kapat

20.09.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
banner
Bizim City
Sizinkiler
Rehber
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ŞÜKRÜ KIZILOT(skizilot@sabah.com.tr )


Şirketin banka borcu ortağından alınır mı?

Geçtiğimiz ay yayımlanan bir yönetmelik, ortalığı iyice karıştıracağa benziyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nca, 26 Ağustos 2000 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan "Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Yönetmeliği" ile ilginç bazı düzenlemeler yapıldı.

Bunlardan biri olan ve Bankalar Kanunu'nun 15/3. maddesine dayanılarak yapılan düzenlemeye göre, bazı bankaların Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na intikal eden takipli banka alacaklarının, fonun bir alacağı olarak ele alınması ya da bu niteliğin kazandırılması suretiyle;

* Limited şirketlerden tahsil olanağı bulunmayan alacaklar, sermaye hisseleri oranında, doğrudan doğruya, limited şirket ortaklarından takip ve tahsil edilecek (Yönetmelik Md. 18/i).

* Anonim şirketlerde ise, şirketin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya TAHSİL EDİLEMEYECEĞİ ANLAŞILAN alacaklar, yönetim kurulu üyelerinin şahsi mal varlığından takip ve tahsil edilecek (Md. 18/j).

Hemen belirtelim, fondaki bankalar; Türkbank, Bankekspres, İnterbank, Egebank, Sümerbank, Yaşarbank, Esbank ve Yurtbank'tan oluşuyor.

Yönetmelikle yasa zorlanıyor
Kamu alacaklarının takip ve tahsiliyle ilgili 6183 sayılı yasayı ve 4389 sayılı Bankalar Yasası'nın 15/3. maddesini dikkatle incelediğimizde, yönetmelikle yapılan yukarıdaki düzenlemelerin, bu yasalarda yer alan hükümlerle uyumlu olmadığını farkediyoruz. Bankalar Yasası'na göre, Fon, bankaların alacaklarını temlik yoluyla devralacak, önceki alacaklının (yani bankanın) sahip olduğu haklar temlik alana intikal edecektir. Temlik alacaklısının, bunun dışında bir hakka sahip olması mümkün değildir. Fonun devralacağı banka alacaklarına, 6183 sayılı yasanın avantajlarını tanımak, diğer alacakların da haklarını doğrudan etkileyecektir. Kredi alacağının, sonradan devlet alacağı haline gelmesi, örneğin borçlunun menkul ya da gayrimenkulüne daha önceden haciz uygulayan başka bir alacaklının, söz konusu haczine, satış aşamasına kadar haciz talebinde bulunmak suretiyle, fonun da iştirak etmesi anlamına gelecektir.

6183 uygulanamaz
Fona devredilen bankaların açmış oldukları kredilerden doğan alacaklara, 6183 sayılı yasanın uygulanmaya çalışılması ciddi sorunları da beraberinde getiriyor.

Yönetmelikte, fon tarafından devralınan takipli banka alacaklarının; 6183 sayılı yasa hükümleri uyarınca takip ve tahsil edilebileceği öngörülmektedir. Eğer bundan kastedilen, Fon'a devredilen bankaların açmış oldukları kredilerden doğan alacaklar ise, bu mümkün değildir. Çünkü daha önceki tarihlerde, bankaca açılan krediler; tamamen özel hukuk sözleşmesi hükümleriyle belirlenmiştir. Bu sözleşmelerden doğan alacaklara, 6183 sayılı yasanın uygulanacağına dair hiçbir hüküm yoktur. Kaldı ki, böyle bir hüküm olsaydı bile, bu genel hukuk kurallarına ve Anayasal ilkelere aykırı olurdu. 6183 sayılı kanunun takip ve tahsil hükümlerinin uygulanması gereken Fon'un alacakları; Fon'un doğrudan kendi alacaklarıyla ilgili olan alacaklardır. Fon, temlik yoluyla devraldığı banka alacaklarında, önceki alacaklarının (bankanın) sahip olduğu hakları da devralmış olmaktadır. Bunun dışında bir hakka sahip olması mümkün değildir. Aksi halde, aynı borçludan alacaklı olan diğer banka veya tüzel ve gerçek kişilerin alacak hakları aleyhine farklılıklar yaratılmış olur. Ayrıca, devralınan bankalardan daha önce özel hukuk kurallarına göre kredi almış olan, çok sayıdaki firmanın yönetim kurulu üyeleri, doğrudan kişisel mal varlıkları ile sorumlu hale gelmiş olurlar ki, bu da hukuka aykırıdır. Burada esas olan, fonun amme alacağı olarak korunan alacaklarının, ancak fonun doğal faaliyetlerine bağlı olarak ortaya çıkan alacaklar niteliğinde olması gerektiğidir. Başka bir anlatımla, fonun devraldığı bir banka nedeniyle ortaya çıkan alacaklarının, kamu alacağı haline dönüşmesi, Anayasal anlamda sözleşme özgürlüğü ve eşitlik ilkelerinin ihlaline, doğru çalışan bankaların da, aynı borçludan olan alacaklarını, fon nedeniyle tahsil edememeleri ve daha sonra sorumlu duruma düşmeleri gibi, sonuçlara neden olabilecektir.

Sonuç olarak belirtmek gerekirse, yakın geçmişte Maliye'nin, yasalara aykırı olarak tebliğlerle ve kararnamelerle yaptığı vergi almaya yönelik düzenlemeler, Danıştay'ca tek tek iptal edildi. Şimdi benzer uygulamaların, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nca yönetmeliklerle yapılmaya çalışılması halinde de, çok ciddi sorunlar ortaya çıkabilir.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır