kapat

18.09.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Troy
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
banner
Bizim City
Sizinkiler
Rehber
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ŞÜKRÜ KIZILOT(skizilot@sabah.com.tr )


Özelleştirme ne durumda?

Türkiye uzun süredir özelleştirmeyi konuşuyor. Özellikle bu yıl, özelleştirmeden son 10 yılda elde edilenin üzerinde gelir sağlanması olayın heyecanını artırdı. 2000 yılında ivme kazanan özelleştirme uygulamaları nedeniyle, yıl sonu itibariyle özelleştirme programı hasılatı olarak 5.2 milyar dolar bekleniyor. Ulaştırma Bakanlığı ve Enerji Bakanlığı'nın gerçekleştirmekte olduğu imtiyaz haklarına ilişkin lisans devirleri ile birlikte, özelleştirmeden 2000 yılında 7.6 milyar dolar, 2002 sonu itibariyle de 17.6 milyar dolarlık gelir bekleniyordu.

Evdeki hesap ve çarşı
Yılın bitmesine yaklaşık üç ayın kaldığı şu günlerde, 2000 yılı özelleştirme hedefinin tutmayacağı ortaya çıktı. Türk Telekom ihalesinde ortaya çıkan olumsuz gelişme sonucu, 2000 yılı özelleştirme gelirinin 5.9 milyar dolarda kalacağı, 7.6 milyar dolarlık hedef rakamda ise, 1.7 milyar dolarlık açık olacağı daha şimdiden belli oldu.

Yıl sonuna kadar hedeflenen, Tüpraş'ın ikinci halka arzı, Petkim, Erdemir ve THY ihaleleri dahi, hedefi yakalamaya yetmeyecek.

Özelleştirme konusunda bir başka sorun da, Doğu ve Güneydoğu'daki uygulamalarla ilgili. Başbakan Ecevit'in, Yaklaşım Dergisi'nin Eylül sayısında yayımlanan makalesinde de belirttiği gibi, Doğu ve Güneydoğu'da özelleştirilen kuruluşlar, genellikle üretimi kısıyorlar. Daha çok, arsa spekülasyonu yoluyla veya başka yollardan kâr sağlamanın yollarını arıyorlar. Bu nedenle, bölgedeki işadamları da dahil özelleştirmeye karşı tepkiler oluşuyor. Özelleştirmeye öncelikle bankalardan başlanılması gerekirken, Doğu ve Güneydoğu'da yer alan ve bu bölgelerin hayat damarlarından birini oluşturan hayvancılık sektörünün bel kemiğini teşkil eden Et ve Balık Kurumu, Süt Endüstrisi Kurumu ve Yem Sanayii şirketlerinin özelleştirilmesi ile başlanılmış olması, bu bölgelerdeki bugünkü olumsuz tablonun ve özelleştirme karşıtı atmosferin oluşmasına neden olmuştur. Bundan dolayı da, hükümet bünyesinde, Et ve Balık Kurumu'nun özelleştirme kapsam ve programından çıkartılarak, anılan bölgelerde devlet eliyle yeniden yatırımlar yapılması suretiyle bölgedeki hayvancılığın canlandırılmasına yönelik tartışmalar hız kazandı.

Önce bankalar
Özelleştirmenin gerekliliği, artık toplumun büyük bir kesimi tarafından kabul ediliyor. Özelleştirmenin ülkemize sağlayacağı en büyük kazanım, orta ve uzun dönemde makro-ekonomik istikrarın sağlanması olacak. Ayrıca bu kuruluşlara her yıl devletin yapmakta olduğu yardım ve görev zararı ödemelerinin azalması sonucu bu kuruluşların bütçe üzerindeki olumsuz etkileri de sona erecektir.

Halen özelleştirme kapsamında 52 kuruluş var. Bu kuruluşların 27'sinde kamu payı yüzde 50'nin üzerinde.

Siyasi ve ekonomik istikrarın birlikte mevcut olduğu dönemlerde adım adım gerçekleştirilen özelleştirme uygulamaları ile Türkiye ekonomisine çok olumlu katkılar sağlanmaktadır. Bu nedenle Türkiye, özelleştirmeyi en kısa sürede tamamlamak zorundadır. Özellikle bankacılık ve finans sektöründeki özelleştirmelerin üzerinde önemle durulmalıdır. Bu çerçevede, T. HalkBankası A.Ş. ve T.C. Ziraat Bankası gibi özel işlevli bankaların misyonları ve organizasyon yapıları yeniden tanımlanmalı, T. Emlak Bankası A.Ş. ise en kısa sürede özelleştirilmeli¥

Bu arada özelleştirmenin üç ayrı kurum tarafından yapılması da, zaman zaman ciddi sorunlar yaratıyor. Üç başlı uygulamanın, tek bir merkezden yönetilmesi, özelleştirme çalışmalarının etkinliğini artıracaktır.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır