|
|
CAN ATAKLI(ataklic@sabah.com.tr
)
|
  
Aynı konuda iki yazı
Başbakan Bülent Ecevit eşiyle birlikte kendi ceplerinden ödedikleri bilet parasıyla Türk Hava Yolları uçağına bindiler. Ecevitler uçağın ön tarafındaki Business Clas'ta oturmak yerine arka sıraları tercih ettiler ve normal yolcularla birlikte oldular. Ecevitlerin bu tavrı iki türlü değerlendirilebilir. Şimdi size aynı konuda iki farklı yazı sunuyorum. Sonuçta ikisinin de açılacağı kapı aynı. Sadece üslup farklı. Siz hangisini tercih edersiniz onu asıl yazı kabul edin.
Olumlu bakış
Orada oturacağınıza VİP'i kaldırın görelim
Başbakan Ecevit herhalde Cumhurbaşkanı Ahmet Sezer'in halka çok sıcak gelen davranışlarından etkilenmiş olacak ki Türk Hava Yolları uçağına bindiğinde öndeki koltuklarda değil de arkada, normal yolcularla oturdu.
Yanında eşi Rahşan Hanım olduğu halde uçağın en arkasındaki sıraya geçen Ecevit birlikte gelen gazetecilere de poz vererek ne kadar halktan biri olduğunu gösterdi herkese.
Tabii uçakta arka sırada oturmak ne kadar halkçılık, bunu tartışmak ayrı konu. Ancak Başbakan Ecevit'e yönelik olarak iki yıldır yazdığım VİP yazıları var. Yıllardır VİP konusunu gündeme getiriyorum. Özellikle havaalanlarında başta siyasiler olmak üzere kimi kişilere ayrıcalık sağlayan bu uygulamanın kaldırılması gerek. Ancak siyasiler, bunu kaldırmaya yanaşmıyor. Çünkü burada ayrıcalıklı olduklarının farkına varıyorlar. Bunun yanısıra pekçok zengin de bu imkandan yararlandığı için siyasiler uygulamayı fazla kurcalamak istemiyor.
Aslında VİP listesi Başbakanlık tarafından hazırlanıyor ve onaylanıyor. Başbakanımız kendini çok halk adamı sayıyor. Kendisi bazı ayrıcalıkları kullanmaktan kaçınıyor. Bu güzel de, ayrıcalığı kullanmamak önemli değil ki, önemli olan ayrıcalıkların kaldırılmasını sağlamak. Ecevit kendisi ayrıcalıklı olmuyor, başkasına bu imkanı bahşediyor. Böylelikle halk önünde sempati toplarken, ayrıcalıkların devamını sağlıyor.
Oysa Ecevit'e yakışan başta VİP olmak üzere bütün ayrıcalıkları kaldırmaktır. Sadece bir imzası bile yetiyor.
Sezer'i kıskanmak, Ecevit'i de halktan gibi gösterecek davranışlara iter, ama asıl halktan yana olmak, halka rağmen ayrıcalık taşıyanların önünü kesmekle olur.
Olumsuz bakış
Haydi Yılmaz, Bahçeli ve bakanlar sıra sizde
Başbakan Bülent Ecevit eşi Rahşan Hanımla birlikte ayrıcalıklı uygulamadan yararlanmadılar ve bindikleri THY uçağının en arkasında normal vatandaşlarla birlikte oturdular. Halka yakınlığını ve halkçılığını zaten bildiğimiz Başbakan Ecevit'in bu tavrının diğer siyasetçilerimize de örnek olmasını diliyoruz.
Bugün kötü uygulanan bir VİP sistemimiz var. Ecevit başbakan olmasına ve bu uygulamayı durdurma yetkisi taşımasına rağmen, türlü nedenlerle bunu yapamıyor. Siyaset bu, başbakanın elbette bir bildiği vardır. Ancak Ecevit bunu yapmak yerine davranışlarıyla yapılması gerekeni gösteriyor.
Şimdi dileğimiz Ecevit'in bu tavrının önce diğer iki ortağı tarafından da uygulanmaya başlaması.
Örneğin Mesut Yılmaz da çok seyahat ediyor, gerçi onu Türk Hava Yolları uçaklarında pek görmüyoruz, Yılmaz hep özel uçak kullanıyor ama, THY'ye bindiğinde o da VİP olarak değil normal vatandaş olarak binmeli. Örnek olmalı.
Devlet Bahçeli de öyle. Bahçeli'yi de hep yanında kalabalık heyetlerle görüyorum. O kargaşada nereye bindiğini belki farketmiyordur, ama Başbakan Ecevit'i örnek almasını tavsiye ederim.
Ve tabii bütün bakanlar. Onlar liderlerden daha çok seviyorlar hava atmayı. Onlar yüzünden pekçok zengin ve hatırlı kişi de kendini VİP statüsüne soktu bugüne kadar, eğer bakanlar Başbakan ve yardımcılarını örnek alırlarsa, şu VİP ayrıcalığından ve çirkinliğinden hepbirlikte kurtuluruz. Haydi siyasiler, yeni bir çığır açın. Buna sizin de halkın da çok ihtiyacı var.
Yine de bir ayrıcalık yapılmış
Başbakan Bülent Ecevit ve eşi Rahşan Hanım THY uçağının en arka sırasını kullandılar, böylelikle halk içinde olduklarını gösterdiler. Ancak Türk Hava Yolları personeli Başbakan ve eşine yine de bir ayrıcalık yapmış. Tabii bu kadar hatırlı kişiler normal sıralarda oturursa, onlara biraz ikramda bulunmak, biraz ayrıcalık tanımak da olacak. Ecevit çiftinin oturduğu üçlü sıranın ortasına başka yolcu alınmamış. Oysa ekonomik sınıfta üçlü koltukların tamamı doldurulur. Belki de yolcu yoktu, o başka tabii. Ecevitler ön sıralarda otursalar orta koltuk boş bırakılacaktı.Çünkü eğer uçağın Business bölümünde özel koltuk, yani geniş koltuk yoksa üçlü koltuklara iki yolcu oturuyor, ortası boş bırakılıyor.
OGS'de nihayet
O kadar yazdık yazdık, sonucu ile ilgili haberde ama Erdal B:ilaller'in İstanbul Gazetesi atlattı beni. Atlattığı haber otoyollar ve Boğaz Köprüleri'ndeki otomatik geçiş sistemi ile ilgili. Otomatik geçiş trafiği çok rahatlatan bir sistem, rahat ve çabuk geçiş yapabiliyorsunuz. Ama bu sisteme kaydolmak, sonra buna para yatırmak büyük dertti. Bürokratik engeller yüzünden pekçok kişi "aman otomatik geçiş de kalsın" demişti. İşte SABAH İstanbul'un dünkü haberine göre nihayet yetkililer uyanmış. Bürokratik işlemler en aza indirilecekmiş. Köprülerin sağ tarafına otomatik gişe konacakmış. Ayrıca köprülerin çıkışlarında OGS satış ve hizmet gişeleri açılacakmış. Bu gişelerden OGS kartı satılacakmış. İyi fikir, köprüden geçerken bezenler o anda bir tane cihaz alabilir bundan sonra. Çok uzun zamandır yazıyorum ama bir sonuç alındığını görmek çok hoş.
Çevremizde olanlar
Geçenlerde bir sabah uyandığımda yıllardır tarlaya dönen caddelerimizin, ara sokaklarımızın asfaltlanmaya başlandığını gördüğümü ve çok şaşırdığımı yazmıştım. Nitekim kısa süre içinde bütün çevre asfaltlandı ben de Sarıyer Belediye Başkanına, orada oturan herkes adına teşekkür etmiştim. Ancak şimdi bütün sevincimizin kursağımızda kalacağı gerçeği ile karşı karşıya kaldık. Çünkü İGDAŞ asfaltlanan yolları bir güzel kazmaya başladı. Demek ki önümüzdeki kış yine yandık. Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna, sokakların kazılması olayına hep "Bizim koordineli çalışıyoruz, ama TEK gibi telefon gibi kuruluşlar bizden bağımsız hareket ediyor" diyordu. Peki bu nedir Başkan Bey? Hani sizin koordinasyonunuz, nereden çıktı bu İGDAŞ kazısı? O asfaltlamada yapılamaz mıydı bu kazı?
Bir başka olay daha
Sabahları geçerken görüyorum, Kalender Orduevi'nin hemen yanında İSKİ bir çalışma yapıyor. Kazılan yerden garip ve pis bir su çıkıyor. Öyle sanıyorum ki bu lağım. Bu su boğaz yolu üzerinden geçip denize akıyor. Ama geçtiği yerlerde kaygan, iğrenç bir tortu bırakıyor. Üstelik bu yeni değil, en az üç aydır böyle, yani tüm yaz boyunca böyleydi. Orduevinde oturan subaylar generaller de artık bilemiyorum nasıl dayanıyorlar, o manzaraya bakarak kahvaltı yapıyorlar sabahları, sonra da yemek yiyorlar. Dün sabah saat 07.00 sıralarında biraz da aşırı hızdan olacak, öğrenci taşıyan bir servis minibüsü bu iğrenç pisliğin üzerinden kaydı ve yan yattı. Ölen falan yok ama iğrenç kokulu yer bir de kazalara yol açıyor. İSKİ'nin kulakları çınlasın.
|
 |
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|