


Piyasanın sopası
Şu sıralarda Türkiye'yi yakından izleyen yabancı fon yöneticileri ile sık sık sohbet ediyoruz. Ziyaretleri yoğunlaştı. Sonbaharın etkisi var. Enflasyonla mücadele programı dokuz ayını dolduruyor. Borsa da iyice düştü. Yabancılar havayı kokluyorlar.
Neleri merak ettiklerini tahmin edebilirsiniz. Büyüme çok mu yüksek? Dış açıkta tehlike görüyor musunuz? Enflasyon yılı yüzde kaçta bitirir? Faizler yükselir mi? 2001'de ekonomi yavaşlar mı?
Ben TL'nin "dandik para" haline dönüşmesi ile başlıyorum. Yüksek enflasyon ve devalüasyon sarmalı sonucu geçen yıl ekonominin nasıl gidip duvara çarptığını anlatıyorum.
Programın nasıl işlediğinin ayrıntılarına giriyorum. Zayıf ve güçlü yanlarını, risklerini değerlendiriyorum. Sohbet dönüyor dolaşıyor siyasete geliyor. Herkesin kafasındaki tereddütü seslendiriyorlar.
Bir hükümet krizi olur mu? Bu yada bir başka hükümet enflasyonla mücadele etmekten vazgeçebilir mi? Vazgeçerse, ekonomiye etkisi ne olur? Programın uygulanmasında sorun var mı? Ayrıntıları kim ve nasıl yürütüyor ve denetliyor?
Bunlar çok önemli sorular. Yaptığım analizin ana hatlarını sizlerle paylaşmak istiyorum.
Çıkış yok
Bence Türkiye'nin bu programdan çıkış imkanı yok. İktidarlar sevseler de sevmeseler de programı uygulamak zorunda kalacaklar. Siyaset erbabı ne kadar farkında bilmiyorum ama, fiilen bu program ellerinden popülist politikalar uygulama özgürlüğünü aldı.
Mantık çok basit. Tersinden gidelim. Hükümetin kıvırtmaya başladığını kabul edelim. Bütçe disiplininden vazgeçiyor. Maaş, ücret ve destek fiyatı artışlarını bol kepçe veriyor.
Ne olur? Vatandaş ve piyasalar huzursuz olur. Vatandaş zaten dövizini bozdurmamıştı. Repodaki parasını derhal dolara çevirir. Vadesi geldikçe aynı işlemi TL mevduatı için yapar. Devalüasyon geliyor spekülasyonları yaygınlaşır. Bankalar açık pozisyonlarını kapatma çabasına girer. Hazine dışarıdan borç almakta zorlanır.
Döviz talebi yükselip TL likiditesi sıkışınca faizler tırmanır. Borsa iyice çöker. Yüksek faizle birlikte tüketim ve yatırım harcamaları bıçak gibi kesilir. Büyüme hızla geriler. Hatta tekrar eksiye döner.
Böylece 1998-99'daki fasit daire yeniden başlar. Vergi gelirleri azalınca, kamu açığı büyür. Faizler tekrar yükselir. Ve öyle devam eder.
Dikkatinizi çekerim. Yumuşak bir kıvırtma ile yola çıktık. İyice bozuk bir senaryo yazalım. Hükümet kur politikasından vazgeçtiğini açıklasın. Ne olur? Tam bir panik. Birkaç gün içinde Türkiye ekonomisi tanınamaz hale gelir.
Bu program üç yıl boyunca yumuşak bir çıkışa izin vermiyor. Çıkmaya kalkanlar, derhal büyük bir felaketle baş başa kalacaklardır.
Provasını yaptık
Aslında bu anlattıklarımın küçük çapta bir provası geçtiğimiz günlerde yaşandı. Hükümet birbiri ardından hatalar yaptı. Telekom özelleştirmesi fiyasko ile sonuçlandı. Ecevit Cotarelli'ye cevaben fevri bir beyanat verdi.
Sonuçlarını hepberaber izledik. Borsa yüzde 15 civarında değer kaybetti. İki küçük hata vatandaşın 15 milyar dolarlık servet kaybına yol açtı. Faizler 5 puan civarında yükseldi. Kaba bir hesapla reel faizdeki 2.5 puan artış bütçeye yılda 1 milyar dolar ek yük getiriyor.
Piyasa ekonomisinin böyle hoşlukları da var. Hatayı yapana faturayı çıkarıyor. Bizim siyasetçilerimiz de her seferinde piyasadan sopa yemeden doğrusunu yapmayı eninde sonunda öğrenecekler.