


Laf ebeliği
Demokrasi paneli.
Aynı gün, aynı gece, İzmir'de, Ankara'da, İstanbul'da... televizyonların çeşitli kanallarında... hep Demokrasi platformu...
Doğrusu, önceleri iyi geliyordu.
Katılanlar enteresan laflar ediyordu. Dinleyenler faydalı şeyler öğreniyordu. Aykırı olmak uğruna yapılan ayıplar bile bazen hoşgörülüyordu.
Ne yazık... Sonra monotonlaştı.
Yüzler eskidi. Sözler eskidi. Tezler eskidi. Herşey köhneleşti.
Kabak tadı verdi.
*
Oraya çıkanların, uzlaşma için değil, meğer cepheleşme için çıktıklarını artık herkes biliyor.
Tartışma kılıfı altında karalamalar bile görüyoruz.
Tabii, bir de kişisel başarı:
- Aferin, iyi konuştun... Herifi iyi benzettin.
Haber bültenleri bile, tarafların çatışmasına dönüştü... Gündem, kaynayıp gidiyor. Bu fırsatı bana verdiğiniz için teşekkür ederim diye lafa başlayan fırsatçılar, başta Haber Bülteni olmak üzere hepimizi sömürüyor.
*
Lise münazaralarında bile bir konuşma terbiyesi vardır. Kimse kimsenin lafını kesmez. Ama açığını yakalayıp sırasını bekler. Herkesin kaç dakika konuşacağı da bellidir.
Bunlar öyle mi?
Tartışma dedikleri, şimdi yarışma olmuştur. Orada gerçeği değil, sadece galibi-mağlubu görebilirsiniz...
Size öyle geliyor.
Çünkü mağlubiyeti kabul etmiş tek kişiyi de bulamazsınız... Herkes kendi tezine âşık... Pardon, aldanmışım diyeni yok.
*
Müslümanlarla Laikler tartışıyor.
Bakın bakın, lafa bakın.
Meseleyi böyle koyarsanız, onları uzlaştırabilir misiniz? O kadar keskin bir duvar ki bu, hangi noktada birleşebilirler?
Siz televizyon tartışmalarında tarafların hangi konuda mutabakat sağladıklarını gördünüz? Fenerbahçeli'yle G.Saraylı'nın, ortak bir futbol mantığı sergileyeceklerini boşuna beklemeyin... Bütün mesele en büyük Fener... Hayır, en büyük G.Saray.
*
Son yıllarda en çok duyduğumuz laf Demokrasi.
Demokrat olmayanların bile rekor derecede kullandığı bir kelime bu... Demokrasi
Bu durumda kim kimi ikna edecek?
Siyaset ille de ezeli rekabet değildir. Tartışmalarda tarafların başarı grafiğine değil, ortak çizgisine hasret kaldık...
Neyi tartışıyorsak, o iş daha kötüye gidiyor. İyiye giden, sadece işin tartışma faslı... Çünkü, Demokrasi Paneli değil bu artık.. Panel Demokrasisi...
Gazete sütunlarında bile o hakim... Ama sonuç? Sıfır.
*
Açık söyleyeyim: Benim hiç bir saplantım yok... Doğru olanı yakalarsam, inatı bırakıp derhal şapka çıkarırım... Yeter ki iyi anlatsınlar...
Geçici 15. madde'yle ilgili bir şeyler yazdım, galiba da iyi ifade edemedim... Olanlar oldu. Gülay Göktürk'ten gayet nazik biçimde ağzımın payını aldım...
Düşündüm.
Gülay, sonuna kadar haklı.
Ne yapacaktım?.. Dediğim dedik diyerek sakat bir mantıkta ısrar mı edecektim?
Sözün kısası:
1- Birbirimizden öğrenecek çok şeyimiz var.
2- Hiçbir şey öğrenmek istemeyenlerle tartışmanın bir faydası yok.