kapat

18.09.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Troy
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
banner
Bizim City
Sizinkiler
Rehber
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
EMİN ÖZTÜRK


Demeç ekonomisi

Politikacılar demeç ve eylemleriyle muhtemelen arzu etmedikleri ekonomik sonuçlar yarattı. Bu durum önce tahvil, sonra da mevduat faizlerine yansıdı

Geçen Pazartesi günkü yazımıza "Karamsarlık doruktaydı" başlığını atmıştık. Geçtiğimiz hafta piyasaların hissiyatını hızlı bir şekilde olumluya çevirecek yönde gelişmeler olduğunu söylemek zor. Görebildiğimiz kadarıyla, bir önceki hafta tahvil piyasasında görülen faiz artışları geçtiğimiz hafta mevduat faizlerine de yansıdı ve pek çok banka 3-5 puan civarında artış yaptı. Bankaların mevduat faizleri ikincil piyasadaki tahvil faizleri gibi sık değişen bir şey değil. Dolayısıyla, mevduat faizlerinde artışı piyasalarda ortaya çıkan durumun tescili olarak görmekte yarar var.

Faiz düzeyinin yükselmesi yönündeki ilk önemli olay Ağustos ayındaki büyük Hazine itfası ve buna bağlı olarak Merkez Bankası'nın piyasayı fonlama miktarını düşürmesi idi. Ancak, ondan sonraki gelişmelere politikacıların önemli katkılarının olduğu söylenebilir. Bu katkıları üç noktada toparlayabiliriz:

* THY'nin zam politikasından enerji konusuna kadar çeşitli alanlarda hükümetin çeşitli bakanları arasındaki anlaşmazlıkların su yüzüne vurması;

* Türk Telekom hisse satışının bu yıl da gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması;

* IMF'yi hedef alan bir demecin 1970'li yılları andıran bir ton ve uslup ile bizzat Başbakan tarafından dile getirilmesi.

Muhtemelen faizlerin artması yönünde önlemler alınması için hükümet mensuplarını ikna etmek kolay olmazdı. Ancak aynı sonuç verilen demeçler ve telekom satışının sonuçlandırılmaması yoluyla gerçekleşmiş oldu.

Yurtdışında petrol tedirginliği
OPEC üyelerinin üretim artırma kararlarına rağmen uluslararası piyasalarda petrol fiyatları yüksek kalmaya devam ediyor. Önümüzdeki kış mevsiminin sert geçmesi durumunda petrol fiyatlarının 40 dolar düzeyine çıkması da ihtimaller arasında. Petrol fiyatlarındaki bu gelişmeler şüphesiz uygulanmakta olan programın en büyük talihsizliklerinden birisi. Yüksek petrol fiyatlarının en önemli etkisi petrol ithalatının ve cari işlemler açığının artması yönünde oldu. Enflasyon üzerinde doğrudan bir olumsuz etkiden bahsetmek zor çünkü yurtiçi fiyatlar vergilerde yapılan ayarlamalar ile istikrarlı tutulmaya çalışılıyor. Bu uygulamanın olumsuz sonucu ise petrol tüketim vergisi tahsilatının azalması yoluyla kamu maliyesi üzerine. Ancak, diğer vergi gelirlerindeki performansın iyi olması nedeniyle bütçede bir sorun doğmuş değil. Avrupa'daki çeşitli ülkeler geçtiğimiz hafta petrol konusunda başka bir sorunla daha karşılaştılar. Kamyoncuların petrol üzerindeki yüksek vergileri protesto etmek üzere yolları tıkayarak rafinerilerden sevkiyat yapılmasını engellemeleri sıkıntılara yol açtı. Ham petrolün fiyatı yüksek kaldığı müddetçe bu gerginlik sürecek gibi görünüyor.

Parasal verilerin yansıttıkları
ProgramIn başlamasıyla birlikte faizlerin hızla düşmesinin ve ekonomide görülen talep canlılığının yansımalarını parasal verilerde görmek mümkün. Kısaca özetleyecek olursak:

* Döviz tevdiat hesapları yıllık yüzde 30 civarında bir hızla artmaya devam ediyor. Diğer bir deyişle, program başladığından beri döviz tevdiat hesaplarında bir çözülme olması bir yana hızlı bir artış eğilimi var.

* Gerek M2 (emisyon artı vadeli ve vadesiz TL mevduat) gerekse M2Y'nin (M2 artı döviz mevduatı) artış hızları geçen yılın sonundan beri hızla düşüyor. M2Y içindeki döviz tevdiat hesapları nedeniyle bu eğilim M2Y'de daha az belirgin. Büyük ölçüde TL mevduattan oluşan M2'deki artış yavaşlarken döviz tevdiat hesaplarındaki artışın sürmesi muhtemelen TL mevduat tutmanın cazibesini kaybetmesi ile ilişkili.

* Repo hacminde ise son derece dalgalı bir seyir olduğu görülüyor. Bu dalgalı eğilim gecelik faizlerin dönem dönem çok fazla düşmesi ama arada bir tekrar cazip hale gelmesinin bir yansıması gibi.

* Son olarak, ticari bankaların verdikleri kredilerin artış hızında son aylarda yukarı doğru bir eğilim olduğu görülüyor. Bu eğilim ekonomideki talep canlılığı ile yakından ilgili.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır