


Olimpiyatları biz nasıl yaparız?
Rauf Tamer'i okumaya bayılıyorum, batarya gibi, ruha enerji yüklüyor.
Burada bir parantez açayım, (Güne enerjik başlamak için NTV'de Ceren Akıllıoğlu'nun sabahın köründe güler yüzünü görmek de doping etkisi yapıyor. Parantezi kapatıyorum.)
Rauf Ağabey, olimpiyatların açılışını izlemiş, belli ki beğenmiş, "Bunu biz de yaparız. Yapamayız düşüncesi, yapılmamasının kökenindeki neden. Bu kafayı değiştirelim, kendimize güvenelim" mesajı veriyor. (Cumartesi, SABAH.)
***
Bu gazı aldım, olimpiyatları öyle seyrediyorum...
Seyrettikçe Rauf Tamer gözüyle bakıyorum...
Böyle bir stat, yaparız evelallah, hem de projesinden, elektroniğine Türk emeğiyle, sorun yok.
Görüntü, güzellik deseniz...
İstanbul, Sidney'i katlar cebine koyar!
Lakin seyrettikçe aldı beni bir düşünce...
Doğal konum tamam.
Tesisler tamam
Olimpiyatların içini nasıl dolduracağız?
Bir sürü branş var, oralarda bir tane bile Türk sporcu yok.
Hadi bisiklette falan esamemiz okunmuyor ama olimpiyatların temelini oluşturan atletizmde bile yok gibiyiz.
Evet yaparız, elbette yaparız ama önce bir Ğhemen her branşta- olimpik atlet yetiştirme seferberliği başlatmak lazım.
Şampiyon olmak elbette güzel, Halil Mutlu'nun yaşattığı keyfi tatmak güzel.
Ama branş başına düşen sporcu sayısına bakın...
Orada zayıfız.
Olimpiyatların içini dolduramıyoruz.
***
Düşünce bu ya, durduk yerde insanın aklına geliyor.
Rauf Tamer'in bereketli yazısından sonra bir tanesi daha geldi, "Merhaba" dedi.
"Biz kaç şehrimizde olimpiyat düzenleyebiliriz" diye yoklama çekiyor...
İstanbul tamam, Ankara, İzmir belki. Belki Bursa da.
Amerikalılar'a baksan, hemen her büyük şehirlerinde düzenleyebilirler.
Almanlar üç dört şehir rahat çıkartır, Fransızlar öyle, İtalyanlar keza, Japonlar mutlaka...
Bir ülkenin olimpiyat düzenleyebileceği şehir adedini, neredeyse bir gelişmişlik kriteri olarak kullanmak mümkün.
***
Şimdi şehir ve gelişmişlik kavramına geldik mi?
Buradan yelken açalım...
İki yıl sonra İstanbul'da havaalanından metroya binip Taksim'de inebileceksiniz.
Aslında İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bırakacak olsanız, Boğaz'ın altına tüp geçit yapıp metroyu oradan da geçirecekler. Parasını bulmuşlar, hesap kitap yapmışlar, hesap tutuyor.
Nerede takılıyorlar?
Ankara'da!
Yerel Yönetimler Reformu çıkmadığı için bütün şehirler göbeğinden Ankara'ya bağlı, ille Ankara akıl edecek.
İstanbul-Ankara arası hızlı tren projesi lafta kalan Ankara.
Bolu Tüneli'ni depreme gömen Ankara.
Enerji yatırımını es geçip memleketin pilini bitiren Ankara.
***
Herkes kendi yağıyla kavrulsun deseler, yerel yönetimlerin elini ayağını tutmasalar...
İstanbul da Olimpiyat düzenler, Ankara da, İzmir de, Bursa da...
Tesislerini de bitirir, sporcusunu da yetiştirir.
İstanbul'dan küçük ülkeler olimpiyatlara neredeyse bizden daha çok sayıda atlet yolluyor.
Kafalar değişsin, değil Olimpiyat yapmak, bizi tutabilene aşkolsun...
Ama bizde bir tane "Merkezi Fren Mekanizması" (MFM) var!
Üstelik böyle olduğunu biliyor, değişsin diye "Reform Paketi" adında güzel bir kanun hazırlıyor.
Lakin yine MFM devreye giriyor, öylece duruyor.
***
Olimpiyat meşalesi "Biz de yaparız" duygusunu tutuşturdu ya...
Oradan başladık nerelere geldik...
Türk'ün kendine isyanı derin bir duygu.
"Milliyetçiliği tarih kitaplarında arayacağımıza, basalım gidelim hadi artık, kendimize rağmen" diyeceğim ama tarih kitabında takıldım işte...
"Avrupa şövalyelerinin ağır zırhlıları karşısında Türkler bir nevi fanila gibi kollarını açıkta bırakan hafif bir zırh giydiklerinden çok daha hızlı hareket ediyor, o çevik süvariler karşısında kimse duramıyordu..."
O zamanlar akıl etmişiz işte, sonra üzerimize bir ağırlık çökmüş demek ki!
***
Bağımsız, eli kolu tutulmayan, hızlı, çevik insanlar topluluğu.
Bu ortamı teşvik eden yaklaşımlar...
Olimpiyat yapmakla kalmayız, her alanda başarının tadını çıkartır, keyifle yaşarız!
***
Rauf Tamer bir meşale yaktı, ateşi sirayet ediyor!