kuruluş öyküsünü bile tam olarak bilemiyor. Bu konuda Atatürk'ün Nutuk'u ve TBMM'nin gizli olmayan tutanakları dışında ciddi bir kaynak yok. Genelkurmay'a bağlı Askeri Tarih ve Stratejik Etütler Merkezi'nde tutulan tarihi belgelere sınırlı ve özel izinle ulaşılabiliyor. Dolayısıyla MİT bünyesinde kurulması planlanan basın müşavirliğinden, geçmişe ait gizli bilgilerin açıklanmasını da beklememek lazım.
Gerçi MİT bu konuda da bir adım atıyor. Birkaç yıldır eski MİT üyeleri ve tarihçiler tarafından hazırlanan bir "MİT tarihi", Türk gizli servisinin 75'inci kuruluş yıldönümüne yani 6 Ocak 2002 tarihine yetiştirilmeye çalışılıyor.
Basın müşavirliğinin kuruluşu, şimdiye dek karanlıkta kalmış bir dünyaya birden bire apaydınlık olmasını sağlamayacak olsa da, bir nebze gün ışığı getirecek gibi görünüyor.
'Çıplak' istihbarat
1995'de ABD istihbarat çevreleri içinde yapılan gizli bir yarışmada, hangi ekibin 24 saat içinde Brundi (Afrika) hakkında daha çok bilgiyi toplayabileceği sorulmuş ve Amerikan Merkezi İstihbarat Örgütü (CIA) ekibinin son sıralarda yer aldığı yarışmayı, adı Açık Kaynak Çözümleri olan bir özel istihbarat şirketi kazanmıştı.
Amerikan istihbarat servisleriyle bağlantılı internet sitesi Stratfor'da 18 Eylül günü yer alan bir makale gizlilik ve gizli bilgi kavramını tartışmaya açtı. CIA eski başkanı John Deutsch ve Amerikan nükleer sırlarını Çin'e satmakla suçlanan Çin asıllı Amerikalı Wen Ho Lee ekseninde yürüyen bir tartışma bu. Çinli'nin avukatları hem bu bilgilerin, hem de CIA tarafından "çok gizli" sınıflamasına tabi tutulan bütün bilgilerin aslında kataloglar, akademik makaleler, ders kitapları ve internet siteleri gibi açık kaynaklarda bulunduğunu öne sürüyor.
İnternet sayesinde yaşanan bilgi patlaması, istihbarat örgütlerinin rolünü de sorgulatıyor. İş öyle bir noktaya geldi ki, Lee mahkum edilirse, Deutsch'un da mahkum edilmesi gündemde. Amerikan istihbarat dünyası şu sıralar, "devlet güvenliğini gerçekten ilgilendiren bilgileri koruyabilmek için daha az belgeye gizli damgası vurulup, daha az sayıda kişiye bunlara bakma yetkisinin verilmesini" tartışıyor.
MİT rakamlarına göre, istihbaratın yüzde 85'i, medya, istatistikler, resmi açıklamalar, ders kitapları ve akademik makaleler gibi açık kaynaklardan, yüzde 5'i elektronik istihbarat denilen uydu da dahil çeşitli dinleme yöntemlerinden ve ancak yüzde 10'u halk deyimiyle casusluktan, yani kapalı kaynakların elde edilmesinden toplanıyor.
Kontr-terör tartışması
MİT bünyesinde, doğrudan müsteşara bağlı bir kontr-terör merkezi kurulması 1990'ların başında kararlaştırılıyor. Aslında bünyesinde bir anti-terör merkezi kuran ilk istihbarat örgütü Amerikan gizli servisi. 1980'lerde Nikaragua kontraları operasyonunu yönettikten sonra CIA kontr-terör merkezinin kurucu başkanı olan CIA'nın ağır topu Duanne Cleridge, Türkiye'de de benzeri bir merkezin kurulması çalışmalarına yardımcı olmuştu. 12 Mart 1971 askeri müdahalesi sırasında Türkiye'de görevli olan ve oğluna eski istihbaratçılardan Tarık Şahingiray'ın ismini verecek kadar Türk istihbaratçılarıyla yakınlaşan Cleridge, bir suikast sonucu öldürülen MİT yöneticisi Hiram Abas'ın da yakın arkadaşı.
Atasagun kaldırdı
Kuruluşu sonrası, başına Mehmet Eymür'ün getirilmesiyle kamuoyunda tanınan MİT kontr-terör merkezi ise başta yeraltı dünyasından Alaattin Çakıcı ve "Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım'ın kullanılması olmak üzere pek çok tartışmalı konuya sahne oldu. Eymür'ün MİT'ten ayrıldıktan sonra ABD'de açtığı internet sitesi ATİN'de yaptığı yayınlarda, bu kişilerin Şenkal Atasagun'un onayıyla kullanıldığını öne sürmesi, tartışmaya yeni bir boyut kattı. Kontr-terör merkezi, Atasagun'un işbaşına gelmesiyle eşzamanlı olarak 1998'in ilk aylarında kaldırıldı.
MURAT YETKİN
|
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|